Ana SayfaTürkiyeDavutoğlu: Ali Babacan'ın açıklamasını şaşkınlıkla, üzüntüyle izledim

Davutoğlu: Ali Babacan’ın açıklamasını şaşkınlıkla, üzüntüyle izledim

Habertürk canlı yayınında Suriye meselesinin Bakanlar Kurulu’nda hiçbir zaman gündeme gelmediğini belirterek örtük şekilde Davutoğlu’nu eleştiren Ali Babacan’a yanıt geldi.

Geçen hafta Habertürk canlı yayınında Suriye meselesinin Bakanlar Kurulu’nda hiçbir zaman gündeme gelmediğini belirterek örtük şekilde Davutoğlu’nu eleştiren Ali Babacan’a yanıt geldi. Bu akşam aynı kanalda Fatih Altaylı’nın konuğu olan Davutoğlu’na Suriyeliler ve Bakanlar Kurulu meselesi soruldu. Çok net ifadeler kullanan Ahmet Davutoğlu, Babacan’ın açıklamalarını hayretle takip ettiğini söyledi.

Bakanlar Kurulu’ndaki bütün toplantılarda hem Suriye’nin hem Irak’ın ele alındığını ve bunun basına yansıyan yazılı açıklamalarda da belirtidiğini vurgulayan Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, “Ali Babacan’ın açıklamasını hayretle, şaşkınlıkla, üzüntüyle izledim. Çünkü Suriye ve Irak konusu, her MGK’nın daimi konusudur. Bütün açıklamalarda, “Sığınmacılar sorunu da ele alınmıştır” diye madde var” şekilnde konuştu.

İşte Davutoğlu’nun Ali Babacan’a cevap mahiyetindeki o açıklamaları…

Suriye ve Irak konusu hem Milli Kurul’un daimi konusudur. Bütün açıklamalarda sığınmacılar konusu ele alınır. Bütün bakanlar kurulunda dış konular ele alınır. Bir başbakan ile bakan arasında kolektif sorumluluk vardır.
Hakikat mutlaka bir gün gündeme çıkar. Milli Güvenlik Kurulu kararları mutlaka ortaya çıkar. Benim dediklerim de çıkar susanlar da çıkar. Bugün nasıl çözeriz? Bizim sınırlara mülteci girişi olunca Suriye ile görüştük. 2013 Ağustos’ta 300 bin mülteci vardı. Uluslararası topluma çağrı yaptık. Güvenlik koridor oluşturalım dedim. Orada mültecileri toplayalım dedik. Genelkurmay bana mı bağlı değil. Bu teklifi yaptık bu kararı başbakan almalıydı. Sınırları ben mi yoksa Genelkurmay mı kontrol edecek.
Ben hayatta hesap vermekten korkmadım. Sınırlarda güvenlik koridoru kursaydık bu kadar mülteci dolmazdı.
Başbakan olduğumda göçmen sayısı artıp ve göç bir sorun haline geldiğinde ne yapabiliriz diye düşündük. Kimyasal silahların kullanımıyla göç edenlerin sayısı 1 milyona tırmandı. Avrupa Birliği ile mutakabat yaptık 18 Mart mutabakatı. Bu Türkiye açısından büyük bir başarıdır. Geri kabul anlaşmasını Suriyeliler için yapmadık.
Ege’de bir daha benzer olaylar yaşanmaması için oradaki göçmenleri tek tek kayıt altına alacaktık. Türkiye’deki Avrupa’ya gönderecektik. 5 günlük kayıt işleminden sonra transfer başlayacaktı. İlk aşamada 1 milyona kadar kotalar teslim edildi. 4. madde gereği Türkiye’den Avrupa’ya göçmen gönderilecekti. 1 milyon göçmen Türkiye’den gidecekti.
Eğer Mart mutabakatı imzalansaydı 1 milyon göçmen gidecekti iki vize muafiyeti elde edecektik. Benim başbakanlığım bitince ayrıldığım gün tartışmalar başladı. Vize serbestliği bütün Avrupa Parlamentosu’ndan geçecekti. Vize serbestliğinin getireceği popülariteden korkuldu.
Geri kabul anlaşması vize serbestliğini de içeriyordu. O anlaşmanın içinde ne var açın bakın. Mutabakatın bir maddesi de gümrük birliğinin iyileştirilmesiydi. Eğer bu madde geçseydi iş adamlarımız vizesiz Avrupa’ya gidecekti. 38. fasıl açılacaktı. Türkiye’de mültecilerin sayısı yarıya inecekti. Avrupa’nın rahatsız olduğu şey düzensiz göçtü. Göçmenleri seçmek istediler hayır dedik.
5 Mayıs’ta ayrılma kararı açıkladığım gün. Avrupa Komisyonu Türkiye’ye vize serbestisi verilmeli kararını göndermişti.
Suriyelilerle ilgili ne yapılmalı? Kılıçdaroğlu ile konuştum. Beşar Esad dese ben bunları alacağım nereye göndereceksiniz? Esad Suriye’nin yüzde 30’unu yönetiyor. Derhal Aralık 2015’te imzalanan BMGK’da verilen geçiş sürecine dönülmeli. Bu karara yönelik bir süreç başlatılmalı. Türkiye atıl bir şekilde Suriye sürecini izliyor. Türkiye bu karar uygulansın demeli. Göçmenlerin Türkiye’den gitmesi için BM teminat vermeli. Esad’dan kaçıp gelmişler zaten.
Türkiye BMGK’ye yazı yazıp Rusya, ABD ve İran’la bu konuyu konuşmalı. AB ile harekete geçip AB’nin taahhüt ettiği göçmenleri almasını istemeli. Göç Bakanlığı kurulmalı ve geri dönüşler olana kadar entegre sağlanmalı. Bir göç bir de AFAD. İkisi de İçişleri Bakanlığı’nda. Bu çok yanlış.
Türkiye’nin kontrol ettiği sınırlar Suriye rejiminden daha fazladır. Biz bunu 2011’de söylediğimiz güvenlik koridoru süreci Fırat Kalkanı ile başladı Zeytindalı ile devam etti.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,707TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri