Ana SayfaTürkiyeErdoğan'ın bugün denediğini Ecevit 2000 yılında yapmıştı! Kerim Rota'dan kritik uyarı

Erdoğan’ın bugün denediğini Ecevit 2000 yılında yapmıştı! Kerim Rota’dan kritik uyarı

Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota, Karar Tv’de Ali Bayramoğlu ve İsmet Berkan’ın konuğu oldu. Dövize endeksli mevduat faizi hakkında değerlendirmelerde bulunan Rota, 2000 yılındaki Ecevit hamlesini hatırlattı.

Hükümetin ekonomi politikasını değerlendiren Rota, ”Özellikle finansal piyasalar açısından köşeye sıkışan hükümetler aradan kendilerini çıkarırlar. AK Partiye ve ekonomi yönetimine güven yoktu, faiz politikaları ve geldiğimiz nokta sebebiyle biz aradan çıkıyoruz, sizi devlet garantisiyle baş başa bırakıyoruz dedi” dedi.

Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota, KARAR TV‘de Ali Bayramoğlu ve İsmet Berkan’ın sorularını yanıtladı. Rota, ”Özellikle finansal piyasalar açısından köşeye sıkışan hükümetler aradan kendilerini çıkarırlar. AK Partiye ve ekonomi yönetimine güven yoktu, faiz politikaları ve geldiğimiz nokta sebebiyle biz aradan çıkıyoruz, sizi devlet garantisiyle baş başa bırakıyoruz dedi. Bu durumda doların düşmesi kadar doğal bir şey yoktur” dedi.

BİR YILIN MUHASEBESİ

Yılın muhasebesini yaptığımızda 2021 yılının hem piyasalarda hem de ekonomi yönetimindeki oynaklığının 2022 yılında farklı olmayacağını söylemek yanlış olmaz diye belirten Rota, ” 2021 yılı içerinde bir Merkez Bankası Başkanı, bir Hazine ve Maliye Bakanı Başkanı değişikliği oldu. Buna 14 aylık bir perspektiften baktığımızda iki Merkez Bankası Başkanı iki Hazine ve Maliye Bakanı değişikliği gördük. Bu değişikliklerin 2021 yılına etkisine çok oldu. Eylül ayı itibariyle ile hem Hazine ve Maliye Bakanı’nın görevden ayrılması hem de ekonomi yönetimde değişik bir anlayışın hayata geçmesine neden oldu. 2022’ye baktığımızda ben farklı bir tablo göremiyorum. Ortada sürreal bir ekonomi politikası var ve bu politika da ısrar var. Bu da önümüzdeki dönemde kurlarda, faizlerde ve ekonomi yönetiminde önemli oynaklıkları göreceğimizi gösteriyor. Eğer 2022 yılı bir seçim yılı olacaksa ekonominin yanında siyasi bir oynaklığın ve popülist uygulamaların devreye girmesini getirebilir” dedi.

ASGARİ ÜCRET DEVLETTEN ÇOK ÖZEL SEKTÖRÜ ETKİLEYECEK

2022 yılı asgari ücreti, resmi enflasyonun neredeyse iki katı bir seviyede zam oranıyla 4 bin 250 TL olarak belirlendi. Rota bu oran için, ”Yılbaşında dolar 7.36 TL’deydi, bu yıl sonunda 12.50 TL civarında kapatırsa yüzde 60lık bir artış söz konusu. Bunun enflasyona geçişmesi yeni başladı ve bu artışın büyük bir kısmı son üç dört ayda oldu. 2022’nin üç dört ayında ciddi bir enflasyon artışı göreceğiz. TÜİK verileriyle bile enflasyonu yüzde 30 gıda enflasyonunu yüzde 40’larla kapatacağız. Böyle baktığınızda bu yüzde 50 artış ancak enflasyonu karşılar. 2021 yılı içerisinde bütçe performansı beklenenden iyi gitti. İthalde alınan KDV kurlardaki artışla önemli bir noktaya geldi. Matrah artışı, vergi aflarıyla da hükümetin 2022’de bütçe de biraz yeri olduğunu biliyorduk. Bunun bir kısmın bu tür artışlarla harcanacak ama asgari ücretteki artış devletten çok özel sektörü etkileyecek. Bunun devlette karşılığı 50-70 milyar TL olacaktır. Daha çok EYT, 3600 gösterge önemli olacak çünkü bunlar 2022 bütçesine konulmuş şeyler değil” ifadelerini kullandı.

AK PARTİ ARADAN ÇEKİLDİ DEVLET GARANTİSİ VERDİ

Hükümetin ekonomik olarak köşeye sıkıştığını belirten Rota, ”Her köşeye sıkışmış siyasetçi gibi köşeye sıkıştığı noktada devlet garantisi kartını ortaya çıkarır. Bunu 6 aralık 2000 yılında rahmetli Bülent Ecevit önemli bir finansal krizle karşı karşıya kaldığında yapmıştı. Bankadaki sadece mevduatlara değil bankaların iç ve dış bütün yükümlüğüne garanti vermişti. Buna rağmen IMF’in tavsiyesiyle bu garantiyi vermişti, piyasa birkaç aylığına sakinleşmişti. Özellikle finansal piyasalar açısından köşeye sıkışan hükümetler aradan kendilerini çıkarırlar. AK Partiye ve ekonomi yönetimine güven yoktu, faiz politikaları ve geldiğimiz nokta sebebiyle biz aradan çıkıyoruz, sizi devlet garantisiyle baş başa bırakıyoruz dendi. Bu durumda doların düşmesi kadar doğal bir şey yoktur” dedi.

MEVDUAT SİSTEMİ SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?

Dövize endeksli mevduat sisteminin piyasaya etkisine de değinen Rota, ”Ürünün başarılı olup olmadığının anons sırasında hiçbir etkisi yoktur. Anons etkisi dediğimiz finansal anons etkisini yarattı. Bakanın o akşam biz müdahale etmedik demesine rağmen Merkez Bankası bilançosundan yaklaşık 8.5 milyar dolarlık satış yapıldığını görüyoruz. Bunun 5.5 milyar dolarlık kısmı ilk 2 günde 20-21 Aralık’ta, kalan 3 milyon ise son 3 günde satılmıştı. İşin acı kısmı bunun kapı arkası yöntemle yapılmış bir müdahale olması. Kapı arkası müdahalesinin de Hazine ve Maliye Bakanı değişikliğiyle paralel olduğunu düşünüyorum eğer Lütfi Elvan olsaydı bu kapı arkası müdahale olmazdı. Onun dönmesiyle beraber daha önce Berat Albayrak döneminde gerçekleşen ve 128 milyar olarak siyasallaşan meselenin o anahtarı tekrar kullanıma döndü” şeklinde konuştu.

Rota sözlerine şöyle devam etti:

”Geçtiğimiz hafta bankalarla yapılan toplantıda Sayın Bakan’a çok açık bir şekilde kredi faizlerini yüzde 30’a, mevduat faizlerini de yüzde 20’lere çıkaracaklarını belirttiler. Sayın Bakan da itirazda bulunmadı. Bugün geldiğimiz noktada 3-6 aylık kredi faizleri yüzde 35-40 bandında fiyatlanıyor. Mevduatlarda da dün itibariyle 1 milyon TL ve mevduatı olan müşterilere yüzde 25-26 civarında faiz veriliyor. Anons etkisini kur garantisinde yaptılar faiz arttırmayı ve döviz arttırmayı kapı arkasında yaptılar”

KREDİYE ULAŞAN ZENGİNLEŞECEK

Mevduat sistemde kimlerin kazanacağını anlatan Rota, ”Ucuz kredi kullananın zenginleşeceği anlamına geliyor. Ucuz krediye 1977-80 arası Türkiye’nin uyguladığı politikadır. Ucuz kredi özellikle kamu bankalarında daha düşük faizle erişime olanlara inanılmaz bir fırsat sunuyor. Malınıza iç ve dış piyasa TL cinsi yüzde 30-40 civarı fiyat artışı yaptıysanız bu sene yüzde 13-14 kredi bedava bir kredidir. Bu bedava krediyi alıp zenginleşebilirler. Herhangi bir konut ya da ihtiyaç kredisi alıp fiyatlar artmadan bu konuta ya da mal ve hizmete erişim sansı elde edebilirsiniz. Bu aslında krediye erişenin zenginleşebildiği ve gelir ve servet adaletini çok hızla bozmaya aday bir durum” dedi.

Rota şöyle devam etti:

”Rezerv kaybının yarattığı salınımı birde kamu açıklarıyla beslenmesi durumunda bu salınımın çok daha hızlı ve yıkıcı olma ihtimali var. Bütçe açığının bugün ki şartlarda kur korumalı mevduattan hiç yük gelmese bile 400 milyar TL civarında milli gelirin yüzde 4-5’i civarında çıkma oranı yüksek. Bu da hem borçlanma hem de o ölçüde bir piyasaya da ihtiyaç var anlamına geliyor. Sadece bankacılık sistemi üzerinden yapılan bir borçtan bahsediyoruz bunun yarısından fazlası da kamu bankaları, hazine tahvil ihraç ediyor, kamu bankaları alıyor, onu merkez bankasına veriyor. Bu da parasal bir genişleme olarak okunabilir. Dış borçlanma anlamında dış kredi notunuzun çok yüksek olması durumunda ne Hazine bu sıklıkla çıkmak istiyor ne de borç verenler bu sıklıkla vermek istiyor. Yurtdışı borçlarının geri ödemesi noktasına getiriyor içerdeki büyüme üzerinde de büyük bir baskı oluşuyor”

ENFLASYONLA MÜCADELE YOK

Hükümetin tüm bu hamleleri suni bir dengeyi sürdürmek adına yaptığına vurgu yapan Rota, ” Bu suni denge sürmediği sürece de bu salınımlar çok daha hızlanabiliyor. Mevduatla birlikte kurlarda düşüş oldu elbette bir kazanım oldu ama bu düzeni devam ettiremezseniz sadece kamu borcu değil kur koruma mevduattan kaynaklanan paraları da ödemek zorunda kalacağız. Bunun çok daha yıkıcı olma ihtimali var. Bu bir seçim ekonomisiyse toplumun seçime kadar bu dengede gitmesi mümkün değil. Enflasyonla mücadele yok acil tutarlı, ayakları yere basan, inandırıcı bir mücadele gerekiyor. Türkiye’nin en büyük beka sorunu iyi eğitimli gençlerin ülkeyi terk etmek istemesidir. Beyin göçü ve katma değer kaybı Türkiye’ye zarar veriyor” diye ekledi.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,941TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri