Ana Sayfa Türkiye Ellerde balta dillerde binbir yalan! Pelikancılar Şehir Üniversitesi’ne operasyon için düğmeye bastı

Ellerde balta dillerde binbir yalan! Pelikancılar Şehir Üniversitesi’ne operasyon için düğmeye bastı

0
Ellerde balta dillerde binbir yalan! Pelikancılar Şehir Üniversitesi'ne operasyon için düğmeye bastı

Üniversite nedir ve ne olmalıdır? Bu soru çiftine bugün verilebilecek en güzel cevaplardan biri olarak duruyor karşımızda Şehir Üniversitesi. Ancak Pelikan örgütü rahatsız, Pelikan huzursuz. Bir şekilde üniversiteyi ele geçirmek istiyor! Bunun için bazen Ersoy Dede, kimi zamansa Ahmet Kekeç ve Süleyman Özışık gibi tetikçiler sokuluyor devreye.

Ersoy Dede önceki günlerde “Ben bu konuyu çok iyi çalıştım” diyerek Şehir Üniversitesi’ne ilişkin yalan yanlış bir dolu bilgiyi serpiştirip bir yazı kaleme aldı Star gazetesinde.

Bugün de Ahmet Kekeç, yine aynı gazetede itibar cellatlığı nedir ve nasıl yapılır sorusuna müthiş cevap oluşturabilecek bir yazıyla çıkageldi.

Ahmet Kekeç’in yazısında başından sonuna kadar işlediği temel fikir aslında şu. Bu okul Ahmet Davutoğlu’nun ve bu okuldan mezun olanlar yarın bir gün Ahmet Davutoğlu’na sempati duyabilirler. Biz bundan rahatsız oluyoruz ve bunun için üniversiteye el koymak istiyoruz.

Tıfıl yazar Süleyman Özışık ise “Şehir Üniversitesi gerçeği” diye bir başlık atıp sıralamış yalanları, karalamaları. Alıntılamaya değmez. Rezillik ve utanç vesikası olabilcek türde bir yazı.

Pelikancılar Şehir Üniversitesi’ne saldırıya geçti

Tuhaf olan şu ki Ersoy Dede, Ahmet Kekeç ve Süleyman Özışık gibi cellatlar bugün Şehir Üniversitesi’nin itibarını iki paralık etmek için elinden geleni yapsalar da asıl amaçları hükümete itibar kazandırmak. Ancak onlar kalemi ellerine aldıkları her dakika, ekranda göründükleri her an ne gariptir ki insanlar AK Parti’den ve onun kuruluş felsefesinden uzaklaşıyor. Bunun binlerce örneğini sıralamak mümkün. Ama bu bir başka yazının konusu olsun.

1986 yılından bugüne Türkiye’nin en büyük sivil kütüphanesini oluşturan Bilim ve Sanat Vakfı’nın çalışmalarıyla kurulan Şehir Üniversitesi yine sahip olduğu çok sesli kütüphanesi ve özel koleksiyonlarıyla vakıf üniversiteler arasında şaşırtıcı bir noktada.

Ama bunu ne Ersoy Dede gibi birinin zekası kavrayabilir ne de sabahtan akşama kadar önüne gelene itibar suikastleri düzenleyen eski İslamcı Ahmet Kekeç ve tıfıl delikanlı Süleyman Özışık.

Mesela bugün Şehir Üniversitesi’nin öğretim üyelerine ayrılan odalarının hiçbirinde unvan yazmış. Göremezsiniz. Kurum içi iletişim ve demokratik iklim ve yönetim felsefesi nedir ya da nasıl olmalıdır gibi bir soru sorduğunuzda bugün Şehir Üniversitesi’ni karalayan, itibarını zedelemek isteyen isimlerin hemen hepsi öylece boş gözlerle bakıverir suratınıza.

İlk beş yılında çok yüksek bursluluk oranları yakalayan bugün de yüzde 50 seviyesinde bir bursluluk oranında kalarak yönetim başarısı ispatlayan İstanbul Şehir Üniversitesi yıllardık kalite ile sürdürülebilirlik kavramlarını stratejik yönetimiyle diri ve hayatta tutmayı başarıyor. 

Ama bu ne Ersoy Dede, ne Ahmet Kekeç ne de Süleyman Özışık gibi kaleminden salya damlaylan troller anlayabilir. 

Bağışçılarının çekilmesinin ardından sadece birkaç yıl içinde Şehir Üniversitesi’nin sürdürülebilir bir duruma getirilmesi ve kurucu vakıf olan Bilim ve Sanat Vakfı’nın kültürünün, felsefesinin devam ettirilmesi yine bir büyük başarıydı. Ancak bundan Pelikan’a ne? Öyle değil mi?

Sadece doku yılda kütüphanesini vakıf üniversiteleri arasında Türkiye’nin en büyükleri arasında yazdıran Şehir Üniversitesi bugün 150 bine yakın kitap ve 500 binden fazla elektronik kaynakla büyük bir ilginin odağı durumunda.

Fuat Köprülü, Kemal Karpat, Talat Sait Halman, Fikret Adanır, Şerif Mardin, Taha Toros, Cüneyt Orhonlu gibi Türkiye’nin en seçkin entelektüellerinin özel arşivleri bugün Şehir Üniversitesi’nde bulunmakta.

Kemal Karpat’ın arşivini Şehir Üniversitesi’ne bağışlarken söylediği “Artık emin ellerde” sözlerinin bizzat şahidi Alim Arlı’dır. Yine Arlı’dan küçük bir alıntıyla aslında Şehir Üniversitesi’nde ne yapılıyor, ne oluyor bir bakalım:

Şehir Üniversitesi’ni haczetmek

Üniversiteye, 2009’da diğer vakıf üniversitelerine yapıldığı gibi hükümet tarafından Dragos’da arazi tahsis edilmiştir. Davalar ve verilmeyen imar izinleri nedeniyle 2017 yılına kadar üniversite Altunizade’de çok yüksek kira maliyetleriyle eğitim öğretime devam etti. Arazinin tahsisi Danıştay tarafından iptal edildikten sonra, hükümetin bu tür kamu yararı olan durumlar için bir bürokratik çözüm  olarak çıkardığı bir yasa maddesi uyarınca sekiz parselden oluşan arazi üniversiteye sadece eğitim—öğretim yapılmak şerhiyle tekrar devredildi. Sonrasında Halkbank tarafından sağlanan ve büyük kısmı kampüs inşaatına harcanan yatırım kredisi ile kampüs alanı hızla tamamlanarak 2017 sonunda Dragos kampüsüne geçildi. Bir parselle ilgili TMMOB’un açtığı iptal davası ilk mahkemelerde reddedilmesine rağmen Danıştay tarafından kabul edilerek arazinin devri iptal edildi. Halkbank da tek parselle ilgili bu iptali gerekçe göstererek uzun yıllar içinde geri ödemesi yapılacak yatırım kredisinin tamamının hemen ödenmesini talep etti. Borç ödeyebilecek durumda olan, yüksek bursluluk oranlarıyla eğitim odaklı bir kamu hizmeti yapan ve mevcut durumunda nakit üretecek duruma gelmiş genç bir üniversitenin hayat damarlarını kesecek şekilde tüm varlıklarına konulan ihtiyati haczin özeti budur. 

YORUM YOK

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

%d blogcu bunu beğendi: