Ana Sayfa Türkiye Ahmet Taşgetiren, Şırnak'ın 26 yıllık hak arayışını yazdı: Adalet aslanın ağzında

Ahmet Taşgetiren, Şırnak’ın 26 yıllık hak arayışını yazdı: Adalet aslanın ağzında

Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, 1994’te askeri uçaklar tarafından bombalanan Şırnak Uludere’ye bağlı Kuşkonar ve Koçağılı köylerinde yaşamını yitiren 38 kişinin yakınlarının ve yaralıların 26 yıldır sürdürdüğü hak mücadelesini ve Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararı değerlendirdi.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, Şırnak Uludere’ye bağlı Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin 1994’te askeri uçaklar tarafından bombalandığına, yaşamını yitiren 38 kişi ile yaralananların ve yakınlarının yaşam haklarının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermişti.

Yıldıray Oğur’un Karar’da tüm süreci detaylarıyla anlattığını söyleyen Taşgetiren, “Okurken çıldırırsınız” ifaderini kullandı.

Taşgetiren, şu ifadeleri kullandı:

Türkiye’de adaletin nasıl aslanın ağzından alındığının tipik örneklerinden birisi bu olay. 1994’ten 2020’ye, tam 26 yıllık bir adalet arayışı. 18 yılı Ak Parti iktidarı dönemine rastlıyor. 38 cansız beden. Bombalar altında paramparça olmuş çocuk, kadın, yaşlı insanların bedenleri… Bu 18 yıllık döneme, 2011’de, yine uçaktan atılan bombalarla 34 kişinin parçalanarak öldüğü Uludere faciası da giriyor ne yazık ki ve onun yargıdaki serüveni de 9 yıldır devam ediyor. 

Kuşkonar ve Koçağılı faciasının yargı sürecine baktığınızda neler görüyorsunuz?

-Önce görmezden gelme.

-Sonra “bombalama mı, yok öyle bir şey” yaklaşımı.

-Medyada “terörle mücadele ise her şey meşru” sessizliği. 

-Yargıda peş peşe takipsizlik kararları. Sanki “olay devletin olayı, bir an önce benden çıksın” tavrı. Mahkemeden mahkemeye gidip gelen dosyalar. 

-Bombalamanın kaynaklandığı askeri cenahtan yanlış bilgilendirmeler. 

-Mağdurlardan alınan çarpıtılmış ifadeler.

-Davayı yargıya taşıyan Tahir Elçi’nin ölümüne kadar devam eden çırpınışları. Tahir Elçi’nin kalleş bir kurşunla can vermesinden sonra davaya sahip çıkan avukat Neşet Girasun’un gayretleri.

-Davanın AİHM’e taşınması.2014 yılında AİHM’de verilen 2 Milyon 310 bin Euro tazminat kararının da Türkiye’de yargının sağlıklı işlemesine imkân vermemesi. 

-Ardından Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın girişimi ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmanın derinleştirilmesi ile “Yok öyle bir şey” tavrının boşa çıkması. Yani “bombalandı o köyler” noktasına gelinmesi.

-Ardından Anayasa Mahkemesi safhası ve 26 yıl sonra başta paylaştığımız AYM kararına ulaşılması: Mağdurlara 40 bin ila 130 bin lira arasında tazminat ödenmesi. 

Ne dersiniz, sade bir insan, böyle süreçlerin içinde adalete ulaşabilir mi? Hele “terörle mücadele” gibi bir gerekçenin sık sık devreye sokulduğu ve bir tarafında “Devlet”in bulunduğu ortamlarda “kurunun yanında yanan yaş” olduğunuzu anlatabilir misiniz? 

AYM kararında takipsizlik vs gibi savsaklayıcı tavırlar sebebiyle “Benzer yaşam hakkı ihlallerinde yargının önleyici rolünün sakatlandığı” belirtiliyor. Buna göre Yargı, bir anlamda devletin elinden suçluyu almak gibi bir işi başarmak durumunda kalıyor. O devlet ki her şeyi, gerektiğinde şehit vermek gibi çoğu zaman fedrakarlık da gerektiren, terörle mücadele gibi bir işle meşrulaştırıyor.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Takip Et

20,142BeğenenlerBeğen
18,112TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri