Ana Sayfa Türkiye Ahmet Davutoğlu: Bugün yandaş medyaya çıkıp "reisçilik" yapıp itaat beyan eden birçok...

Ahmet Davutoğlu: Bugün yandaş medyaya çıkıp “reisçilik” yapıp itaat beyan eden birçok akademisyenin 28 Şubat siciline bakın, muhbirlik yapmışlardır

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 28 Şubat darbesinin yıldönümünde konuştu

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sema Silkin’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen zoom yayınına Gelecek Partisi İnsan Hakları Başkanı Serap Yazıcı, KARAR yazarı Ahmet Taşgetiren ile eski milletvekili ve ÖDP lideri Ufuk Uras da konuşmacı olarak katıldı.

Darbeci zihniyetin kalıcı kılınmasına çalışıldı. Onun için postmodern darbe denir

28 Şubat’ın diğer darbelerden farkının darbe zihniyetinin kalıcı kılınmaya çalışılması olduğunu söyleyen Davutoğlu, “28 Şubat tek hamleli bir darbe olmadığı için sivil toplumun şahsiyetsizleştirilmesi yoluyla darbe şartları oluşturulmaya çalışıldı. O süreç içinde basın, iş dünyası ve bütün sivil addedilen yapılar bu darbenin aygıtları olarak kullanıldı. 28 Şubat’ta sivil toplumun şahsiyetsizleştirilmesi üzerinden bir anlamda o darbeci zihniyetin kalıcı kılınmasına çalışıldı. Doğrudan bir darbeden farkı bu, onun için postmodern darbe denir. Darbe süreci rahmetli Erbakan hocamızın ayrılmasıyla da bitmedi. Süregelen bir şahsiyetsizleştirme politikası devam etti ve sivil toplumun direncinin bu şekilde kırılacağı düşünüldü” dedi.

28 Şubat ideoloğu Perinçek, ‘Türkiye’yi ben yönetiyorum’ diyor

Gelecek Partisi lideri, sözlerini şöyle sürdürdü:

8 Şubat ile bugün arasında ne tür süreklilikler var: Darbe zihniyetinin arkasında psikolojik olarak şu var, “Bu ülke için tek hakikatin, doğrunun sahibi benim ve ben güç sahibi olmalıyım.” Bir düşmanlar topluluğu tanımlaması yapılıyor. İtiraz eden herkesin milli beka için tehdit teşkil ettiği söyleniyor. Bunlar aynen 28 Şubat’ta irtica gelecek diye insanların mobilize edilmesi gibi, şimdi de birileri ülkeyi bölecek diyorlar. Maalesef 28 Şubat’a yol açan uygulamalara baktığımızda MGK’ya, Cumhurbaşkanlığı makamına atfedilen özel konum gibi şimdi de bunun kurumsal temeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile atıldı. Bugün maalesef otoriterliğin kurumsallaşmasıyla karşı karşıyayız. Nereye gidersek gidelim bizlere sorulan soru şu: 1- Türkiye güvenli şekilde sandığa gidecek mi? 2- Sandıktan çıkan sonuca rıza gösterilecek mi? Bunlar iktidarı bırakabilecekler mi? İttifak ettiği yapılara baktığınızda hemen hemen tümünün 28 Şubat sicilleri şaibeli. Perinçek çok açık bir 28 Şubat ideologu ve Türkiye’de cuntacılık çalışması varsa hep buna referansla kendini anlatmaya çalışmış birisi, rotayı ben yönetiyorum diyor. Bahçeli, baskıların sürdüğü 28 Şubat döneminin başbakan yardımcısı. Bugün yandaş medyaya çıkıp “reisçilik” yapıp itaat beyan eden birçok akademisyenin 28 Şubat siciline bakın, muhbirlik yapmışlardır bazıları. Bunları biz hep biliriz. Eğer Gelecek Partisi olmamış olsa çok rahat kutuplaştırılacak bir siyaset kurgulayacaklar. Bunun için bizden rahatsızlar. Şahsiyetsizleşme olgusu bugün AK Parti üzerinden bütün topluma sirayet etmiş durumdadır. Sayın Cumhurbaşkanı bütün toplumu tek düze bir ahlak anlayışına, tek düze bir kalitesizliğe mahkum etmiştir.

Serap Yazıcı: 15 Temmuz’un ardından izlenen politikalar 28 Şubat sürecinin aynısıydı

Gelecek Partisi İnsan Hakları Başkanı Serap Yazıcı ise 28 Şubat süreciyle 15 Temmuz sonrası yaşananların benzerliğine değinerek şunları kaydetti:

“Hukuk devletinin anayasamızda yer alan hiçbir güvencesi dikkate alınmaksızın 130 bin kişi bir gecede vatan haini ilan edildi, FETÖ iltisaklı ilan edildi ve ticari işletme kurarak ekmeklerini kazanmalarının, hatta yakınlarının yardım etmesinin bile önüne geçildi. 28 Şubat’ta kimlerdi vatan haini olanlar? Dindar ve muhafazakar kesimler Cumhuriyeti yıkan potansiyel kişiler olarak ilan edilmişlerdi. Peki 15 Temmuz’un ardından izlenen politikalar ne yaptı? Aynısını yaptı. Ne şekilde bunu gerçekleştirdi? FETÖ iltisakı kavramıyla. OHAL ortamında yaratılan korku ikliminde bir anayasa değişikliği kabul edilerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yürürlüğe konulmuş oldu. Şimdi bu sistemin Cumhurbaşkanı’na tanıdığı sınırsız yetkiler aracılığıyla gene toplumun belli bir kesimi terörist ilan ediliyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Cumhurbaşkanı’na sunduğu bu denetimsiz yetkilerin görünürdeki kullanıcısı sn. Cumhurbaşkanı, gerçekteki kullanıcısı ise onun koalisyon ortakları. MHP, Vatan Partisi ve bilmediğimiz diğer ortaklar. Açık bir dille söyleyecek olursak aslında bugün 28 Şubat’ın aktörleri, Cumhurbaşkanı’na sunulan yetkiler aracılığıyla çok daha geniş bir mağdur kitle yaratmaktalar. İronik olan ise AK Parti‘yi kuranların 28 Şubat’ın mağdurları olması. Umarım kamuoyu bu oyunu çözer.

Ahmet Taşgetiren: Bize Ömerler lazım demenin bir anlamı yok!

KARAR yazarı Ahmet Taşgetiren, 28 Şubat sürecinde başına gelenlere değinerek iktidarın ise bugün gelinen noktada devletin eski sorunlarıyla yüz yüze gelmiş bir yapı haline geldiğini belirtti. Taşgetiren, “Ben dışarıdan bakan bir insan olsam ‘ne yapalım yanlış bir yere girdiler, bu iddia da bitiyor Türkiye’de’ böyle bakabilirim. Dışlayabilirim. Hatta olan bitenden memnuniyet bile duyabilirim. Bir vizyon batıyor, bir dava batıyor, bir misyon bitiyor diye düşünebilirim ama acı duyuyorum. Çünkü batan şeyin bir tarafında ben de varım ve uyarılar bir anlam ifade etmiyor. Kitle, haksızlıkları görmezlikten geliyor. Olur canım öyle şeyler diyor. Hazreti Ömer, bir camide verdiği hutbe sırasında ‘Senin üstündeki elbise nasıl oluştu? Bunun hesabını ver’ diye sorabilen bir toplumu yönetiyor. O toplum olmaya yönelin dediğimizde insanlar kulaklarını tıkıyor. O devlet başkanı olun dediğimizde de insanlar kulaklarını tıkıyor. O zaman da bize Ömerler lazım demenin bir anlamı kalmıyor” diye konuştu.

Ufuk Uras: Başörtülü öğrencileri sınavdan çıkarmak için hazırlanan bir tutanağı yırttım

İstanbul eski milletvekili ve ÖDP eski Genel Başkanı Ufuk Uras da İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyesi olduğu dönemde 28 Şubat sürecine ilişkin yaşananları aktardı. Uras, fakültede bina sorumlusu olarak görev yaptığı bir gün, başörtülü öğrencilerin sınavdan çıkarılmasına ilişkin bir tutanağın eline ulaştığını belirterek, tutanağı yırttığını söyledi. Uras, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler sadece ikna odalarıyla değil öğretim üyeleri olarak başörtüsüyle derslere giren öğrencileri dersten çıkarmak gibi bir zorlama içindeydik. Bina sorumlusu olduğum yerde böyle bir tutanağı yırtmıştım ve o öğrencilerin sınava devamını sağlamıştım. Yıllar sonra Amerika’dan, çeşitli yerlerden ‘Sizin sayenizde mezun olduk’ diye kitap hediye etmeleri benim için mutluluk kaynağıdır. Sonra o yırttığım tutanağı yapıştırdım ve altında imzası olan öğretim üyelerine verdim ve çok utandılar. Bunu şunun için anlatıyorum: Mütedeyyin öğretim üyelerimiz de öyle bir baskı altındaydı ki; ortama uymak zorunda kalıyorlardı. Bu ikna odalarına dahil olan öğretim üyelerinin bir bölümünü vazgeçirdik. Bir bölümünü ise hiçbirimiz bilmiyoruz. Bir tek Nur Serter biliniyor. Diğerleri daha sonra duruma uyum sağladılar ve hangi çanak varsa o çanağın rengini aldılar. Bu, şu açıdan önemli: Biz daha sonra 28 Şubat mağduru arkadaşlarımızla beraber, 23. dönem meclisinde birlikte basın toplantısı yaparken ortak hafızaya dikkat çektik. Çünkü ahlaksızlık, başkasının dertlerine kayıtsız kalmaktır. Seküler kesim bir sınavdan geçti ve otoriter siyasetten yana olanlar bir tarafta oldu, demokratik siyasetten yana olanlar bir tarafta oldu. 28 Şubat’ın ertesi günü 1 Mart’tı ve biz 1 Mart’ta ‘Süngülerin ucunda demokrasi olmaz, ordudan demokrasi beklenemez’ diye 28 Şubat’a karşı çok net bir tutum aldık. Fakat daha sonraki süreçlerde bir denge politikası izlediğimizin özeleştirisini vermek durumundayız. Sultanahmet’te ve Fenerbahçe‘de yaptığımız etkinliklerde ‘Ne Refah Yol ne Hazır Ol’ derken, iki eş değerde olmayan temaları eşitlemek bence doğru değildi. Darbecilerden yana olan kesimlerle birlikte tutum almadık ama meşru hükümetin politikalarını benimsemesek bile onun meşruiyetinin altını daha kalın çizgilerle çekilmesi gerektiği açık.”

Takip Et

20,216BeğenenlerBeğen
18,119TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri