Ana Sayfa Türkiye Davutoğlu: Ekonomi bakanı veri açıklar, yalan. Sağlık bakanı konuşur, yalan. Milli Eğitim...

Davutoğlu: Ekonomi bakanı veri açıklar, yalan. Sağlık bakanı konuşur, yalan. Milli Eğitim Bakanı… Yalan, yalan, yalan…

Ankara İl Kongresi'nde konuşan AK Parti iktidarını hedef aldı. Davutoğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ankara İl Kongresi’nde konuşan AK Parti iktidarını hedef aldı. Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Davutoğlu, “Ekonomiyi yönetemeyen, dolar kuruna bakamayan bir ekonomi bakanı! Milli Eğitimi yönetemeyen, kaç öğrencinin ne kadar internete ihtiyacı var sorusuna bile cevap veremeyen bir eğitim bakanı! Hepsinin üstünde de memleket şahlanıyor, pik yapıyor, yedi düvele meydan okuyoruz diyen bir Cumhurbaşkanı” diye konuştu.

İşte Davutoğlu’nun o konuşması…

İstiklal Harbimizin karargahı, Cumhuriyetimizin Başkenti aziz Ankaralı hemşehrilerim,

Saygıdeğer Divan,

Kıymetli Gelecek Gönüllüleri,

Değerli kareşlerim,

Hepinizi sevgiyle muhabbetle selamlıyorum.

Allahın rahmeti bereketi sizlerin, aziz Ankaramızın ve ülkemizin üzerine olsun.

Sözlerime bugün bizimle beraber olan, Ankaramızın dört bir yanından aramıza katılan tüm kardeşlerime teşekkür ederek başlamak isterim.

Hepiniz sağ olun, var olun.

Zor zamanda ayağa kalkan, zor zamanda konuşan, zor zamanda ülkemiz için elini taşın altına koyan kıymetli bir toplulukla beraberiz bugün.

Siyasi mücadelemizin en başından beri beraber olduğumuz ve gerek Ankara gerekse ülke çapında teşkilatlanmamıza büyük katkılar yapmış olan Genel başkan Yardımcımız Nedim Yamalı’ya ve zor bir süreçte İl başkanlığı görevini üstlenerek kongremizin gerçekleşmesine öncülük eden Genel Başkan yardımcımız  Feramuz Üstün’e ve emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Gelecek Partimiz kurulalı 9 ayı geçti. Bu kısa süre içinde pandemi şartlarına rağmen bugün 34. İl kongremizi gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki hafta sonuna 43. il kongremizi  de yaparak Büyük Kongre yapma şartalrına ulaşmış olcağız. İnşallah en geç Kasım ayı başında Büyük kongremiz gerçekleştireceğiz. 12 Aralık’da da birnci yılımızı idrak edeceğiz. 

Bu kadar kısa sürede, bütün zorluklara rağmen MİLLETİMİZİN GELECEĞİNE sahip çıktığınız için teşekkür ediyorum.  

Büyük kongremize doğru sizlerin fedakarlığı, milletimizin teveccühü ve Rabbimizin inayetiyle yürüyoruz.

Kıymetli Kardeşlerim,

Ankara demek istiklal, milli egemenlik, demokratik siyaste ve devlet geleneği demektir.

Bugün ülkemiz bütün bu değerlerimiz açısından büyük bir krizin içerisinden geçmektedir.

Bir yandan büyük bir demokrasi krizi diğer yandan büyük bir ekonomik çöküş milletimizi nefes alamaz hale getirmiş durumda.

Bugün yaşamakta olduğumuz kriz sıradan ve noktasal bir kriz değildir. 

Bugün Başkentten başlayarak toplumumuzun kılcal damarlarına kadar işleyen kapsamlı bir siyaset kriziyle, bir sistem kriziyle ve kurumsal nitelikli bir devlet kriziyle karşı karşıyayız.

Bu krizlerin müsebbibi olan ve bunları çözme sorumluluğunu taşıyan iktidar ise ülkeyi yönetmekten, ekonomiyi idare etmekten açıkça vaz geçmiş durumda.

İktidar sahipleri sorumluluklarından ve görevlerinden istifa ettiler.

Evet, bu koalisyon iktidarı kendisinin müstafi sayılmasını istiyor.

Biliyorsunuz müstafi sayılma hali istifa talebinin varlığı aranmadan kişinin istifa etmiş sayılmasıdır.

Evet, bu koalisyon iktidarı da millete bizi müstafi kabul edin diyor.

Niçin mi?

Çünkü memlekette yaşanan hiçbir sorun ve kriz için sorumluluk almıyorlar.

Hangi başlığı ele alırsanız alın, ilgili sorundan sorumlu olduğunu düşündüğünüz kişi, makam ve kurum ortalıkta görünmüyor.

Bir kere bu müstafi iktidarın yerine her işin altından çıkan bir dış mihrak var.

Biz muhalefet olarak ne yapıyoruz?

Bu koalisyon iktidarına muhalefet ediyoruz yanlışlarını söylüyoruz.

Peki bu iktidar, sorumluluk makamında olanlar ne yapıyor?

Bu koalisyon iktidarı da “dış mihrak” diye bir güce muhalefet ediyor.

Hiçbir uyarımıza, eleştirimize, çözüm önerimize bu iktidardan muhatap bulamıyoruz. 

Ne söylersek dış mihrakı işaret ediyorlar.

Zaten yakında “biz ne yapalım, bizim bir günahımız yok, bu dış mihrak ekonomiyi, sağlığı, eğitimi berbat etti, biz ne yapalım” diyecekler.

Hal bu olunca iktidarın keyfi yerinde.

İktidar dünyasında demokrasi krizi yok.

İktidar dünyasında ekonomi krizi yok.

İktidar dünyasında adalet krizi yok.

İktidar gündeminde millet de yok milletin derdi de.

Kıymetli Ankaralılar,

Sizler ülkemizin başkentinin mukimlerisiniz.

Milletimiz başkentini size, Ankaralılara güvenerek emanet etmiş.

Siz bu aziz başkentte sorumluluk alan, sorunları gören, çözüm üretebilen bir hükümet görüyor musunuz? 

Hissediyor musunuz?

İşte bakın kardeşlerim,

Son birkaç haftayı şöyle gözlerinizin önüne getirin.

Şu ekonomimizi nasıl batırdıklarına bir bakın.

Şimdi iktidar sahiplerine sesleniyorum.

3Y ile mücadele edeceğiz diye yola çıktınız. Geçtik 3Y’yi. Sorsak sayamazsınız artık.

3Y’yi geride bırakacak dev bir Y icat ettiniz. 

Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar sizin bu dev ve en tehlikeli Yeni Y’niz karşısında masum kalmaya başladı.

Şimdi sadece büyük ve yeni bir Y’niz var: Yalan, Yalan, Yalan.

Ekonomi bakanı veri açıklar, yalan.

Sağlık bakanı konuşur, yalan.

Milli Eğitim Bakanı konuşur, yalan.

Erdoğan gider 300 fabrika açar. Hem sanal hem yalan.

Allah millete yardım etsin; 2023 kişi başına gelir hedefi olarak kendisine 13 yıl önceki hedefi koyan bir iktidar var.

Evet yanlış duymadınız; geçen hafta ekonomi dahisinin açıkladığı Yeni Ekonomi Programının en büyük hedefi 13 yıl öncenin kişi başına milli gelir düzeyini yakalamak.

Alın size şahlanan ekonomi.

Alın size tam teşekküllü palavra.

Alın size koskoca bir BİZ BATIRDIK itirafı.

Kimin ne yaptığı, kimin ne dediği belli değil.

Rakamlara zerre güven kalmadı.

Birisi enflasyon tablosuyla kavga ediyor. 

Sonuç herkesin canını yakan ama bir Allah’ın kulunun inanmadığı uyduruk enflasyon rakamları.

Diğeri korona salgını tablosuyla kavga ediyor. 

Sonuç herkesin canını yakan ama bir Allah’ın kulunun inanmadığı uyduruk Korona tablosu.

Bir diğeri memleketteki her türlü gerçek tabloyla kavga ediyor. 

Sonuç herkesin canını yakan, kendisinden ve damadından başka bir Allah’ın kulunun inanmadığı uçan, şahlanan, çağ atlayan, pik yapan ekonomisi tablosu.

Nedir sizden çektiğimiz, nedir milletin bu çilesi!

Bu hafta başında Hazine ve Maliye Bakanı ‘Daha da yeni!’ “En Yeni!” Ekonomi Programı’nı açıkladı. 

Koalisyon hükümetinin 2023 hedeflerinin tamamını yalanladı.

Yeni bir hedef koydu.

Hem de iki senaryolu.

Birinci senaryoya göre hedef 2007 yani 13 yıl önceki ekonomik göstergelere ulaşmak.

Bu iyimser senaryo.

İkinci senaryoya göre durum daha da vahim, yeni hedef 15 yıl gerisine doğru gitmek. 

Görünen sonunda 2001 krizine getirip, anahtarları atıp kaçacaklar.

Yahu bunun için plana filan gerek yok.

Sorun tecrübeli ortağınıza nasıl kriz çıkarılır size anlatsın.

Yeni programın elbette yenilikleri var.

Öncelikle, şimdilik “Rekabetçi kur”, “Dış mihraklar”, “Operasyon” ve “Saldırı” gibi kavramlar buharlaşmış.

Bir anda unutuverdi bunları.

Yeni kavramlar icat etmişler.   

“Yeni dengelenme”, “Stratejik reform”, “Yenilikçi yüksek katma değer”, “Hızlı ilişki, müthiş dönüşüm” gibi uyduruk kavramlar icat etmiş.

Tebrik ediyoruz. Zaten bir ekonomi sunumunda akla başka kavramlar gelemezdi.

Ama en önemli tespiti şu: “dolara hiç bakmıyorum, umursamıyorum”.

Aslında yeni planın ismi “umursamıyorum” olsaydı çok yerinde olurdu.

Evet bu ekonomi yönetiminin en önemli vasfı hiçbir ekonomik gerçekliği ve milletin hiçbir ekonomik derdini UMURSAMAMASIDIR.

DIŞ BORCUN 430 milyar DOLAR…

Kamu Özel İşbirliği Projesi garantisi BORCUN 154 milyar DOLAR…

Merkez Bankası DÖVİZ AÇIĞI 45 milyar DOLAR…

Ve bu ülkenin ekonomi bakanı DOLARI UMURSAMIYORMUŞ.

Ya sen umursamayacaksın da ben mi umursayacağım, ya da senin yanlış politikları yüzünden evine aş ekmek götüremeyen ve ayda 300 dolar –yani günde 10 dolar- asgari üretle geçinmeye çalışan dar gelirli mi umursayacak? 

Sen dolara bakmayacaksın da ben mi bakacağım!

Allah millete ve bize yardımcı olsun.

Şu katlandığımız şeye bakar mısınız?

Haa, hakkını yemeyelim.

Kendisi Yeni Ekonomi Programını sunmaya başladığında, programdaki doların 2020 hedefleri daha o konuşurken tutturuldu. 

Konuşmayı biraz daha uzatsa 2022 dolar kuru hedefini bile yakalayabilirdi.

Şimdi ciddi açıklamalardan ders alacaklarını inanmıyorum ama bu vahim tabloya bakan insanımız için tabloya bir göz atalım.

Neden ekonomi yönetiminin “ben kura bakmıyorum” deme lüksü yoktur?

Bu yılın ilk 8 ayında 102 milyar dolar düzeyinde sanayimizin ihtiyaç duyduğu ithalatımız var. Kur artışı yüzünden 17 milyar TL fazla ödedik.

Geçen yılın sonuna göre kur artışıyla 9 ayda net borcumuz 760 milyar TL artmış oldu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı sadece kredi borcu 170 milyar dolar. 

Yani kurda 9 aylık artışın yol açtığı zarar, 730 bin firmanın 2019 yılında gerçekleştirdiği vergi öncesi kârdan yaklaşık 50 milyar TL daha fazla. 

Kamu kesiminin toplam dış borcu resmi verilere göre 183 milyar dolar. 

Yani geçen yılsonundan bu yana kurda yaşanan artış sebebiyle oluşan kayıp, bu yılın ilk 6 aylık dönemindeki toplam vergi gelirlerinden 50 milyar TL daha fazla. 

Bu yıl için öngörülen bütçe faiz harcamasının tam 2,7 katı.

Kamu-Özel İşbirliği projelerinde müteahhit firmalara verilen gelir/talep garantisi miktarı toplamda 154 milyar dolar. 

Dolayısıyla bu yılın 9 aylık döneminde kurda kaydedilen artış sebebiyle bu garantiler için önümüzdeki yıllarda vergi mükelleflerinin ödemesi gereken yük 300 milyar TL arttı.

Bu ekonomi yönetiminin iki yıl önce iş başına geldiği dönemde küresel ekonomi içindeki payımız, yani küresel refah üzerindeki hak iddiamız yüzde 1,05 iken bu yıl yüzde 0,84’e düşüyor.

Biz 2016’da milli geliri 863.7 milyar dolar olarak teslim ettik; 

Bu kifayetsiz ve ekonomi cahili yönetim bu rakamı 2017’de 852,7 milyar dolara, 2018’de 789 milyar dolara, 2019’da 761 milyar dolara düşürdü.

 2020 için bakanın öngördüğü iyimser senaryoda dahi milli gelir 702 milyar dolaar düşüyor. 

Söz konusu olan kayıp tam 150 milyar dolar!

Bakanın en iyi senaryosunda bu rakam 2022 sonunda 801 milyar dolar olacak. Yani Cumhuriyetimizn yüzüncü yılına 2016 rakamlarının çok gerisinde gireceğiz.

Şimdi samimi AK Partili kardeşlerime sesleniyorum. Bizi hainlikle suçlayanlara sorsunlar biz altın değerindeki bu yılları hangi bencilce ihtiras ve kibir yüzünden kaybettik?

Biliyorum cevap alamayacaklar

Çünkü ülkeyi ve ekonomiye cahilce yönetenler doları umursamadıkları gibi kaybedilen yılları ve örselenen değerlerimiz de umursamıyorlar.

Aziz Milletim;

Gelin bir de meseleye Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin performansı açısından bakalım.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmeden önceki son yıl olan 2017’de Türkiye’nin milli geliri 852 milyar dolardı. 

Yeni ekonomi programı ile birlikte, mevcut ekonomi yönetiminin performansı kısaca şöyle görünüyor;

2020 yılında: 702 milyar dolar

Eğer işler bu iktidarın ve bu ekonomi bakanının yönetiminde yolunda giderse;

2021 yılında: 735 milyar dolar

2022 yılında: 801 milyar dolar.

Bu tablonun söylediği şudur.

Bu iktidar ve ekonomi yönetimi son beş yılda sadece var olanı korusaydı bugün her bir vatandaşımız 6 bin dolara yakın daha fazla gelire sahip olurdu.

Türkiye’de kişi başı milli gelir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmeden önce dünya ortalamasının %5 üzerindeydi. 

Bu tutarsız politikalarınızla bugün maalesef dünya ortalamasının %15 altına düştü. 

Pandemi varsa tüm dünyada var. 

Salgın yüzünden ekonomide işler yolunda değilse tüm dünyada değil.

Neden tüm dünya bu krizle baş ederken siz edemiyorsunuz?

Bu gerçeklere rağmen ekonominin durumunu nasıl “şahlanma, uçma” ambalajında millete sunacaksınız?

Kıymetli Kardeşlerim,

Yeni Ekonomi Programındaki diğer hedeflerin de uyduruk ve ciddiyetsiz olduğunu anlamak için bu koalisyon iktidarının üç-dört yıllık karnesine bakmak yeterli.

Bu koalisyon iktidarı Türkiye’nin demokrasini hali hazırda 1990’lara götürdü.

Her gün görüyorsunuz sokaklarda 1990’ların manzaralarını.

Kaybolanlar, kaçırılanlar, akıl almaz işkence iddiaları, düşüncesini açıkladı diye mahkeme kapılarında süründürülenler…

İktidara baktığınızda zaten 1990’ların, 28 Şubat’ın ne kadar artığı varsa bu hükümetle sarmaş dolaş. 

Emin olun bir ülkenin demokrasisi 20. Yüzyılda emeklerken, ekonomisi 21. Yüzyılda olamaz.

Demokraside geri gideceksiniz, ekonomi de ileri gideceksiniz.

Böyle şey yok.

Ne kadar demokrasi o kadar ekonomi.

Ne kadar demokrasi o kadar refah, o kadar adil gelir paylaşımı.

Ne kadar demokrasi o kadar az hırsızlık, o kadar az yolsuzluk.

Ne kadar demokrasi o kadar güçlü bir ekonomi.

Maalesef bunlar resmen yemin etmişçesine ekonomimizi de demokrasimiz gibi 1990’lara götürme niyetindeler.

Emin olun bu 1990’lar da iyimser senaryo.

Bakın dönüp dolaşıp nereye geldik.

Bu müthiş ekonomi programında iki tane mucizevi adım da sunuldu.

Birisi Devlet Malzeme Ofisi diğeri ise TÜRKŞEKER.

Bunları 1990 sonrası doğanlar hatırlamayabilir. 2000 sonrası doğanlar hiç bilmezler.

DMO ve TÜRKŞEKER.

Ne için?

Enflasyonu düşürmek için!

Yahu güldürmeyin insanı.

Birazcık ciddiyet, birazcık bilgi ve tecrübe lütfen.

DMO marifetiyle merkezi alım yapacaklarmış, bu da fiyatları ucuzlatacakmış…

Tarımsal üretimde de TÜRKŞEKER marifetiyle fiyatları ucuzlatacakmış…

Sonra ne olacakmış enflasyon düşecekmiş.

Vallahi tebrikler. Alın size 1970’ler.

Geçmiş olsun.

Faiz düşerse enflasyon düşer saçmalığının bedeli 120 milyar doları yok etmek oldu.

Meğer faizin yanında yeni bir enflasyon teorisi geliştirmişler.

Devlet Malzeme Ofisi ve TÜRKŞEKER teorisi.

Aklınızı başınıza alın.

Söylediğiniz her şeyin tersini yaptınız bugüne kadar.

Sayın Erdoğan sabah akşam faiz düşerse enflasyon düşer dediniz.

Bana şu ülkeyi bir verin görün nasıl düşecek faizler dediniz.

E istediğiniz her şey verildi ne yaptınız?

Bütün dünyada faizlerin sıfır olduğu bu günlerde ha bire faiz artırıp duruyorsunuz. 

Dünyanın 10 katından fazla faiz vermeye başladınız milletin cebinden, ekmeğinden, rızkından.

Dünya ölçeği ile kıyaslandığında Türkiye’nin gördüğü en faizci ekonomi yönetimi bu yönetimdir.

Manevi değerlerimize yapılan gayrisamimi atıflar bu gerçeği ortadan kaldıramaz.

Bütün dünyada enflasyonun sıfıra yakın olduğu, bize benzeyen ülkelerde ise yüzde 2-3 olduğu bir dönemde uyduruk TÜİK rakamlarınıza göre bile enflasyon yüzde 15’e yürüyor; milletse yüzde 30 hayat pahalılığının altında inliyor.

Kıymetli Kardeşlerim,

Bu iktidar dün beyaz dediğine bugün kara, dün yanlış dediğine bugün doğru, dün hainlik dediğine bugün en doğru yol demekte mahir.

Onları her hangi bir ilke, değer veya ahlak bağlamıyor.

Bakın nasıl koskoca bir U dönüşü yaptıklarını bir hatırlayalım.

Yıllardır, aylardır uyardığımız çizgiye nasıl geldiklerine bakalım:

Demek ki neymiş; 

Döviz alımına yüksek vergi koyarak “dış mihrakların operasyonunu çökertmek” buraya kadarmış, 

TL mevduatının reel getirisini törpüleyecek vergilerle bu iş olmuyormuş, 

Swapları yasaklayarak “Londra’daki komployu bozma” efelenmesi rezervler bitinceye kadarmış,

Bankaları kredi vermeye zorlama, dış açık patlayıncaya kadarmış, 

“Faizi düşürürsün, enflasyon da düşer” iddiası gerçeğin duvarına çarpıncaya kadarmış, 

“Faizi artırmak faiz lobisinin tezgâhıdır, hainliktir” zırvası enflasyonun ipi kaçıncaya kadarmış,

Kahve muhabbeti düzeyinde iktisat bilgisiyle, borsa simsarı kafasıyla cahil cesareti ile ekonomiyi yönetme, kuru 27 ayda 4,50’den 7,85’e çıkarıp sonra da “bakamayacak” hale gelinceye kadarmış,

Şimdi tekrar soruyoruz. 

Biz size dolar kurunu 2.80 ile devretmiştik; bugün doları 7.72’ye getirmiş olmanın hesabını kim verecek? 

Aklı eren herkes “yapmayın, ters teper” dediği halde büyük iddialarla dayatılan kararlardan yüz geri etmek ekonomi yerle bir oluncaya kadarmış,

Demek ki neymiş; “Arife günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çıkarmış.” 

Demek ki neymiş, “umursamayarak” buraya kadarmış.

Buradan nereye gidersiniz?

Milletin sizi umursamadığı yere kadar.

Ona da az kaldı inşallah.

Siz dolara bakmayın, millet de size bakmayacak zaten.

Kıymetli Kardeşlerim,

Ülkemizdeki demokrasi krizi her geçen gün biraz daha derinleşiyor.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ülkemizde fiilen ve hukuki olarak demokratik bir düzenin imkânı ortadan kalkmıştır.

Bu koalisyon hükümetinin iktidarda kaldığı her gün de daha da gerilere doğru gideceğiz.

Bunları içimiz kan ağlayarak dile getiriyoruz.

Yapmayın, etmeyin, yazıktır, günahtır uyarılarımızı zerre kadar ciddiye almadılar.

15 Temmuz alçak darbesini milletimizin püskürtmesiyle; birlik ve beraberlik içerisinde ülkemizi tam demokrasiye, insan onurunu koruyacak bir kişi başına gelire ve refaha ulaştırma şansını yakalamıştık.

Bu koalisyon iktidarı ne yaptı?

15 Temmuz’un ruhuna ihanet ettiler.

Demokrasimizi, ekonomimizi ve geleceğimizi karartmayı tercih ettiler.

Bu karartmanın ismi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir.

Bu hükümet sistemi var olduğu sürece:

Kişi başına gelirimiz hızla azalmaya devam edecektir. İşte bakın iki yılda her bir vatandaşımız 2 bin dolardan fazla fakirleşti.

İşsizlik artmaya devam edecektir. İşte bakın iki yılda geniş işsizlik, genç işsizliği yüzde 30’a ulaştı.

Hayat pahalılığı artacaktır. İşte bakın iki yılda zamlar çılgınca yağdı. Bakın daha dün, yani Perşembe günü elektriğe bir daha zam geldi. 

Allah aşkına siz son bir yıl içerisinde iki kez yüzde 15, yüzde 15 zaten zam yapmıştınız. Bu nasıl şahlanan ekonomi.

Bu hükümet sistemi var olduğu sürece demokrasinin en temel kurumları işlemeyecektir.

Yeterince bir demokrasi krizi yokmuş gibi koalisyon iktidarının küçük ortağı Anayasa Mahkemesini de lağvedelim diyor. 

Arada bir kafalarına yatmayan demokratik kararların çıktığı için AYM’ye bile tahammülleri yok.

AYM Parlamenter sistemin bir kurumuymuş yeni sisteme uygun bir mahkemeye ihtiyaç varmış.

Yahu AYM bir hükümet sistemi kurumu değil ki bir yargı ve adalet kurumudur.

Mesele AYM değil mesele sizin anti-demokratik zihniyetiniz, hukuk tanımaz yaklaşımınız.

AYM’yi lağvedip yerine başka bir mahkeme kurmalıymışız.

Yahu ne yapacaksınız yenisini.

Ne yapacak yenisi? Bu berbat darbe artığı Anayasa ile ne yapacak?

Sayın Erdoğan’dan küçük ortaktan gelen “kapatalım” teklifini duyunca hemen destek açıklamış.

Zaten sizin son dönem kapatmaktan başka bildiğiniz ne kaldı.

Türkiye’yi içe kapat, üniversite kapat, baro kapat, tabipler birliğini kapat…hazır elimiz alışmışken AYM’yi de kapatalım.

Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey şu kurumu bu kurumu kapatmak ya da yenisini açmak değildir.

Siz neresini düzeltirseniz düzeltin bu ucube Cumhurbaşkanlığı sistemi yürümez.

Sizin gibi hiç bir demokratik değeri ve standardı kalmamış bir koalisyon hükümeti bile bu sistemin yürümediğini görebilir.

Neresini değiştirirseniz değiştirin bu sistem arıza ve kriz üretecek.

Değil AYM’yi bütün mahkemeleri bile kapatsanız bu sistem sizi memnun etmez.

Çünkü siz artık Türkiye’ye bir yüksünüz.

Çünkü siz millete ağır bir maliyetsiniz.

Kıymetli Kardeşlerim,

Bugün ülkemizde tıpkı 28 Şubat yıllarında olduğu gibi iktidarın hoşuna gitmeyecek şeyler söyleyenlerin başına neler geleceği belli değildir.

İfade hürriyeti fiilen ortadan kalkmıştır.

Basın hürriyeti fiilen ortadan kalkmıştır.

Milyonlarca vatandaşın seçme ve seçilme iradesi ortadan kalkmıştır.

Adalet artık sosyal medya mahkemesinde, beşinci sınıf kendini hem hâkim hem savcı yerine koyan TV programlarında aranır hale gelmiştir.

Bugün adalet, hukuk, özgürlük yerlerde sürünmektedir.

Yönetemediklerini gasp etmeyi tercih ediyorlar. 

İkna edemediklerini yok saymayı tercih ediyorlar.

Bakın doğu ve güneydoğumuzda onlarca belediye başkanı görevden alındı yerlerine kayyım atandı.

Hadi bir suçlu, ikisi suçlu, hepsi mi suçlu bunların?

Kendisi belediye başkanlığından gelip ülkedeki belediye başkanlarına bu kadar düşman olmanın izah edilir tarafı yok. 

Kısaca diyorlar ki benim kafama uyanları seçebilirsin. Uymayanı seçersen görevden alırım.

Oldu peki

İptal edelim seçimleri…

Seçim sonuçları 3. Dünya ülkelerindeki gibi baştan belli olsun.

Biz de boşuna dil dökmeyelim.

Yazık!

Kendilerine göre, kendileri için bir ülke hayal ediyorlar. 

Ve sadece kendilerinden olanlara hayat hakkı tanıyorlar. 

Hodri meydan!

Buradayız ve hiçbir yere gitmiyoruz.

Değerli dava arkadaşlarım…

İktidar ülkeyi yönetmekten uzaklaşmış hatta vazgeçmiş görünmektedir.

Biz açıkçası ülkeyi yönetme sorumluluklarının farkında olup olmadıklarını da bilmiyoruz artık.

Bir ülkede enflasyon, faiz, işsizlik çift hanelerde olup da bu denli sorumsuz bir iktidar olabilir mi?

Kendilerine göre bir sanal dünya kurmuşlar, içinde yaşıyorlar.

Yalan söylemekten, söyledikleri yalanlara yeni yalanlar eklemekten zerre hicap duymuyorlar.

Biz onlar adına utanıyoruz ama onlar bir türlü rezil olamıyorlar.

En büyük güçlerinin de bu olduğunu düşünüyorlar.

Emin olun kardeşlerim bu en büyük zayıflıkları.

Yalanla kimse iktidarda kalmaz, kalamaz.

İstedikleri kadar propaganda başkanlıkları kursunlar,

İstedikleri kadar yalandan sorumlu başkanlar atasınlar,

İstedikleri kadar medyayı iktidar borazanına çevirsinler,

İstedikleri kadar bütün ekranları ve sayfaları işgal etsinler.

Milletin gönlünden koptuktan, kalbinden çıktıktan sonra bir anlamları olmaz.

Çünkü en güçlü gerçek, en sağlam hakikat milletin gönlüdür, milletin gözüdür, milletin yaşadıklarıdır.

Bu millet en hassas şekilde günü geldiğince herkesi tartacak ve darasını alacaktır.

Bunların bütün bu yalanları, propagandaları, kurumları o daranın içinde millet tarafından kenara konacaktır.

İstedikleri kadar yalan söylesinler, istedikleri kadar yalanı büyütsünler.

Çarşıya pazara çıkan Ayşe Hanım, Mehmet Bey neyi kaça aldığını biliyor.

Okula, kafeye giden Zeynep, Ahmet internetin, cep telefonu faturasının kaç geldiğini biliyor.

İstediğiniz kadar TÜİK rakamlarıyla oynayın.

Millet her şeyi görüyor, millet her şeyi biliyor.

Sizin bu büyük yalanlarınız, o yalanları söylemek için kurduğunuz kurumlar, tv’ler, gazeteler ne derse desin.

Milletimiz cebine ne girdiğini biliyor ne çıktığını biliyor.

Sizin israfınızı da görüyor, kendisinin ay sonunu getirmekte zorlanırken çektiği sıkıntıları da.

Kıymetli Kardeşlerim,

Bakınız milyonlarca öğrencimiz var.

25 milyondan fazla öğrenci.

Açık öğretimi hariç tutsak bile 22-23 milyon öğrenci var.

Kardeşlerim bu çocukların milyonlarcasının internete, bilgisayara ulaşımı yok.

Zerre sorumluluk duygusu olan bir iktidar, zerre millet derdi olan bir iktidar her şeyi bir kenara bırakır bu sorunu çözmek için elinden geleni yapar. 

Bakınız, tam yedi ay geçti. Yedi aydır boş laf etmekten başka bir şey yapamadılar.

Milli Eğitim Bakanı, okulların açılmadığı, öğrencilerin okullarda olmadığı dönemde bile Milli Eğitimi yönetmeyi beceremedi.

Yahu sizin başka işiniz mi var diyeceğim muhtemelen evet diyecek; çünkü başka işi var. Kendi özel okulu var.

Siz umursamayabilirsiniz ama bu milyonlarca çocuk ne olacak?

Bırakın bunların internet veya bilgisayar sorununu çözecek adımlar atmayı; okulları nasıl ve ne zaman açacağınıza dair bir plan bile yapamadınız.

Bu nasıl bir yönetim krizidir, ciddiyetsizlik krizidir.

Bu millet bunu hak edecek ne yaptı size?

Sayın Bakan, Size sesleniyorum:

Siz bir PR şirketinin reklam yüzü filan değilsiniz. Siz bu ülkenin geleceğini inşa edecek 20 milyondan fazla çocuğun eğitiminden sorumlusunuz.

Ücretsiz eğitim Anayasal bir haktır.

Madem ücretsiz eğitim Anayasal bir haktır. O zaman: 

  1. Hükümet derhal tüm öğrencilerin evlerine ücretsiz internet vermelidir.
  2. Hükümet derhal fakir çocuklara ücretsiz bilgisayar-tablet dağıtmak zorundadır. 

An itibarıyla hükümet, her geçen dakika fakir çocukların geleceklerini gasp etmektedir.

Sayın Erdoğan! Şahlanan ekonomi, çağ atlayan Türkiye her gün bol hamasetle olmuyor.

Bakınız kardeşlerim, Türkiye’de hanelerin yarısında hala internet bulunmuyor.

Bu rakamın ne anlama geldiğini anlamamak için Milli Eğitim Bakanı olmak gerekiyor.

Onun dışındaki herkes bunun nasıl bir dram olduğunu biliyor, görüyor ve ailesinde yaşıyor.

Bu çocuklara hiçbir bahaneye sığınmadan öncelikle internet ücretsiz ve sınırsız olarak verilmelidir.

Milletin daha dün zam yaptığınız elektrik faturalarındaki TRT payını mı alırsınız, 

Üç beş rantçı müteahhide peşkeş çekilen ihalelerden mi alırsınız, 

Yolsuzluk yapmak için icat edilen çakma yatırımlardan mı alırsınız, 

Senede bir kere gideceğiniz sarayınızdan mı alırsınız…

Nereden alırsanız alın ve bir an önce bütün öğrencilere ücretsiz ve sınırsız interneti bu dönemde verin.

Daha önemli ve acil bir meselemiz yok.

Ortada Korona yokken bütün öğrencilere tablet dağıtacağız diyordunuz.

Ne oldu o tabletlere, kaç milyar harcandı, kim ne yaptı o paraları?

Kıymetli Ankaralılar,

Diğer bir felaket korona ile mücadele yaşanmaktadır.

Aylardır dilimizde tüy bitti şeffaf olun demekten.

Aylardır söylüyoruz:

Şeffaflık yaşatır, karartma öldürür, salgını büyütür.

Niçin dürüst bir şekilde sayıları vermiyorsunuz.

Siz niçin hiçbir konuda şeffaf ve dürüst olamıyorsunuz.

Sağlık Bakanı çıktı yine kafaları karıştıracak laflar etti.

Ne dediğiniz belli değil.

Hasta başka vaka başka diyor.

Peki tüm dünya pozitif çıkan herkesi açıklarken akıllı değil de siz mi akıllısınız?

Virüsü mü kandırıyorsunuz? Halkı mı kandırıyorsunuz? Canı pahasına mücadele eden sağlık emekçilerini mi kandırıyorsunuz?

Olsa olsa kendinizi kandırıyorsunuz?

Salgını kontrol altına alamıyoruz, işimizi yapmıyoruz bari sayıları kontrol altına alalım yaklaşımı kabul edilemez.

Tekrar uyarıyorum.

Dürüstçe ve şeffaflıkla rakamları doğru vermediğiniz her gün salgının yayılmasından siz sorumlunuz, ekonominin üzerindeki baskıdan siz sorumlusunuz.

Sayın Bakan bu tutarsız açıklamalarıyla Türkiye ekonomisine verdiğiniz zarar veriyorsunuz.

Bakın sizin bu tutarsızlıklarınız bize pahalıya mal oluyor.

İşte hemen dünyadan farklı ülkeler sizin bu açıklamalarınız üzerine vatandaşlarımıza karantina kararı aldılar.

Yazık ki ne yazık.

Kıymetli Kardeşlerim, 

Şu kadar meselenin özeti ne biliyor musunuz?

Ekonomiyi yönetemeyen dolar kuruna bakamayan bir ekonomi bakanı!

Milli Eğitimi yönetemeyen kaç öğrencinin ne kadar internete ihtiyacı var sorusuna bile cevap veremeyen bir eğitim bakanı!

Kaç kişi gerçekten hasta, kaç kişi virüsü bulaştıracak sorusuna bile kaçamak cevap veren bir sağlık bakanı!

Hepsinin üstünde de memleket şahlanıyor, pik yapıyor, yedi düvele meydan okuyoruz diyen bir Cumhurbaşkanı!

Kıymetli Kardeşlerim,

Bizim bir Türkiye vizyonumuz var.

Gelecek Partisi gündelik tartışmaların, güncel gelişmelerin ortaya çıkarttığı bir parti değildir.

Gelecek Partisi bir derdin partisidir.

O derdin ismi millettir,

O derdin ismi milletin ve ülkenin geleceğidir.

Yarınlarımıza biz umutla bakıyoruz.

Çünkü milletimize ve ülkemize güveniyoruz.

Çünkü sizlere, kadromuza güveniyoruz.

Milletimiz müsterih olsun,

Gelecek Partisi ülkemizin, ekonomimizin bu sorumsuz iktidar tarafından uçuruma sürüklenmesine seyirci kalmayacak.

Geleceğe Güvenin Kardeşlerim,

Bu zor günlerden elbette çıkış vardır,

Türkiye’nin çözülmeyecek sorunu yoktur,

Sorunları çözemeyen bir iktidar vardır.

Ülkemizin GELECEĞİNİN AYDINLIK olduğuna inanın,

Geleceğe inanın…

Her zaman söylediğimiz gibi, hiçbir şey bitmedi, her şey bugün burada  aziz başkentimizde yeniden başlıyor. 

Allah’a emanet olun…

Takip Et

20,489BeğenenlerBeğen
17,675TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Gelecek Partisi’nden Cumhuriyet Bayramı mesajı

Gelecek Partisi, Cumhuriyet’in ilanının 97. yılını kutladı. ’nı kutlayan Gelecek Partisi, sosyal medya hesaplarından paylaşımda bulundu. Gelecek Partisi’nden yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: Bu...

Dünyada en çok değer kaybeden iki para birimi: Haiti Gourdesi ve Türk Lirası

Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, dün günü 8,26 ile kapatırken, bugün yeniden 8.31’i gördü. Euro ise 9.70...

“Otoriter liderlerin psikolojileri böyledir. Halkın gerçeğini unutur, kendi dünyalarında yaşarlar. Herkesi o dünyada yaşıyor görürler”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, doların 2 yılda ulaşacağı yere 28 günde ulaştığını ifade ederek, “Dolar o kadar hızlı koştu ki...

Yasasın cumhuriyet, yaşasın Türkiye

Cumhuriyetin 97. yılı Türkiye'de yine büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Gelin cumhuriyetin kuruluş hikayesine ve elde edilen kazanımlara birlikte bakalım. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Milli...

Editörün Seçtikleri

Dünyada en çok değer kaybeden iki para birimi: Haiti Gourdesi ve Türk Lirası

Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, dün günü 8,26 ile kapatırken, bugün yeniden 8.31’i gördü. Euro ise 9.70...

Çukur dizisine Aleyna Çakır damga vurdu

Çukur Aleyna Çakır sahneleriyle gündem yarattı. Çukur dizisinin son bölümüne Aleyne Çakır göndermeleri damga vurdu. Çukur’un bu akşamki bölümünde Aleyna Çakır konusu işlendi. Sosyal medya...

Yasasın cumhuriyet, yaşasın Türkiye

Cumhuriyetin 97. yılı Türkiye'de yine büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Gelin cumhuriyetin kuruluş hikayesine ve elde edilen kazanımlara birlikte bakalım. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Milli...

TV8 yayın akışından da çıkarıldı! İşte En Şık Benim yarışmasının akıbeti

En Şık Benim neden yok? TV 8 moda yarışması En Şık Benim bu akşam yayınlanmadı. Hayranları neden yok diye merak ediyor. TV8'in bugünkü yayın...

Nedim Yamalı’dan başkanlık sistemine not: Otur sıfır

Toplumdan bir dip dalga geldiğini söyleyen Gelecek Partisi Teşkilat Başkanı Nedim Yamalı 2021 yılının önemli gelişmelere gebe olduğunu kaydetti. AK Parti’den ayrılan eski başbakan Ahmet...