Ana SayfaTürkiyeAhmet Davutoğlu: Gezi olayları, bir çevre olayı olarak başladığı anda bir diyalog...

Ahmet Davutoğlu: Gezi olayları, bir çevre olayı olarak başladığı anda bir diyalog kurulabilmeliydi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Çağlar Cilara’nın Onuncu Köy isimli programının konuğu oldu.

Gezi olaylarından, 17-25 Aralık’a kadar merak edilen birçok konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi lideri, çarpıcı açıklamarda bulundu.

İşte Ahmet Davutoğlu’nun konuk olduğu programdan satır başları

Gezi olayları başta bir darbe teşebbüsü değildi

Gezi olaylarının çıkış sebebi bir komplonun, bir darbenin teşebbüsüydü değil. Daha iyi yönetilebilirdi. İlk başta, Gezi olaylarında, ben samimiyetle de bunu Sayın Erdoğan ile ve kabinede her yerde dile getirdim. Bir çevre olayı olarak başladığı anda bir diyalog kurulabiliseydi biz, o türbülansta, bütün bölgenin türbülansa girdiği şeyde çok rahat bir ortamda, çok rahat bir açılım yapılabilirdi ama maalesef başlarda bu diyalog imkanı olmadı. Sonra da, daha sonra anlaşıldığı şekilde Polis’in içine, MİT’in içine nüfuz etmiş olan FETÖ’cüler ve birtakım tahrik eden terör unsurları, o ilk aşamadaki barışçıl ve şiddete başvurmayan bir çevre hareketinin mahiyetini değiştirdi. Biz, hükümet olarak o zaman ilk başlarda o çevre hareketini -ki ben bunu çok söyledim, çok teklif ettim hatta o sırada Taksim Dayanışma Platformu’nun başkanıyla da konuştum. Tabi görevim olmamasına rağmen, Dışişleri Bakanıyım ama- mümkün olduğu kadar bu meseleyi suhuletle geçebilmek için. Birinci aşamada çevre hareketi, barışçıl bir hareket. İkinci aşamada ise bütün bu tahriklerle ve emniyet içinde daha sonra FETÖ unsurlarıyla irtibatlı grupların yaptığı tahrikler, dışarıdan da bazı terör gruplarının tahrikleriyle bir kaos çıkarma hareketine dönüştü ikinci aşamada. Dolayısıyla bütünüyle bir terör şeyi denemez ama bütünüyle masum denilecek standartı da ikinci aşamasında maalesef kaybetti.

17 – 25 Aralık hepimize dönük bir darbe teşebbüsüydü

17 – 25 Aralık bir darbe teşebbüsü, Gezi değil. Gezi daha barışçıl başlayan ama sonra saptırılan bir harekete haline dönüştü. Yani kast ettiğim içerdeki unsurlar ile dışardakiler. 17 – 25 Aralık doğrudan hükümete, hepimize dönük ve Sayın Erdoğan’a dönük bir darbe teşebbüsüydü. Zaten hatırlarsanız benim odamı da dinlediler. Üç kişi doğrudan saldırıya uğradığı tabir-i caizse. Sayın Erdoğan, ben ve Sayın MİT Müsteşarı. Çünkü, FETÖ’nün önünde bunlar, üçümüz bir engel teşkil ediyorduk ama daha sonra Sayın Erdoğan ile yollarımızın ayrıldığı yer ise, tam da dediğiniz nokta. Ben, demokrasiye birisi darbe yapmak istiyorsa çözüm demokrasidir, daha fazla demokrasidir, kamu düzenini koruyarak daha fazla hürriyettir derken; Sayın Erdoğan, özellikle anayasa referandumu sonrasında, daha fazla otorite, daha fazla güç kullanımı, daha fazla güvenlik, daha az özgürlük demeye başladı.

Bir grup, 17 – 25 Aralık’ı yapanlar ve onun arkasındaki FETÖ çetesi, doğruluğu-yanlışlığı araştırmaya gerekçesi olan ve tartışılması gereken konulardan ayrı, “Bir dönemin başbakanı” diyerek, açıkçası, halkın seçtiği başbakanı, bu iddialar üzerinden bir hükümet darbesi ile devirmek istediler. Sadece o başbakanı değil, bizi de, hepimizi. Milli iradeye bir darbeydi bu. Bu konuda benim tavrım net.

Bir grup da “Türkiye’de hiç yolsuzluk yok, yolsuzluk sözünden bahseden bile FETÖ’nün oyununa geliyor ve FETÖ’cü” diye ayrı ifrat. Şimdi benim tutumum hep şu oldu; FETÖ’ye karşı en net tavır, en net tavır, hiç tavizsiz tavır, FETÖ veya başka, hangi mesnette olursa olsun seçimle gelmiş iktidara karşı kim olursa ona karşı tavır ama bir iddia varsa onu da objektif ve şeffaf bir şekilde araştırılması.

Ben başbakanlık makamında kalmakta direnseydim, darbe yapmak onlar için daha kolay olacaktı

Benim başbakanlıktan ayrılmama giden süreçte birtakım FETÖ unsurlarının, şimdi geriye dönüp yorum yapıyorum, Türkiye’de kaos çıkarmak için benim başbakanlıktan ayrılmama sebep olan süreçler içinde aktif rol aldıklarını (şu anda yorum yaparak düşünüyorum) çünkü Türkiye’de önce bir hükümet krizi çıkarmak istediler, sonra bir darbe.

Bir çatışma olsaydı parti içinde, devlet içinde cumhurbaşkanlığı, başbakanlık makamı arasında bir gerilim olsa ve ülke bir türbülansa girseydi, onların darbe gerekçeleri daha kolay olacaktı ve devlet zaaf içinde yakalanacaktı. Muhtemeldir ki; geçmişte FETÖ’ye çalışıp, daha sonra Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık arasında fitne çıkaran ve Pelikan denilen yapılar içinde bulunan unsurların tahrikleri vardı. 15 Temmuz bitti. Çok çarpıcıdır bakın bu. İşleri ciddiye almalıyız. 15 Temmuz’dan sonra Sayın Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla Meclis’te bir araştırma komisyonu oluştu. Selçuk Özdağ, araştırma komisyon başkan yardımcısı. Sayın Reşat Petek, araştırma komisyon başkanı. Bana geldiler. FETÖ ile ilgili bir araştırma, 15 Temmuz ile ilgili. Size de soru yönelteceğiz dediler. Memnuniyetle dedim. Ben titizlikle oturdum. 80 sayfa rapor yazdım. Sonra da bunu kitaplaştırdım. Şu anda Meclis’e olan saygımı ifade etmek için söylüyorum. O komisyona benim dışımda, sorulara cevap veren üst düzey devlet yetkilisi yoktur.

Sadece bankaya para yatırdı diye insanların hayatlarının karartılması devletin kendisiyle çelişmesidir

FETÖ, bir terör örgütüdür. Bir ülkenin, modern tarihimizin en kanlı darbesinin müsebbibleridir bunlar. Dolayısıyla, kimse FETÖ’yü terör örgütü dışına çıkaracak bir terör tanımı, esneklik beklemesin ama bu esnada devletin garantisi altında açılan okullara; bankalara para yatırdı diye, sadece para yatırdı diye, insanların hayatlarının karartılması da terör kavramının genişletilmesi üzerinden, devletin o gün kurallarıyla çalışan yapılara desteği anlamına gelir.

Ahmet Davutoğlu’nun konuk olduğu Onuncu Köy Programının tamamı şu linkten izlenebilir;

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,920TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri