Ana SayfaTürkiyeAyhan Sefer Üstün: Başkanlık sisteminin yürümeyeceğini biz AK Parti'deyken de söyledik

Ayhan Sefer Üstün: Başkanlık sisteminin yürümeyeceğini biz AK Parti’deyken de söyledik

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, KARAR TV’de Taha Akyol ve Mustafa Karaalioğlu’nun sorularını yanıtladı. Üstün, “Başkanlık sisteminin yürümeyeceğini biz AK Parti’deyken de söyledik” sözleriyle dikkat çekti.

Anayasa çalışmalarının merkez isimlerinden biri olan Ayhan Sefer Üstün, güçlendirilmiş parlamenter sistem hazırlığını, değişim sürecini, yol haritasını, çalışmalarda hangi noktaya gelindiğini ve komu oyuna paylaşım sürecini KARAR TV’de anlattı.

MEŞRU SİYASETİN ÖNÜ TIKANIYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı kast ederek, “Edirne’deki en büyük hesabı İmralı’dakine verecek” sözlerinin hatırlatılması üzerine Üstün,

”Seçimler yaklaştıkça Türkiye normaliteden anormaliteye doğru bir savrulmayla gidecek bunu görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız geçen yıl biraz daha Cumhur İttifakını genişletebilir miyim, Millet İttifakını çatlatabilir miyim arayışındaydı. Bunların sonuç vermediğini görünce yine beka sorununu öne çıktığı bir siyasi eksene kaydığını görüyoruz. 2019’da da benzer girişimler yapıldı. Öcalan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum birisi. Buraya ziyaret edeceklerin sayısı ve niteliği kanunda açıktır. Kanun içerisinde bir akademisyen gidebilir diye hüküm yok. Ama O akademisyen 2 sefer hükümetin ve oradaki başsavcının izni ile gitti ve oradan bir mektup gönderildi ki meşru bir partiye hiza yapılsın, şuraya oy verilsin diye. Bu gün o meşhur partinin kapatma davası var ve abandıkça abanılıyor öbür taraftan da referans noktası ağırlaştırılmış hapis cezası verilen kişi gösteriliyor. Meşru siyasetin önü tıkanıyor, öbür tarafın önü açılıyor” ifadelerini kullandı. Üstün sözlerine şöyle devam etti:

”Sayın Cumhurbaşkanı özellikle prompterdan çıktığı zaman bu tür hataları çok sık yapabiliyor. Artık duygu dünyasında neler olduğunu hemen kavrayabiliyoruz. Türkiye’de seçime giderken ne pahasına olursa bu seçimi almam lazım iktidarımı yürütmem lazım diyor. Bu caba Türkiye’ye çok büyük maliyet ve yük oluyor. Ekonomi alt üstü olmuş, dış politika alt üst olmuş ama hukuk bükülsün, YSK bükülsün yeter ki seçim alınsın noktasına gelmiş. 2021’de arayış politikasını bıraktı 2019’da ki beka siyasetine geri döndü. o zaman ki figür Öcalan’dı, şimdi de öyle”

RESTORASYON YAPMAK İSTEDİK BUNDAN RAHATSIZ OLDULAR

Bir açılım sağlamak Türkiye’yi kucaklamak için büyük bir heyecanla AK Parti’yi kurduklarını belirten Üstün, ”Başta iyi de gitti. Sonraki yıllarda maalesef kırılmalar yaşandı. Ben mecliste çalışan bir siyasetçiydim. Komisyon başkanıydım, anayasa komisyonu başkan vekiliydim. Kapalı bir ortamda sadece muhatabınızla CHP vs ile bir mücadele halinde oluyorsunuz. Partide genel başkan yardımcı oldum sayın Davutoğlu başkan oldu. Dışarı çıkıp partiye bir bakalım, bir hasar tespiti yapalım geriye dönük ne olmuş diye bir baktık ki ciddi bir yıpranmayla karşı karşıyayız. Kişilerle sorunumuz yoktu kurumsal hamleler yapmak istedik, sadece restorasyon yapmak istedik ve bundan çok rahatsız oldular. Eskiden bir şey mi vardı, siz neyi restore ediyorsunuz, ne bozuldu ki dediler. Sadece bunu söylememizden rahatsız oldular” şeklinde konuşan Üstün sözlerine şunları ekledi:

”Kavgalardan bir tanesinin sebebi siyasi etik kanunudur. Bu kanunun ilk imzacısı benim. Grup başkan vekilinin de imzasını almamız gerekiyor ki partiler bilsin diye. Naci Bostancı başkan vekili olduğu için benden sonra imza atan kişiydi. Mesela Ramazan Can bugün AK Parti grup yönetiminde en fazla reiscilik yapan kişi bunun gibi 50’ye yakın millet vekili imzaladı. Komisyona kadar geldi, komisyon başkanı Mustafa Şentop’du. Kanun teklifi olarak ben sunuyorum ama muhalefetten değil de bizden birinin defans olduğunu ben orada hissettim. Ara verdik kendi komisyonumuzu topladım. Millet vekillerini ilgilendirdiği için bir vekil imzasıyla gitsin dedi Sayın Davutoğlu, partide yürütmeyi ikna etmeyi ve anlatmayı bana verdi. Sayın Cumhurbaşkanını ikna etmek üzere de sayın Lütfi Elvan’ı görevlendirdi. Lütfi Elvan reformlardan sorumlu başbakan yardımcısıydı. Sayın Lütfi Elvan da iki kere Sayın Cumhurbaşkanına izah etti. Bir takım gerekçeler sunuyorlar, biraz inceleyelim diyorlar, alt komisyona gönderelim diyorlardı. Bu tavırlardan anladım ama sadece adını değiştiremezsiniz, çalışın bu kanun çıkacak dedim. Bu kanunu komisyondan çıkardık, genel kurula geldi. Bir salı günü beni Naci Bostancı aradı, hazır ol yarın senin kanunu görüşüyoruz dedi. Bu teklifi ben 2007’de de vermiştim. Ertesi gün heyecanla koşa koşa gittim, Naci Bey’in benzi attı, sapsarı olmuş bundan vaz geçeğiz herhalde dedi. Sayın Cumhurbaşkanı aradı ”Siz benden habersiz kanun mu çıkarıyorsunuz” demiş. Efendim bu size sunulmadı mı? ”hayır ilk kez duyuyorum” diyor. Benim şok olduğum ve başımdan aşağı kaynar sular indiği bu andır. Bekletin diyebilir, çıkartmayın denebilir ilk kez duyuyorum demesi şok edici, bu kanunu çıkartırsanız ilçe başkanı dahi bulamazsınız sözü bunun üzerine gelmişti. Bu sıra sayısı (1 Nisan 2016) meclisin raflarında hala duruyor. biz siyasetçinin ahlaklı olmasını istedik birileri siyasetçinin ahlaklı olmasını istemedi.

MUHALEFETTEN GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM HAZIRLIĞI

Güçlendirilmiş parlamenter sistemin şeklen dahi Türkiye’yi umutlandırdığını ifade eden Üstün, ”Farkı kaynaklardan beslenen 6 partinin bir araya gelip Türkiye’nin can yakıcı sorunlarını ve çözümlerini konuşuyor olması umut oldu. Güçlendirilmiş parlamenter sistemin temel esaslarını ortaya koyan bir metinde hazırladık. Salı günü mecliste son toplantımızı yapıp bunu bitireceğiz. Biz partilerimize bazı ön sunumları yaptık bundan sonra ki aşamada temsilciler olarak bizim yapacağımız bir şey kalmadı. Liderlerde muhtemelen bir araya gelecektir ve önerileri olacaktır. Sonrasında bunu nasıl kamuoyuna sunacakları noktasında da bir yol, yöntem belirleyeceklerdir. Ben 6 liderin birlikte sunmasının daha etkili olacağını düşünüyorum. Türkiye açısından da bir ihtiyaç olarak görüyorum. Ayrıştırmadan ve ötekileştirmeden medet uman bir siyaset var. Bizim bunu kırmamız lazım, bu kısır döngülerden kurtulması lazım” dedi.

Üstün sözlerine şöyle devam etti:

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin yürümeyeceğini biz partideyken de söyledik. Sayın Şentop’a gittim, bakın bu olmuyor dedim. Biraz savunur gibi oldu. Sonra ”Biz bu elbiseyi Erdoğan’a göre biçiyoruz sonra ne yaparsanız yapın” dedi. Anayasayı değiştirmek bu kadar kolay bir şey mi? Bu olmaz yapmayın bunu ama yürüdüler yollarına getirdiler. Bu sistemin kötü olduğunu bir laboratuvar ortamında öğrendik hepimiz. O laboratuvar Türkiye, 85 milyon ağır bedeller ödedi. Bana sorsanız Türkiye’nin en önemli sorununun ilk beşine Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ni yazarım. Son dönemde yaşadığımız bütün kötülüklerin anasıda budur, bu düzeltmeden başka bir şeye el atamazsınız.”

CUMHURBAŞKANININ YETKİSİ NE OLACAK?

Parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı yetkilerine vurgu yapan Üstün, ”Biz eskiye geri dönmek istemiyoruz. 61-82 Anayasası’yla kurulan vesayetçi parlamenter sisteme geri dönmek istemiyoruz. Metnin girişinde 1 sayfada bunu izah ediyoruz. 1982 Anayasa’nda en büyük vesayet unsuru Cumhurbaşkanı makamıydı, bunlar siyasi hayatımızda bize sorunlar yarattı. Biz sembolik bir Cumhurbaşkanı öngörüyoruz. Devlet organları arasında denge olacak, partisiz, tarafsız, saygınlığı olan bir Cumhurbaşkanı olacak. Güçlendirilmişin bir tarafı yürütmenin, başbakan ayağıdır, bakanlar kuruludur ve bakanlardır. Bugün bakanların esamesi okunmuyor. Ortada müzakere edilecek bir organ kalmadı. Devletin birliğini temsil eden bir konumda olacak. İcraat yaparken önü açık olsun hesap verirken de imtiyaz olmasın, böyle bir kurgu yapıyoruz” dedi.

Meclisin denetlenmesi üzerine de şunları söyledi:

”Meclisin temel iki görevi var yasama ve denetim faaliyetidir. Yasamaya baktığımızda yüzde 50’si kopmuş gitmiş. Öncelikle bu çarpıklığı düzelteceğiz. Kanun yapma yetkisi meclisindir ve onda kalacak. Denetim yapma yetkisini güçlendirecek önemli argumanlar geliştiriyoruz. Meclisin bütçe hakkını teslim ediyoruz. Önce bütün bakanlıkların bütçeleri ilgili komisyona gidecek örneğin adalet ve adalet politikaları konuşulacak. Kesin hesap komisyonu vardı kapatıldı, onu yeniden hayata geçireceğiz. Bir önce ki yılın hesapları gerçekten bu meclisin karar verdiği şekilde mi gerçekleşmiş yoksa sapmalar mı olmuş bakılacak. Başkanlığı da muhalefete verilecek. Denetim komisyonları olacak. Denetimi zayıflatan en önemli unsur devlet sırrıdır. Yolsuzlukların bahanesi ticari sır olmuş.”

BAŞBAKANIN YETKİSİ NASIL OLACAK?

Başbakanın yetkilerini de sıralayan Üstün ”Bakanlar kurulunun başı olacak, bakanları çalıştıracak bakanlarda meclise karşı ortak mesul olacaklar. Başbakan güçlü bir figür olacak. Başbakanı, bakanları, ve bakanlar kurulunu güçlendireceğiz. Bunun kontrol edilebilir ve denetlenebilir bir gücü olmalıdır. Vatandaşa söz verdiği icraatlarını yapamayacak bir engelle de karşılaşmayacak” dedi

YARGI BAĞIMSIZLIĞI NASIL SAĞLANACAK?

Yargıyı yürütmenin tasarrufundan kurtarmak istediklerini belirten Üstün, ”Yargıçlarımızı bağımsız hale getireceğiz. Herhangi bir belediyede zabıta olarak çalışan bir memurun mesleki teminatı kadar teminatı yoktur yargıçların. Bütün bunları ortadan kaldıracak bir sitem kurmak istiyoruz, bunun da kalbi hakimler ve savcılar kurumudur. Bunları da ayırmak istiyoruz birinin tam bağımsız olması lazım birisinin ise yürütmeyle zaman zaman ilişkileri olabilir. Hakimler kurumunun seçiminde de bağımsızlığı temin etmek istiyoruz. Yarısını meclis seçsin istiyoruz. Bunu da nitelikli çoğunlukla seçsin 3 de 2 olarak anlaşamazsa da en güvenilir 2 kişi arasında kura çekilsin, bu durumda da partiler kendi aralarında anlaşıp uzlaşmaya gitsin. Geri kalan yarısını da tamamen yargı organlarından birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından seçilmesini istiyoruz. Anayasa Mahkemelerini güçlendireceğiz, özellikle bireysel başvuru hakkını genişletmek istiyoruz. OHAL kararnamesini kaldıracağız” şeklinde konuştu.

MERKEZ BANKASININ BAĞIMSIZLIĞI

Merkez Bankası’nın bağımsızlığına vurgu yapan Üstün, ”Merkez Bankası’nın ne kadar hayati bir kurum olduğunu acı tecrübelerle gördük. Bunu bir anayasal kurum haline getirelim, tam bağımsız olsun sadece görevine odaklansın. İşlerine odaklansın diye yürütmenin etkisinden arındıracak ve hesabının da bütçe komisyonuna verecek bir mekanizma düşünüyoruz. Fiyat istikrarına ve enflasyona odaklansın işini yapsın istiyoruz ve bunu arzuluyoruz” dedi.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,711TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri