Ana SayfaTürkiyeAhmet Davutoğlu: Emevi Cami'inde namaz kılma sözünün kime ait olduğu belli

Ahmet Davutoğlu: Emevi Cami'inde namaz kılma sözünün kime ait olduğu belli

Fox TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat adlı haber programına konuk olan Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Gelecek Partisinden Suriye politikasına; 17-25 aralıkta yaşananlardan Erdoğan’ın ithamlarına kadar birçok soruyu cevaplandırdı.

Erdoğan’ın ithamı

İstanbul Şehir Üniversitesi ve Bilim Sanat Vakfı’na kayyum atanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ahmet Davutoğlu, “Cumhurbaşkanımızın dolandırıcılık suçlaması beni hüzünlendirdi. Şehir Üniversitesi arsasının tahsisi de Sayın Cumhurbaşkanı Başbakan iken yapılmıştır. Ortada hiçbir hukuksuzluk yoktur. Varsa hukuksuzluk hukuki süreç başlatılmalıdır. Bir hukuksuzluk var o da şu; Türkiye’nin en değerli üniversitelerinden birine siyasi bir cezalandırma aracı olarak görülerek baskı yapıp tasfiye etmeye çalışmak en büyük hukuksuzluktur. Bir Vakfa kayyım atanması Osmanlı tarihi de dahil Andolu’da vakıf geleceğine yapılan en büyük darbedir. Osmanlı tarihi de dahil hiçbir dönemde vakıflara el konulmamıştır. ” dedi.

Pelikan, Suriye meselesini üzerime bırakmaya çalıştı

Suriye politikasıyla ilgili öz eleştiri yapmaya hazır olduğunu fakat bir takım çevreler ve troller tarafından kasıtlı olarak hedef gösterildiğini söyleyen Ahmet Davutoğlu, açıkça Pelikan ismini de zikretti. Davutoğlu, Küçükkaya’nın, “Bu işin sorumluluğunda Ahmet Davutoğlu’nun etkisi nedir?” sorusuna da şöyle cevap verdi: Görev yaptığım dönemde ne yaptıysam bu konuda sorumluluktan kaçınmam. Başbakanlığı bıraktıktan sonra ana akım medyada ilk defa bir programa katılıyorum. Dolayısıyla 3.5 yıldır tek taraflı bir propaganda işledi. Peliklan ve çevresi bütün suçu şahsen benim üzerime yüklemeye çalıştı. En kolay eleştirilebilir kimse ona yöneldiler. TC bir devlet, bir geleneği var. O dönemde cumhurbaşkanı 3 başbakan geçmiş 4 genel kurmay başkanı geçmiş ve tek sorumlusu bir kişiye atfediliyorsa burada samimiyet olmaz.

Gelecek Partisi lideri sözlerine şöyle devam etti:

Suriye konusunda tek suçlu görülmem haksızlık. özeleştiriyi yapmaya her zaman hazırım. 3,5 yıldır benimle ilgili bir kara propaganda işletiliyor. Esad’ın yaptıklarına sessiz kalanlar özeleştiri yapmalı. Suriye konusunda dönemimde diplomatik bir hata yapıldığını düşünmüyorum. Dönemimizdeki dış politika rejiminin bir kısmı geneline mal edilemez. Suriye rejimi bir azınlık rejimidir. Suriye’nin dünyaya açılabilmesi için samimiyetle gayret sarfettik. Türkiye’nin kapasitesi ölçüsünde elimizden geleni yaptık. Suriye’de kriz çıktı, Esad Türkiye sırında kontrolü kaybetti. Türkiye müdahale ettiği için Suriye ‘de kriz çıkmış değil. Türkiye aynı anda tüm taraflarla olumlu dış ilişkiler yürütebilmelidir. ABD ile istikrarsız bir ilişkimiz var. Siyasette ağırlık koymamam için sürekli suçlu konumunda tutuldum

Emevi Camii sözünün kime ait olduğu belli

Ahmet Davutoğlu, Emevi Camii’nde namaz kılma iddiasıyla da ilgili de “Hiçbir zaman irrasyonel bir dil kullanmadım. Kime ait olduğu belli. En kolay saldırılabilir konumdayım” dedi.

4 bakan yargılanmalı

“En doğru yolun yüce divanda aklanmak olduğu kanaatindeydim. Şu anda da öyle düşünüyorum. Bir takım iddialar varsa ve bu iddialar aklandığında kamuoyu vicdanı rahat eder. Burada bir görüş ayrılığımız oldu, doğru.”

Ben yurt dışındayken MKYK’yı topladılar

İsmail Küçükkaya’nın, “Siz seçim kazandınız. Size Sayın Erdoğan bırak dedi siz de bıraktınız. Bırakmasaydınız bu millî iradeye sahip çıksaydınız ne olurdu?” sorusunu da yanıtlayan Ahmet Davutoğlu, “Bir kere hem şahsi hukuk hem de devlet hukuku anlamında terk etmediğim ilkelerim vardı. Yetkili ve sorumsuz bir başbakan ile sorunlu ve yetkili cumhurbaşkanı arasında hep gerilimler yaşandı. Sayın Cumhurbaşkanı ile benim yakın bir dostluğum var. 2008’de benim siyasete girme kararım parti kapatma kararıyla olmuştu. Hem başbakanlık makamının hem kendi içindeki tutarlılığını korumak için çok çaba sarf ettim. 2016 baharında yüzde 49,5 gibi büyük bir halk desteği ile hukuktaki reformları yapabilecekken çok ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Bir takım çevreler bu görüş ayrılıkları üzerinden cumhurbaşkanı ve başbakanın ilişkisini bozacak şekilde devreye girdiler. Bu bir noktaya geldi. Bu ayrılıklarla birlikte uyumlu şekilde çalışma esasları kaybolmaya başladı. Ben yurt dışındayken arkadaşlarımızın MKYK’da benim yetkilerimi kısıtlayacak bir karar almak için toplanmaları. Bu beni bir tercih yapmak durumunda bıraktı beni. Orada Türkiye’nin ekonomisinin siyasetinin geleceğini 2001’de Ecevit ile Sezer arasında yaşananlar gibi tehlikeye atmamak için bir fedakârlık yapmam gerektiğini, bırakmam gerektiğini düşündüm. Ben artık geriye bakmıyorum, geleceğe bakıyorum.” ifadelerini kullandı.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,702TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri