Etyen Mahçupyan: AK Parti'ye bir siyasi parti demek zor. Oportünist bir sosyolojik oluşum

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Etyen Mahçupyan, T24 TV’de Şirin Payzın’ın Ne Oluyor isimli programına konuk oldu. AK Parti’nin geldiği noktadan Gelecek Partisi’nin Kürt sorunundaki perspektifine; Türkiye’nin ekonomik gidişatından Suriye meselesine kadar bir çok soruyu yanıtladı.

Liderlik partisi olsaydık şu andaki kurucular kurulu olmazdı

Şirin Payzın’ın, “Ahmet Davutoğlu ismi çok fazla ön planda, Gelecek Partisi bir lider partisi mi olacaksınız?” sorusuna, “Bir lider partisi olmak üzere baksaydı şu anda ki kurucular kurulu olmazdı, şu anda ki kurucular kurulu ve şu anda ki başkanlık kurulu herhangi birisinin kolayca liderlik yapabileceği bir yapıda değil. Daha dinamik, daha çeşitli ve ikna etmek için çaba sarf etmenizi gerektiren bir grubuz ve sembolikçe söylemem gerekirse, ben Ahmet Davutoğlu’nu ikna etmek için ne kadar çaba sarf etmek zorunda kalıyorsam o da aynı şekilde beni ve başka arkadaşları ikna etmek için çaba harcıyor.” şeklinde yanıt verdi.

AK Parti artık AK Parti değil

İktidar partisi için de değerlendirmelerde bulunan Mahçupyan, “AK Parti artık AK Parti değil. AK Parti, 2016 başından itibaren kendi pilotu tarafından hijack (kaçırılmış) bir uçağa benziyor. Yani uçağa biniyorsunuz. Bir pilot var, pilot sizi düşündüğünüz yere doğru değil bambaşka bir yere doğru götürüyor. Bunu yaparken de bütün kadroyu elemine ediyor ve bambaşka insanlarla anlaşıyor. Şimdi dolayısıyla adı aynı ama karşımızda gördüğümüz şey başka bir oluşum. MHP ile yapılan iş birliği bence tamamen farklı bir organik yapı üretmiş durumda. Şu anda baktığımız zaman klasik AK Partili hassasiyetlerinin hemen hemen hiçbirini görmüyoruz. Epeyce merkezi otoriter olan, çevresi baya oportünist olan bir sosyolojik oluşum aslında. Buna bir siyasi parti demek de çok zor. Çünkü iktidarda olmasaydı siyasi parti diyemeyecektik büyük ihtimalle. Çünkü siyasi parti olmasını sağlayacak olan gerçek ilişkiler ağına sahip değil. O rantın, o gücün getirdiği bir paylaşma mekanizması bu. O yüzden de burada bir DeFacto durum var. Tabi şunu unutmayalım. Bu DeFacto durumu yaratan da MHP ve MHP’ye o aklı verenler. Burada bir Recep Tayyip Erdoğan rejimi yok, Tayyip Erdoğan olsa iyi olur diyenlerin rejimi var.

Hırs ve Cehalet

Payzın’ın, “Neden Recep Tayyip Erdoğan bu noktaya geldi, MHP’ye neden bu kadar angaje oldu” sorusunu da yanıtlayan Mahcupyan, “Erdoğan’ın fikirlerinde bir değişiklik yok. 20-30 sene önce de aynı Erdoğan’dı ama etrafındaki insanlar sayesinde biz o fikirlerin tezahürlerini görmüyorduk, başka eylemler görüyorduk ve o zaman daha olumlu bir Tayyip Erdoğan figürü ortaya çıkıyordu ama 2016’nın başından beri parti içinde yaptığı manivela bambaşka bir yere getirdi. Ben, dışarıdan biyografisini yazıyor olsaydım iki sebep söylerdim; Hırs ve Cehalet.” diye yanıt verdi.

Erdoğan’ın etrafındaki kadro çapsız

Erdoğan’ın yalnız kaldığı zaman ve etrafındaki çapsız kadroyla devam ettiği sürece oradan iyi bir fikir çıkmasının mümkün olmadığını savunan Mahçupyan, “Bildiği şeyi yapmaya devam edecektir. Bu bir Erdoğan – MHP iş birliğidir. Ortağını da unutmadan konuşmamız lazım. Tek başına karar alıcı noktasında değil ve artık hiçbir zaman da olmayacak. Özellikle 50+1’e ihtiyacı olduğu için de böyle.” dedi.

Suriye politikasını Davutoğlu’nun çizdiğini söylemek sürreal bir olay

Şirin Payzın’ın, Ahmet Davutoğlu’nun, Emevi Camii’nde cuma namazı kılma sözlerine ilişkin sorusuna Mahçupyan, bu sözlerin Davutoğlu’na değil, Erdoğan’a ait olduğunu hatırlattıktan sonra, Suriye politikasına ilişkin şunları söyledi. “Bir adam akademiden geliyor. Boğaziçi’nde okumuş, çift anadal yapmış. Sonra, Türkiye gibi iç yapısı sert olan bir devletin içine giriyor. Asker var, Cumhurbaşkanlığı var, İçişleri var, bütün bir bürokrasi var. Sürreal bir olay. Tabi ki Ahmet Davutoğlu elinden geldiği kadar etkilemeye çalışmıştır. Daha ön plana çıktığı için herkes onun yüzünden olduğunu düşünmüş olabilir ama şöyle söyleyeyim, Suriye politikasının ilk başı doğru bir politikaydı. Neydi başı? Esad’ı ikna etmek. Davutoğlu bunun için on kere Suriye’ye gitti. Aynı dönemde AB’nin politikası da buydu, ABD’nin politikası da buydu. Türkiye’nin burada kusuru neydi? Esad’ın değişmiş olduğunu görmesine rağmen değişik bir politikaya geçemedi Türkiye. Burada da eğer Davutoğlu’nun payı varsa o da bir miktar suçludur.” diyerek yanıtladı.

Demirtaş’ın hapiste olmasının hiçbir mantığı yok

İktidarın Demirtaş ve Kavala hakkındaki tutumunun rasyonel bir tarafı olduğunu ve elinde bir kart olarak tuttuğunu da söyleyen Etiyen Mahçupyan, “Bu gerilimleri ayakta tutarak bir çatışma ortamı üzerinden muhtemel seçime gitmek veya Türkiye’yi bölünmüş olarak ileriye taşımak.” dedi. Demirtaş’ın serbest kalmasından iktidardaki insanların bir kazanımı olmadığı için bırakılmadığını da sözlerine ekleyen Mahcupyan, “Mesele bu kadar basittir diye düşünüyorum” şeklinde ifadelerde bulundu.

Anadil bir haktır

Gelecek Partisi’nin programında yeni bir vatandaşlık tanımı olduğunu ifade eden Mahcupyan, yerel yönetimler ve ana dil konusunun işlendiğini ve bambaşka bir perspektife sahip olduklarının altını çizdi. Anadilin bir hak olduğunu ve sorgusuz sualsiz bu hakların verilmesi gerektiğini savunan Etyen Mahcupyan, “Başka partilerle ve sivil toplumla beraber bu işi kotarırız. Tek başımıza yapabilmemiz gerçekçi değil ama bunun için ittifaklara açığız ve davet ediyoruz diyebiliriz ve bunu diyoruz şu anda.” dedi.

Biz Kürtler için varız HDP için değil

İşe ülkede Kürtlerin varlığını kabul ederek başlamak gerektiğini söyleyen Mahcupyan, Bunun, HDP’nin ya da PKK’nın varlığıyla ilgisi olmadığını ama Kürt siyaseti içinde HDP diye bir seçenek varsa elinizi uzatmak durumundasınız dedi. Mahcupyan, “Siz elinizi uzatmak zorundasınız onlar o eli tutar veya tutmaz onların bileceği iştir. Biz kürtler için bir şey yapmak istiyoruz, HDP için değil.” dedi.

Berat Albayrak’ın bir ekonomi politikası olduğundan emin değilim

Şirin Payzın’ın “Tayyip Erdoğan’ın, Berat Albayrak’ın ekonomi politikalarından vazgeçeceğine emin misiniz?” şeklindeki sorusunu da yanıtlayan Etyen Mahcupyan, “Berat Albayrak’ın bir ekonomi politikası olduğundan emin değilim, Tayyip Erdoğan’ın da ekonomi politikası olduğundan emin değilim. Burada refleksler var. Şu olmuş, ona karşı şöyle bir şey yapalım, bir taraftan da bir takım iş adamlarının masraflarını kapatalım, bir takım ihaleleri kotaralım vs. Burada dört başı mamur, bir bütünlüğü olan, perspektifi olan bir ekonomi politikası yok. Tayyip Erdoğan başta olmak üzere ekonomiden çok anlayan insan da yok. Tayyip Erdoğan faiz düşerse enflasyon düşer diyen bir insan. Bilmeyen, bildiğini sanan ve bilmemesine rağmen bildiğini yapmaya çalışırken onun bilmediğini ona söyleyemeyen insanların yönettiği bir Türkiye. İş adamlar, akademisyenler dahil.” dedi.

Show CommentsClose Comments

Leave a comment