Ana SayfaTürkiyeElif Çakır: Düne kadar her şehre üniversite açmakla övünen AK Parti bugün...

Elif Çakır: Düne kadar her şehre üniversite açmakla övünen AK Parti bugün Şehir Üniversitesi’ne kilit vurmak üzere

Karar gazetesi yazarı Elif Çakır Şehir Üniversitesi’ne uygulanan yaptırımları köşesine taşıdı.

Halkbank’ın Şehir Üniversitesi’ne uyguladığı mali yaptırımlara her kesimden tepki yağmaya devam ediyor. Siyaset, akademi ve basın camiası Şehir Üniversitesi’ne yapılan hukuksuz takibat ile ilgili olarak gerek sosyal medyadan gerekse köşelerinden ses yükseltmeye devam ediyor.

Karar Gazetesi Yazarı Elif Çakır da bugünkü köşesinde Şehir Üniversitesi’nin içinden geçtiği süreci kaleme aldı.

Çakır, tek parti döneminin entelektüellerinden ve Adnan Menderes hükümetinin bakanlarından olan Ahmet Ağaoğlu’nun hatıratından ve bir kitabından yola çıkarak, Şehir Üniversitesi’ne uygulanan yaptırımın Kemalist dönem uygulamalarıyla benzerlik gösterdiğini ve dönemin sistemine eleştiri getirenlerin işlerinden ya da koltuklarından olduklarına, bu dönemde de eleştiriye tahammülün kalmadığına ve aksi ses çıkaran tüm kişi ve kuruluşların tasfiye edildiğine dikkat çekti.

Ahmet Ağaoğlu’nun da dönemin sistemine ve yozlaşmasına getirdiği eleştiriler sebebiyle akademiden atıldığına vurgu yapan Çakır, bugünkü yaşananların da o günlerin bir yansıması olduğuna ve aynı zihniyetin ürünü olduğuna dikkat çekti.

Dönemi şu cümlelerle özetleyen Elif Çakır, “Kemalist uygulamaların sorunlarını görerek liberalizme yönelmesiyle düşünce ve fikir özgürlüğünü ve demokrasiyi savunan eleştirel yazılar yazmaya başlayınca, dışlandı, ötekileştirildi ve yalnızlığa itildi. Öyle ki 1933 yılındaki üniversite reformuyla birlikte üniversiteden atıldı, kadro dışı bırakıldı.

Rejimin resmi yayın organı olan Hakimiyet-i Milliye’nin başyazarlığından üniversiteden bile atılmaya giden bir süreç…

Görüldüğü gibi hükümete iyi niyetle “şuralarda yanlış yapılıyor” dediğinde makas anında değişiyor…”

Sözlerini, “Aktörler değişiyor ancak hikaye çok değişmiyor.” diyen Çakır, Erdoğan’dan da bir pasaj vererek kendisinin şu cümlelerini hatırlattı. “ABD’de üniversite sayısı 4 bin 182, Türkiye de ise açılan yeni 53 üniversite ile sayı 130. Üniversite sayısı çok dediler, altyapı, öğretim görevlisi yok dediler. Haklı olabilirler fakat bizim süratle mesafe almaya ihtiyacımız var. Her ile bir üniversite kuracağız.”

Erdoğan’ın sözlerinden yola çıkarak şu ifadeleri kullanan Elif Çakır yazısına şöyle devam etti.

“Sayın Erdoğan başbakanlığı döneminde yaptığı bu konuşmada bütün üniversiteleri dünyayla rekabet edebilir bir aşamaya ulaşması için hükümet olarak çaba sarf edecekleri vaadinde bulunmuştu. Ve üniversitelerin her türlü müdahaleden uzak tutulması gerektiğini söylüyordu.”

Tekrar Erdoğan’dan bir pasaj veren Çakır, Erdoğan’ın şu sözlerini hatırlattı. “Üniversiteler, her türlü siyasi müdahaleden, devletin, hükümetin müdahalesinden kesinlikle uzak tutulmalıdır.”

Erdoğan’dan yaptığı bu hatırlatmaya ise şu yanıtları vererek devam eden Çakır, “Evet, ülkelerin gelişmesini, kalkınmasını sağlayacak olan en önemli unsurların başında eğitim gelir, üniversite gelir. Burada uzun uzadıya üniversitelerin demokrasiye, ekonomiye, toplumsal gelişmeye katkılarını anlatacak değilim.” dedi.

Ayrıca suskun kesimlere dikkat çeken Elif Çakır, yazısını şu paragraflarla sürdürdü.

“Düne kadar her ile üniversite açmakla övünen, düne kadar üniversiteler her türlü siyasi müdahaleden, devlet ve iktidar baskısından uzak tutulsun diyen AK Parti döneminde, hem de AK Parti hükümetlerinin pırıltılı reformist dönemlerinde katkıları olan “yol arkadaşlarının” yönetimindeki bir üniversitenin kapısına kilit vurulmak üzere…

Şehir Üniversitesi’nin bugün başına gelenler başka bir iktidar döneminde yaşansaydı, AK Parti camiası nasıl büyük tepkiler gösterirdi, değil mi?

Bugün herkes suskun… Çocukları ya da yakınları muhtemelen Şehir Üniversitesi’nden mezun olmuş AK Partili siyasetçiler de suskun… AK Parti’den kurucu ilkelerinden uzaklaştı diyerek ayrılmış olanlar da suskun…”

Yazısının son bölümünde YÖK ve Halkbank’ın süreçle ilgili tutumlarına yer veren Çakır;

“Kendisine bağlı üniversitenin kapısına kilit vurulmak üzere ama YÖK de suskun!

Banka ile yaşanan sorun doğrudan YÖK’ü ilgilendirmiyor olabilir ancak sorunun çözülmesi için inisiyatif alması gerekmez mi?

Halk Bankası Şehir Üniversite’sine neden olağan bir borçlu gibi muamele etmiyor? Şehir Üniversitesi bankaya olan borcunun karşılığında fazlasıyla ipotek gösterdiği halde neden kabul edilmiyor? Ticari hayatta yaygın olan “ödeme planı” yapmak üzere üniversite ile neden masaya oturmuyor? Mahkeme Üniversite’nin 400 milyon TL borcuna karşılık 1. 2 milyar TL gösterdiği teminatı hangi hukuki gerekçe ile kabul etmiyor da banka hesaplarına haciz koyuyor? Üniversite neden maaş ödeyemez duruma düşürülüyor?

Şimdi bütün bunlara bakıldığında Ömer Hoca’nın deyişiyle sorun siyasi olduğu izlenimini vermiyor mu?

Halk Bankası’nın nezdinde Şehir Üniversitesi’nin, borçları yeniden yapılandırılan batmaktan kurtarılan inşaat şirketleri ve spor kulüpleri kadar değeri yok mu?” diyerek yazısını noktaladı.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,924TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz