Ana SayfaTürkiyeAhmet Davutoğlu, ekonomi üzerinden iktidara yüklendi

Ahmet Davutoğlu, ekonomi üzerinden iktidara yüklendi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, her pazartesi yaptığı haftalık değerlendirme toplantısı için kameraların karşısına geçti. Gelecek Partisi liderinin gündeminde ekonomi, hedefinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar vardı

Haftalık değerlendirme toplantısı için kameraların karşısına geçen Ahmet Davutoğlu, partisinin gündeme ilişkin görüş ve önerilerini aktardı. Sert sözlerle iktidarı eleştiren Davutoğlu; döviz kuru, enflasyon ve işsizlik başlıkları üzerinden ekonomi yönetimine yüklendi.

Davutoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle

Son dört yıl boyunca bu iktidarın demokrasiden, hukuk devletinden, şeffaflıktan, denetimden ve liyakatten uzaklaşmasıyla adım adım bugünlere gelinmiştir.

Bu iktidar liyakat sahibi insanları dinlemek yerine cahil bir grup komplocu, demokrasi düşmanı ve liyakatsiz akla teslim olmuştur. Bir grup rantiyecinin isteklerine teslim olmuştur.

Ekonomideki olumsuz gidişi kendi yaptığı hatalar yerine sürekli “küresel piyasalardan gelen döviz ataklarına, sözde dış mihraklara” bağlamaktan vazgeçmiyor. Koalisyon hükümetinin ekonomimiz gibi üzerine titrememiz gereken bir alanda sergilediği bu ciddiyetsiz, basiretsiz ve cahilane tutum ülkemiz için en büyük tehdittir.

Ekonomimiz bir felakete sürükleniyor ama iktidar ekonominin ne kadar güçlü olduğundan, iyi yönetildiğinden, şaha kalktığından bahsediyor. Bu durum artık neredeyse siyasetin değil psikolojinin konusu haline gelmiştir. İktidar sözcülerinin kendilerinin de bu anlattıkları masallara inanmadıklarını elbette biliyoruz.

Dış mihrak, yabancı güçler, gizli odaklar, manipülasyonlar… Soruyoruz kim bunlar, nasıl saldırıyorlar ekonomimize, nereden saldırıyorlar. Cevap yok elbette. Hazine ve Maliye Bakanı krizden bu yana neredeyse bir haftadır ne bir açıklama yaptı ne de ortalıkta göründü. Korona krizi esnasında sağlık bakanının, orman yangınları esnasında Orman Bakanı’nın susmasını düşünebilir misiniz?

Bakınız, çok açık bir şekilde söyleyeyim, bugün ekonomimizin yaşadığı kriz %100 bu iktidarın ürünüdür. %100 yerli ve milli bir krizdir. %100 Ankara’da icat edilmiş bir krizdir.

Asıl görevi fiyat istikrarını sağlamak olan TCMB Başkanı’nı, enflasyonu düşüremediği için değil “faizi düşür” talimatınızı yerine getirmediği için tüm teamüllere aykırı bir biçimde bir gece kararnamesi ile görevden aldınız. Böylece bütün dünyanın ve Türkiye’deki bankalarımızın Merkez Bankasına olan güvenini sıfırladınız.

Ülke içinde “ekonomimize saldırıyorlar”, ülke dışında ise “lütfen küresel dayanışmaya bizi de dahil edin” diyen tutarsız, ikiyüzlü ve ilkesiz yaklaşımınız nedeniyle; bir gün Londra’da diğer gün Washington’da merkez bankalarını kapı kapı gezdiğiniz halde tek kuruş swap anlaşması yapmayı da beceremediniz.

Korona krizi ile birlikte Merkez Bankasına 72 milyar TL’lik menkul kıymet sattığınız halde bu kaynağı nereye nasıl kullandığınızı şeffaf bir biçimde açıklamadınız.

Kıskanıyorlar dediğiniz, sözde başarılarını anlattığınız, sosyal medya kampanyaları ile “yedirmeyiz” dediğiniz Hazine ve Maliye Bakanı’nın performansını somut verilerle, oraya buraya çekiştirmeden özetleyeyim.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin başladığı, Hazine ve Maliye Bakanı’nın görevi devraldığı günden bu yana;

Döviz kurundaki artış %60 olarak gerçekleşmiş,

Sözde faiz karşıtı politikalarınıza rağmen devletin faiz ödemeleri %85 artarak 120 milyar TL’ye çıkmış,

Kamu bütçesindeki açık 68 milyar TL’den 155 milyar TL’ye ulaşmış,

2020 yılında ekonomik daralmanın nispeten çok sert olmayacağı varsayımı altında dahi yaklaşık kişi başına düşen milli gelirdeki kayıp %35’i aşmış,

İşgücüne katılma oranı %53,8’ten %47,2’ye gerilemiş, işsizlik oranı “işgücüne katılma oranındaki sert gerilemeye rağmen” %10,2’den %12,8’e çıkmış,

İşgücü piyasasına dahil olamayan nüfusumuz tam 5 milyon kişi artmış,

15-24 yaş arası gençlerimiz de işsizlik oranı 6 puanlık artışla %19’dan %25’e yükselmiş. Her dört gencimizden biri işsiz kalmış.

Akıl dışı tutarsız politikalarınız nedeniyle Türk Lirasına olan güven kaybolduğu için, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı %30 düzeyinde artmış,

Uluslararası yatırımcılar Türk finansal varlıklarından 17,1 milyar dolarlık varlığı satıp arkasına bakmadan kaybolmuş,

Uluslararası piyasalarda Türk Lirası faizinde dalga boyları rayından çıkmış, Türk Lirası 4 haneli faiz oranları ile işlem görür hale gelmiş.  

Enflasyon gelişmiş ülkelerde yıllık %0,4 gelişmekte olan ülkelerde ise %4,2 iken ve ülkemizde yıllardır %5 hedefi olduğu halde, hiçbir ayda  tek haneli rakamları dahi görememiş.

Milletimiz gelişmiş ülkelerin 30, gelişmekte olan ülkelerin ise 3 katı enflasyona maruz kalmış. Son 2 yılda birikimli enflasyon oranı %30’u aşmış.

95 milyar dolarlık TCMB rezervleri arka kapı operasyonları ile kamu bankaları üzerinden şeffaf olmayan yöntemlerle satılmış,

Hiçbir hükümetin kullanmayı aklına dahi getirmediği 40,8 milyar TL’lik Merkez Bankası ihtiyat akçesi bütçeye yama edilmek için kullanılmıştır

Siyasetin hesap vermesi bir tercih değil, zorunluluktur. Hem demokratik hem siyasi hem de ahlaki bir zorunluluktur.  Milletin oyuyla ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenen her siyasetçi, ülkeye verdiği zarar için bir bedel ödemek mecburiyetindedir.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,933TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri