Ana SayfaTürkiyeErzurum'da pazarcıların bir günü

Erzurum’da pazarcıların bir günü

Geçmişten bugüne devam eden mahalle aralarında kurulan pazarlar, birbirine karışan pazarcıların tezahüratları ve insan sesleriyle, sıcak bir ortamı beraberinde getiriyor.

Sabahın erken saatlerinde kalkıp geçimini sağlamak için her gün Erzurum’un başka pazarlarında tezgâh kuran pazarcılardan birisi Ahmet Yeniçeri, bu işin zorluklarını bizlere anlatmaya başlıyor. Yeniçeri, “Patlıcan, biber, domates, salatalık ve meyve satıyorum. 25 yıllık pazarcılık mesleğimde öğrendiğim ilk şey dürüstlük oldu. Dürüstlük ve insanlarla iyi diyalog kurmak 25 yıllık pazarcılığı da devamında getirdi” dedi.

İnsanlara karşı tutumlarının nasıl olduğunu anlatan Yeniçeri, “Bu meslekte kibar olmak gerekiyor. Burası büyük ve alternatifin fazla olduğu bir yer. İnsanlara güler yüzlü olmayınca müşteri başka yerlerde alışveriş yapabiliyor” diye konuştu. Gece saat 03.00’da mal almak için meyve sebze haline giden Yeniçeri, “Erzurum veya Erzincan halinde daha fazla ürün ve daha fazla çeşit var. Daha sonra Erzurum’a dönüp pazarın kurulacağı yere gidiyoruz. Sabah saat sekizde tezgâhı kurup, akşam altıda tezgâhı kaldırıyoruz” şeklinde konuştu.

“Bir pazarcı ne kadar kazanıyor?” sorusunu sorduğumuzda hafif tebessümle cevap veren Yeniçeri, “Kazancımız özellikle kış aylarında yok denilecek kadar az. İnsanlar yazın sebzelerini kurutup kışın kuruttukları sebzeleri yiyor, haliyle satış azalıyor” dedi. Hırsızlık olaylarının sık yaşandığını dile getiren Yeniçeri sözlerine şu şekilde devam etti: “Akşam bekçi nöbete kalıyor. Buna rağmen hırsızlık durumu oluyor. Bunun dışında bazı müşterilerin de hırsızlık yaptığını görüyoruz.”

“Öğretmen olmak en büyük hayalimdi”

25 yaşında olan Semih Aydınalp, 10 yaşındayken pazarcılığa başladığını söyledi. Aydınalp, o yılları şöyle anlattı:

“Hem okula gidiyordum hem de pazara babama yardım etmeye gidiyordum. Lise 2’nci sınıftayken maddi sıkıntılar yüzünden okulu bırakmak zorunda kaldım ve babamın yanında çalışmaya başladım.” 

En büyük hayalinin öğretmen olmak olduğunu dile getiren Aydınalp, “İşimi mecburiyetten yapıyorum. Sevsem de sevmesem de yapmak zorundayım. Okumayı çok istedim, şimdi böyle bir imkânım olsa okula muhakkak giderdim” dedi.

32 yaşında olan Yusuf Ay ise pazarcılığı “Hayatın zor şartlarını öğrendiğim yer” olarak tanımladı. Küçük yaşlarda ailesiyle birlikte Kars’tan Erzurum’a gelen Ay, baba mesleği olan pazarcılığa 10 yaşında başladığını ifade etti. Ay, düzenli ve net bir geliri olmamasına rağmen işini severek yaptığını söyledi. Altı çocuğu olduğunu dile getiren Ay, “Onların bu mesleği yapmasını istemiyorum” dedi. 

Sabahın çok erken saatlerinde kalktığını anlatan Ay, “Patates, soğan, patlıcan ve meyve satıyoruz. Hale gittiğimiz zaman ise sabah saat üçte kalkıyoruz. Pazar alanına gelip iki saate yakın tezgâh kuruyoruz. Akşam ise saat sekizde işi bitiriyoruz” diye konuştu. 

“Zarara uğradığımız hatta cebimizden gittiği dönemler oluyor” diyen Ay, “Eskiden daha çok kazanıyorduk çünkü eskiden çok masraf yoktu şimdi ise her şey pahalı, ister istemez kazanç düşüyor” şeklinde konuştu.

Haber: Metin Ürenli

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,703TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz