Ana Sayfa Türkiye Davutoğlu: Cumhurbaşkanlığı vaaz etme makamı değildir. İnsanları mutlu etme makamıdır

Davutoğlu: Cumhurbaşkanlığı vaaz etme makamı değildir. İnsanları mutlu etme makamıdır

'nin ekonomi kurmayları, geçtiğimiz hafta açıklanan Yeni Ekonomi Programı ve son dönemdeki gelişmeleri değerlendirmek üzere basın mensuplarıyla parti genel merkezinde bir araya geldi

Ekonomi politikalarının iflasının bir itirafı!

Geçen hafta, neredeyse bir ay gecikmeyle kamuoyu ile paylaşılan Yeni Ekonomi Programı, ekonomi politikalarının iflas ettiğinin utangaç bir biçimde itirafı olma dışında bir anlam taşımamaktadır. 2018’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişin ardından devlet mimarisinde büyük bir endişeyle tanık olduğumuz tahribat, kamu maliyesi ve bütçe alanlarında açıkça görülmektedir. Bütçe hakkı fiilen işlevsiz kılınmış, vatandaş odaklı bütçe ve stratejik plan yaklaşımı terk edilmiş, Hazine ve Maliye Bakanı’na kişisel bir başarı hikayesi yazma arayışıyla adeta reddi miras tavrı sergilenmiş, devlet yönetiminde başarısı kanıtlanmış politika esasları, yerleşik teamüller yerle bir edilmiştir. Bu sorunlu anlayışın simgeleştiği ilk uygulamalardan biri yasada Orta Vadeli Program adıyla anılan programın adını Yeni Ekonomi Programı olarak değiştirmek olmuştur.

: Bu tabloyu yaratan bir siyasetçinin hazırladığı programa güvenilir mi?

Grafiklerle Türkiye’nin dış borç görünümünü anlatan Hazine ve Maliye Politikaları Başkanı , Merkez Bankası’nın döviz pozisyonuna da işaret ederek dünkü pozisyon açığının 45 milyar dolar, sabahki pozisyon açığının ise 54 milyar dolar olduğunu söyledi. Özcan, “430 milyar dolar uluslararası borcun olacak. Önümüzdeki 12 ay 176 milyar dolar ödeyecek borcun olacak. Merkez Bankası yabancı para pozisyonu eksi 45 milyar dolar olacak. 154 milyar dolar KÖİ projelerinde, üç beş tane müteahhitle yaptığın işlerden dolayı memleketin sırtına taahhütleri yükleyeceksin. Ondan sonra bu tabloya bakıp ‘ben zaten doları umursamıyorum’ diyeceksin. Bu tabloyu yaratan bir siyasetçinin ‘dolara bakmıyorum’ dediği noktada, bizim bu siyasetçinin ve ekibinin hazırladığı programdan makul bir şey gelebileceğini, güvenilir bir bilgi alınabileceğini düşünmemiz için herhangi bir sebep var mı? Ayrıca dolar bizim sadece borçlarımız açısından önemli değil. Türkiye, ham madde ve ara üründe 102 milyar dolar ithalatı olan bir ülke. Bizim sanayimizi çalıştırabilmemiz için 102 milyar dolarlık mala ihtiyacımız var. Bir liralık artık 102 milyar TL’lik artış anlamına geliyor.” diye konuştu.

Davutoğlu: Cumhurbaşkanlığı vaaz etme makamı değildir. İnsanları mutlu etme makamıdır 1 – image 1

Hükümet artık yerli ve milli değil mi?

Serkan Özcan, hükümetin kahve muhabbeti düzeyinde bir ekonomi politikası yürüttüğüne dikkat çekerek şunları söyledi: “Faiz düşerse enflasyon düşer diyenler diyenler faiz artırdılar. Uluslararası piyasalara TL vermezsek TL’yi koruyabiliriz diyenler uluslararası piyasalarda SWAP ile kuralları gevşettiler. Aktif rasyosu diye bir garabet uydurup daha çok kredi versin bankalar diyen hükümet, aktif rasyosunda bir esneklik sağladı. Tüketici kredilerini çok vermek lazım, bunların vadelerini uzatalım diyen hükümet vadeyi 36 aya indirdi. Şimdi buradan şunu sormaya hakkımız yok mu? Biz bu finans baronlarının önünde diz mi çöküyoruz? Ya da bunları eskiden biz savunurken yerli – milli değildi. Hükümet çok yerli-milliydi. Şimdi bizim söylediğimiz noktaya geldiği için hükümet yerli ve milli olmaktan vaz mı geçti?

: Tek yanlı propaganda ile anlattıkları o masal çökmüştür!

Gelecek Partisi Genel Başkan Danışmanı , Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin ardından iktidarın kendisine dönük dış operasyonlar yapıldığını savunarak bu sistemin Türkiye’yi uçuşa geçireceğini iddia ettiğini hatırlatarak sözlerine başladı. O dönemde güçlerinin yettiğince bu sistemin sorunları büyüteceği yönünde uyarılar yaptıklarını dile getiren Turhan, iktidarın bu gün geldiği noktayı tornistan olarak tanımadı. Değişen gerçekler karşısında hükümetin ‘birtakım gerçekler değişti, ben de fikrimi değiştirdim’ demeye hakkının olmadığını söyleyen Turhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü, bu tezleri ilk dile getirdikleri zaman bu tezleri nasıl dile getirdiklerini bir hatırlayalım: ‘Türkiye’ye bir operasyon yapılıyor. Biz bu operasyonlara karşı durmak için bu kararları alıyoruz. Türkiye’ye diz çöktürmek isteyen finans çeteleri var. Onlarla hesaplaşmak için bu kararları alıyoruz. Bir karanlık oda var. Finans baronları var. Dış mihraklar var. Biz aslında uçacağız ama onlar hep ayağımıza çelme takıyor. Bir de bunların yurtiçinde uzantıları var.’ Toz dumana katıldı. Deposunda iki üç kilo soğanı olan marketelere baskınlar yapıldı. Hep bunlar bu operasyonları boşa çıkarmak adına yapıldı. Özel bankaların yöneticilerine varıncaya kadar müdahale edildi. Telefonlarla şirketlerin fiyatlama davranışlarıyla ilgili tehdit, şantaj her türlü baskı yapıldı.”

İktidarın geldiği noktaya değinerek “Finans baronlarıyla uzlaştı mı hükümet, Türkiye’ye dönük operasyonların parçası haline mi geldi?” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Bu yerlilik ve millilik adına toplumun bir kesimini de yoğun propaganda ile oluşturmaya çalıştıkları o masal, o efsane bugün çökmüştür. Hiç olmazsa çıkıp özür dilesinler.”

Bu gerçeğe meydan okuma tavrı olmasaydı her Türk vatandaşının cebine 1 asgari ücret daha fazla girecekti

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin bir yıl öncesine ilişkin rakamlar paylaşan İbrahim Turhan, şunları söyledi: “2017 senesinde Türkiye’nin üretiminin küresel ekonomi içindeki ağırlığı yüzde 1,05’ti. Bugün YEP’in ön gördüğü Türkiye’nin dünyadaki ağırlığı yüzde 0,84’tür. Yani, dünyadan 0,5 yukardayken yüzde 16 aşağıya düştük. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? Bunun anlamı sadece bu yıl için 180 milyar dolar. Sadece bu yıl kişi başına 2140$ daha az para girdi insanların cebine. Yani bu akıl dışılıklar, bu inat, bu efsane, bu masal, bu hikaye olmasaydı. Bu bilgisizlik, bu bilimle savaşma, bu gerçeğe meydan okuma tavrı olmasaydı her Türk vatandaşının cebine bir asgari ücret fazla para verebilecektik.”

Davutoğlu: Cumhurbaşkanlığı vaaz etme makamı değildir. İnsanları mutlu etme makamıdır 2 – image 2

: Türkiye’nin anlatacak bir hikayesi kalmamıştır!

Gelecek Partisi Ticaret Politikaları Başkanı ise sözlerine “Yeni Ekonomi Programı’na baktığımızda Türkiye’nin artık anlatacak bir hikayesi kalmamıştır” diye başladı. Türkiye’nin artık herkesin kaçtığı bir ülke olduğunu söyleyen Mente, ithalat ve ihracat üzerinden çarpıcı rakamlar paylaştı.

“Türk Lirası tarihinin en düşük değerinde. Böyle bir ülkede ihracatın azalması, ithalatın artması beklenirdi” diyen Mente, sözlerine şöyle devam etti: “Yüzde 10,9 ilk dokuz aydaki ihracat düşüşü. İthalat ise tam tersine artıyor. Türkiye’nin ithalatı yüzde 1,5 arttı. İlk dokuz ayda. Bu ülkede hayatın devam etmesi için 320 kadar Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların çalışması için ara malı ve hammaddeye ihtiyaç var. İthalatın yüzde 77’sini bu oluşturuyor. Bu devasa kapasitenin oluşturulması hem yedek parçasının temini için de yine ithalat yapılması gerekiyor. Demek ki ithalatı baskılayarak büyüyebileceğini düşünen Türkiye, bir yanılsama içinde. Komplocu bir bakış açısıyla ve tamamen günü kurtarmak için yapılan politikalar ters tepiyor. Türkiye, sanayi politikasının bir cüzü olarak ithalatı dengelemeye çalışmıyor. Tam tersi küçüldüğü için sürekli olarak ithalatı daralttığı için engellemeye çalışıyor. Bu da ters tepiyor. Üretim maliyeti artışı oluyor. Böyle bir ülkede ne beklenir? Önümüzün açılması beklenir. Tam tersine bir bedel ödüyoruz ve bu bedeli ödeyeceğiz diye irrasyonel bir açıklamayla bütün bu politikaların sonuçları savuşturulmaya çalışılıyor.”

Davutoğlu: Cumhurbaşkanlığı vaaz etme makamı değildir. İnsanları mutlu etme makamıdır 3 – Screenshot 2

YEP vasatın ve iflasın ifadesidir!

Türkiye’nin bütün iddialarından vazgeçtiğini dile getiren Mente, “Ülkenin dağına taşına Hedef 2023 yazıldı. 500 milyar dolar ihracat, kişi başı 25 bin dolar gelir denildi. Şimdi ise ihracat hedefi 214 milyar dolar, yarısı bile değil.” dedi.

İhracatın, ülkedeki üretimin bir sonucu olduğunun altını çizen Mustafa Mente, “Türkiye çok uzun süredir yatırım yapılmayan bir ülke. Kapasite kullanım oranları son derece yüksek olmasına rağmen ne yurtiçindeki ne de yurtdışındaki yatırımcı yeni yatırım yapmıyor. Böyle olunca da ihracat artışımız sınırlı kalıyor. Ayrıca ihtiyaç duyulan teknolojik üretim de yapılamıyor. Türkiye, düşük ve orta düşük teknolojik sektörlerde üretim yapmaya devam ediyor. İhtiyaç olan orta yüksek teknolojili alanlardaki yatırımı maalesef hem iç hem de dış yatırımcılardan alamadığı için de ihracat artışı olamıyor ve 214 milyar dolarlık hedefe bile ulaşılıp ulaşılamayacağı belli değil. YEP, vasatın, iddiasızlığı ve iflasın ifadesi olması ötesinde başka bir anlam ifade etmiyor” diye konuştu.

Davutoğlu: Cumhurbaşkanlığı vaaz etme makamı değildir. İnsanları mutlu etme makamıdır

Bir gazetecinin Davutoğlu’na Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı “Gerçek mümin yoklukta sabredendir” çıkışını sorması üzerine Gelecek Partisi lideri şunları söyledi: “Dini referansları kullanırken çok dikkat etmek lazım. Eğer bu referanslar kullanılacaksa tutarlı şekilde her alanda kullanmak lazım. Yani Hazreti Ömer’in adaleti dedikten sonra en yakınlarını en üst makamlara getirip, en yakın şirketleri ve yakınlarını bu şirketler üzerinden zengin edip, onların zenginliğine hiçbir laf etmeyip, onların zenginlik kaynakları konusunda hiçbir söz söylemeyip, ülkenin fakirleşen kitlelerine dönüp, dini istismar ederek bu şekilde tavsiyelerde bulunmak açık bir şekilde istismardır. Önce Sayın Cumhurbaşkanı kendi çevresinin ve son dönemde zenginleşenlerin zenginlik kaynaklarının ne kadar helal olup olmadığına bakmalıdır. Bu kaynakların özellikle Hazine destekli projelerde nerelere harcandığına, kullanıldığına bakmak zorundadır. Yine dini referanslar üzerinden faiz yasağını yanlış yorumlayıp ekonomi bilgisiyle bu referanslar arasında ters bir orantı kurmanın bedelini faizleri 200 baz artırarak yaptı. Önemli olan söylemde bunları kullanmak değil. Doğru da değil. Söylemde kullanılan her dini referans olumsuz bir sonuca yol açtığında dine olan güveni, inancı da sarsar. Sayın Cumhurbaşkanı kendisine, çevresine, son dönemde zenginleşenlerin zenginlik kaynaklarını şeffaf bir şekilde açıklamadıkça bu ülkenin dar gelirli insanlarına dönüp bu şartlarda ‘sabırlı olun, tevekkül edin’ deme hakkına sahip değildir. Cumhurbaşkanı’nın görevi Dicle kenarındaki kuzunun hesabını vermektir. Bu yoksulluğun sebebi eğer Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ise bunun hesabını vermelidir. Cumhurbaşkanlığı vaaz etme makamı değildir. İnsanları mutlu etme makamıdır.” Davutoğlu, Cumhurbaşkanı’nın bu sözlerle aslında halkın fakirleştiğini kabul etmiş olduğunu da sözlerine ekledi.

Takip Et

20,489BeğenenlerBeğen
17,675TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Hatay Valisi Rahmi Doğan: Amanoslar’da PKK terör örgütü imha edildi

'ın İskenderun ilçesinde teröristlerle girilen çatışmada güçlü bir patlama meydana geldi. Güvenlik güçleri çıkan çatışmada teröristlerden birini etkisiz hale getirdi. Teröristlerden biri kaçtı. Gelen...

Yarın 28 Ekim okullar tatil mi? Çarşamba okul var mı?

Bankalar ve noter 28 Ekim günü yarım gün de olsa açık olacak ama okullarda durum ne 28 Ekim okullar açık mı? Çarşamba okullar tatil...

28 Ekim’de bankalar açık mı olacak? Noter çalışıyor mu?

29 Ekim'e sayılı günler kala 28 Ekim bankalar açık mı sorusu da kafa karıştırmaya devam ediyor. Malum 29 Ekim günü resmi tatil. Tatilden bir...

Hatay’daki patlamaya ilişkin Vali Rahmi Doğan’dan açıklama

Hatay'ın İskenderun ilçe merkezinde henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Fener Caddesi'nde bir patlama meydana...

Editörün Seçtikleri

Akşener’den, Ümit Özdağ’ın FETÖ iddialarına çarpıcı cevap

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’ya yönelik suçlamaları, gündeme bomba gibi düşmüştü.

Yeni Erdenet Çağatay Ulusoy mu? Çukur’da yeni isim

Çukur yeni Erdenet mu olacak merak konusu. Bu akşam ilk kez bir yeni Erdenet görüntü Çukur dizisinde. Yeni Erdenet Çağatay Ulusoy mu? Yeni...

Fransa Milli Takımı’nın yıldızı Pogba, Macron’a tepki olarak milli takımı bıraktı

Manchester United formasını giyen Paul Pogba, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un İslam ile terörizmi bağdaştıran açıklamaları sonrasında Fransa Milli Takımı’nı bıraktığını açıkladı. The Sun’da yer alan...

Flaş gelişme! Sokağa çıkma yasağı geri mi geliyor?

Tüm Avrupa ülkelerinde Koronavirüs vakalarının artmasıyla tekrar ‘alarm’ verilirken, Türkiye’de de havaların soğumasıyla yeni önlemler için harekete geçiliyor. Edinilen bilgiye göre, hafta...

Ekonomist Özcan’dan AK Parti’nin tepki çeken videosuna rakamlarla cevap: Asıl siz kimsiniz?

AK Parti’nin Gençlik Kolları tarafından yayımlanan “Sen kimsin” başlıklı video, topladığı tepkilerle Türkiye’nin gündeminde olmayı sürdürüyor. Hamasi bir dil...