Ana SayfaTürkiyeAhmet Davutoğlu, partisinin Abant Kampı'nda hükumete yüklendi: Faizle mücadele ayet okuyarak ya...

Ahmet Davutoğlu, partisinin Abant Kampı’nda hükumete yüklendi: Faizle mücadele ayet okuyarak ya da slogan atarak yürütülmez

Gelecek Partisi, Kurucular Kurulu Üyeleri ve atanmış 36 İl Başkanıyla Abant’ta kampa girdi. Kampta açılış konuşmasını Genel Başkan Ahmet Davutoğlu yaparken partisinin teşkilatlanma sürecinden iç siyasete, Gelecek Partisi’nin karşı karşıya kaldığı zorluklardan Rusya meselesine kadar birçok çarpıcı değerlendirmede bulundu.

Kaygılarımız ve ilkelerimiz etrafında bir araya geldik

Her ideolojiden ve siyasi görüşten kurucular ile bir araya gelerek Gelecek Partisi’ni kurduklarını ifade eden Ahmet Davutoğlu, zorlu bir süreçten geçtiklerini söyledi. Çok kısa bir süre içerisinde partinin kurullarının oluşturulduğuna dikkat çeken Ahmet Davutoğlu, iki ay içerisinde 36 il başkanının atanmasının yapıldığını, çok kısa bir süre içerisinde de bu sayının 81’e tamamlanacağını ve bu teşkilatlanma sürecinin arkasında partide görev alan her bir parti mensubunun büyük fedakarlıklarda bulunduğunu sözlerine ekledi. Davutoğlu, “Bizi bir araya getiren şey bu ülke için taşıdığımız ortak kaygılar ve sahip olduğumuz ilkelerdir.” dedi. Ahmet Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çok farklı kesimlerden, çok nitelikli insanları bir araya toplamışsınız, nitelik güzel ama bu kadar farklı kanaat sahibi insanlar nasıl topluluk oluşturacak kaygınız yok mu? diye sordular, ‘Kaygı duymuyorum. Aynı çevreden gelip birbirine güvenemeyen insanlardan beraber olmaktansa farklı geçmişlerden gelip birbirine samimiyetle güvenen ve gerektiğinde birbirini samimiyetle eleştiren insanlar arasında olmak çok daha gurur verici.’

Konya’da açılış yapacağız diye konvoy yasağı geldi

7 Mart’ta Konya’da Gelecek Partisi’nin İl Başkanlığı binasının hizmete gireceğini hatırlatatan Gelecek Partisi lideri, geçtiğimiz günlerde Konya Valiliği’nin getirdiği konvoy yasağına da değindi. “Konya’da açılış yapacağız diye konvoy yasağı getirdiler. Zannediyorlar ki milletin gönlünde yeri olanların konvoya ya da kalabalığa ihtiyaçları var.” diyen Davutoğlu, “Zorlu bir süreç olacağını biliyoruz. İktidardaki bir parti değiliz, mecliste grubu olan bir parti de değiliz. Sesi kısılmak istenen, baskılarla önü kesilmek isteyen bir partiyiz.” diyerek sözlerine devam etti.

İlkesizlik ve savrulma

Karşı karşıya kaldığımız problemlerini iki kaynağı var diyen Ahmet Davutoğlu, “Temel hak ve özgürlükler alanına bakıldığında tam bir ilkesizlik var. Bir hak ve özgürlük kendileriyle ilgili olduğunda savunuluyor, başkasıyla ilgili olduğunda savunulmuyorsa oradan insan hak ve özgürlükleri çıkmaz oradan bir grubun hak ve özgürlükleri çıkar. Biz herkese gerektiğinde dün hasım ya da rakip olduğumuz kişilere aynı hakları geçerli görmezsek bu kaygıları ortadan kaldıramayız.” şeklinde konuşmasına devam etti.

Tutuklu yargılanma esas haline geldi

Tutuklu yargılanmaların hukuk sistemi içinde esas haline geldiğinin altını çizen Davutoğlu, “Beni asla kabul etmediğim ve hiçbir zaman da kabul etmeyeceğim şey tutuklu yargılamaktır. Çok özel bir tedbir olarak istisnai olarak bazı kişiler için geçerli olabilir ama tutuklu yargılanma bugün istisna olmaktan çıkıp esas haline geldi. Beğenmediğiniz kişileri tutuklarsınız, aylarca, yıllarca hapiste tutarsınız. İşte ByLock davasında olduğu gibi, deliller de yetersizse bir bakarsınız hiçbir zaman tazmini mümkün olmayan özgürlük kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalır, insanları ailelerinden, insanları sosyal ortamından koparır, adaleti yok edersiniz. Bir kişiyi ailesinden gerekçesiz olarak ailesinden ayırmak kul hakkıdır.” dedi.

FETÖ, PKK, DEAŞ ve Pelikan yapılarına karşı ilkesel olarak tavrımız nettir

Ergenekon ve Balyoz davalarında suça bulaşmamış kişilerin yıllar sonra suçsuzluğunun ortaya çıktığına ve insanların mağdur edildiğine değinen Ahmet Davutoğlu, “FETÖ, PKK, DEAŞ ve Pelikan yapılarına karşı ilkesel olarak tavrımız açık ve nettir. Devletin içine nüfuz etmiş, milletin gençlerini aldatmış hangi yapı varsa onlara karşı mücadelemiz, parti olarak onlara karşı duruşumuz kesin ve nettir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalı ama bunu yaparken, FETÖ davalarında özellikle, FETÖ ile irtibatlı yakın akrabaları olanların devletin en üst kademelerine getirip sonra sıradan memurların uzak akrabalıkları dolayısıyla insanları işinden, eşinden, aşından ayırırsanız buna adalet denmez.” derken masumiyet ilkesinin kişilere göre uygulandığına dikkat çekti. Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı’ndan Adalet Bakanı’na kadar kimse yargıya talimat verir şekilde konuşmamalı.” dedi.

Yolsuzluk kurumsal hale geldi

“Türkiye’de yolsuzluklarla mücadele konusunda en büyük iddialarla iktidara gelenlerin yolsuzluğun neredeyse kurumsallaşmasına sessiz kalması nasıl bir savrulmadır?” diyerek sözlerini sürdüren Gelecek Partisi lideri, “Devlette bazı kimseler beş yerden maaş alıyorlar. Bu siyasi ahlaksızlıktır, ekonomik yolsuzluktur. Seçilemeyenlere yada bazılarına konuşmasın diye makam veriliyor. Rüşvetin kayırmacılığın bu kadar yaygınlaştığı bir dönem olmadı. Biz buna karşıyız. Bu savrulma nerede duracak?” şeklinde konuştu.

Faizle mücadele ayet okuyarak ya da slogan atarak yürütülmez

“2016 Ocak ile Nisan arasında Türkiye’nin iç ve dış borçlara ödediği faiz 19 Milyar 300 milyon civarındıydı. Faizin düştüğü iddia edilen bu sene Ocak ve Nisan aylarında Hazine, iç ve dış borçlara 48 milyar 700 milyon TL ödeyecek. Neredeyse 30 milyar TL fark. Bu 30 milyar, toplam KDV tahsilatının yarısı ve yine bu 30 milyar hükümetin yatırım bütçesine koyduğu yatırımların üçte biri. Faizle mücadele ayet okuyarak ya da slogan atarak, birilerini suçlayarak yürütülmez. Faizle mücadelenin esası rasyonel ekonomi uygulamalarıdır. Ekonomiyi ne kadar irrasyonel alana çekerseniz faiz o kadar tırmanır. Millet evine ekmek götürmekte zorlanırken, sebepsiz intiharlar yaygınlaşırken siz lüks ve şatafat içinde yaşayamazsınız. Ondan sonra da millete ders verir gibi konuşamazsınız. İstatistilerle oynırken ülkeye yabancı yatırımcı bekleyemezsiniz.”

Dış politika tamamen Erdoğan’ın Trump ve Putin’le ilişkilerine bağlı

“Pelikan medyası, iktidara geldiğinde Trump’a reis diyordu. Bir süre reis, aradan zaman geçiyor, Türkiye’yi yok etmek isteyen kişi. Sonra bir görüşme yapılıyor. Tarihin en önemli görüşmesi. Bu dönemin yüz karası Trump’ın, Sayın Cumhurbaşkanı’na yazdığı hakaret mektubudur. Başbakanken bana böyle bir mektup gelse başta Dışişleri bakanı olarak müteselsil olarak o mektubu taşıyan herkesi görevden alırdım ve o mektubu o an iade ederdim. Rus uçağının düşürülmesi konusuna da değinen Ahmet Davutoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını korumak Türk hükumetinin görevidir. Gelen bir düşman uçak uyarılarımıza rağmen sınırlarımızı ısrarla ihlal etmişse savaş şartları süren bir ülkede angajman kuralları uygulanır ama o kriz yönetilebilirdi. Yönetilememesinin sebebi, cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamayla krizin tırmandırılması. O gün sınırlarımızı korumak bizim görevimizdi. Sonrasında aşırı bir suçluluk duygusuyla Rusya’nın her dediği yapıldı. Akkuyu’da bitmiş bir anlaşma birim fiyatı değiştirilmeden Rusya’ya on milyarlarca avantaj sağlandı.”

Ozan Ceyhun ve Şaban Dişli göndermesi

Son dönemlerde yapılan büyükelçi atamalarına dikkat çeken Ahmet Davutoğlu, “Milletvekili yapılamayan veya başka gerekçelerle tatmin edilmesi gereken insanlar büyükelçi olarak atandığında diplomaside ciddiyet kalmaz.” derken, isim vermeden geçtiğimiz günlerde Viyana Büyükelçisi olarak göreve getirilen Ozan Ceyhun atamasıyla ilgili de konuştu. Davutoğlu, “Sivil toplum kuruluşlarını terör örgütü olarak yansıtan birileri büyükelçi olarak atandığında diplomaside ciddiyet kalmaz.” şeklinde konuştu. “15 Temmuz darbe girişiminin en önemli öncülerinden birinin kardeşi birisi büyükelçi olarak atandığında, büyükelçilik makamı liyakatla gelinen bir makam olmaktan çıkıp insanların bir şekilde tatmin edildiği makanlara dönüşür.”

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,932TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri