Ana SayfaTürkiyeErzurum'un konargöçer hayatları

Erzurum’un konargöçer hayatları

Hayvancılık bakımından bölgenin en cazip şehirlerinden biri olan Erzurum, yaz yağışlarıyla yeşeren otlakları ve geniş bozkırlarıyla birçok konar göçerin yaşantısına tanıklık ediyor. İlkbahar ile başlayan bu “ekmek yolculuğu” Erzurum’da her geçen yıl  artıyor. Yağmurcuk Köyü Yaylası, Teke Deresi Yaylası gibi verimli alanlara gelen konargöçerler ise şartlardan genel olarak mutlu ancak olumsuz durumlardan da bahsetmeden edemiyorlar.

Doğu’da hayvancılık sektörünün mihenk taşlarından biri olan Erzurum, her yıl yüzlerce göç almaya devam ediyor. Ortalama yükseltinin ve dağlık alanın geniş yer kapladığı Erzurum coğrafyası, özellikle hayvancılık ve yaylacılık bakımından da büyük bir potansiyele sahip. Bu avantajlı durumdan yararlanmaya çalışan yüzlerce konargöçer ise soluğu Erzurum’da alıyor. Koca bir yılın neredeyse yarısını dağlarda ve yaylalarda hayvanlarına bakarak geçiren konargöçerler “ekmek parası” diyerek yola çıkıyor ve zaman zaman zor şartlarla karşılaşmalarına rağmen hallerinden mutlu görünüyor. Bu hikâyelerden birisinde ise başrolde Elazığ’ın Palu ilçesinden Erzurum’a gelen Septi Aşireti var.

Aşiretin en yaşlısı İbrahim Septi (72) Erzurum’u sevdiğini söylüyor. Her yıl hayvancılık için buraya geldiklerini belirten Septi, ‘Hayatımı idam ettirmek için başka bir yol seçip ailemi de bu yolda yürütebilirdim. Fakat dağlar, bozkırlar benim için vazgeçilmezdir. Yaşamın kendisidir. Herkesin yürüdüğü yollarda yürümeyenlerin evrenidir dağlar. Dağ deyince taş toprak yığınların yığın yığın üstüste yığılmasını anlamamak gerekir. Dağlar yorulup güçlenerek, görüp tanıyarak, bulup güçlenerek insanının yaşamını zenginleştiren bir serüvendir. Bizi Erzurum yaylalarına çeken tüm bunlarla birlikte bitki çeşitliliği,su bolluğudur. 500 koyun ve 200 keçimiz var. Hayvanlarımız için burada yeterli verimli otlak alanlar mevcut. Ayrıca Teke Deresi Yaylası’nda ağıl olarak kullanılan çok sayıda yapı var. Çadırlarda biz ağıllarda ise koyun ve kuzular soğuk havalarda kalıyorlar. Günlük ihtiyaçlarımızı karşılamak için hindi ve tavuk gibi kümes hayvanları besliyoruz. Bunun yanı sıra yaylacılık faaliyetlerinden elde ettiğimiz ürünleri pazarda satarak, ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz ‘ dedi.  

Tüm bu olumlu tabloya rağmen aşiret lideri, açık havada yolculuklarla ve mücadelelerle geçen yorucu ve zorlu yaşamlarının olduğunu belirtiyor. Kışın sonlarına doğru geldikleri Erzurum’da soğuktan dert yakınan İbrahim Septi, ayrıca sağlık ve eğitim sorunları yaşadıklarını da söylüyor. Septi, okul çağında olan 30 kadar çocuk olduğunu ifade ederek şunları belirtiyor, ‘’ Gönüllü öğretmenler veya taşımalı eğitimle sorun çözülebilir. Ayrıca belli yaşın üstündeki kadınlarımız da okuma, yazma bilmiyor. Yıllarca bizim peşimizden göçebe hayatı yaşayan kadın ve çocuklarımız, eğitim alamadı. Bunun yanı sıra yaylalarda çobanlık hariç tüm iş yükü kadınların sırtında. Hayvanların sağılarak süt elde edilmesi, peynir ve yağ yapılması, çocukların bakımı, çadırların temizliği, çamaşırların yıkanması… Erkekler de gün boyu hayvanların çobanlığını yapıyor. Kışın sonlarına doğru geldiğimiz için de hava buralarda bayağı soğuk oluyor. Dağ ve yaylalarda bu soğuk daha da artıyor. Tüm bunlara bağlı olarak sağlık sorunları da baş gösteriyor. Sağlık problemlerinin çözümü için şehir merkezine gitmek durumunda kalıyoruz. Şehir merkezi bize 30 km uzaklıkta. Acil durumda olan ve her gün gidip gelmesi gereken hastalar için bu mesafe ciddi bir sorun oluşturuyor. Sağlık sorunlarının çözümü için ise gezici sağlık ekiplerinin daha sık yaylalara gelmesi ve hastaları takip etmesini  istiyorum”

İbrahim Septi’nin değindiği bu sorunlar için uzmanlar ne diyor? Herhangi bir çalışma ve araştırma var mı? Bu sorulara Erzurum Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan Çevre Mühendisi Canan Köse ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan Ziraat Mühendisi Ebru Kopan açıklık getiriyor.

“Bunların hepsi genel sorun, çözüm için icraatlarımız olacak

Çevre Mühendisi Canan Köse, konar-göçer yaşam tarzının yörük kültürünün önemli bir parçası olduğunu belirterek, ‘’ Günümüz koşullarında birçok sorun ve engel mevcut. Göç alanları, göç yolları ve göç güzergâhları gibi alanlarda çalışmalarımız olacak. Konar-göçerlerin sağlık problemleri, sosyal güvence problemleri başta olmak üzere birçok sorunları mevcut. Bunların hepsi genel sorun, çözüm için sivil toplum örgütleriyle eş zamanlı icraatlarımız olacak ’’ dedi.

Ziraat Mühendisi Ebru Kopan’a göre ise bu konu, üzerinde ciddi adımlar atılması gereken bir sorun. Özellikle konar-göçerlerin sağlık sorunlarına dikkat çeken Kopan, ‘’ İnsan hayatı ciddi bir mesele. Konar-göçerlerin ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. Başta bu konu olmak üzere birçok alanda projelerimiz var. Bunları en kısa zamanda hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu çok eski ve tarihi bir kültür. Aynı zamanda o insanların gelir kapısı. Yakın zamanda somut adımlar atılacak ‘’ sözlerini kaydetti.

İbrahim Septi ve aşireti gibi onlarca insanın başa çıkmaya çalıştığı bu sorunlar, en kısa zamanda çözüme ulaştırılacağa benziyor. Her şeye rağmen konar-göçerler ‘ekmeklerinin’ peşinden koşmaya da devam edecek gibi görünüyor.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,694TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz