Ana Sayfa Türkiye Gelecek Partisi'nden 'vurgun' çıkışı!

Gelecek Partisi’nden ‘vurgun’ çıkışı!

Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan, partisinin haftalık basın toplantısında gündeme dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun son yaptığı açıklamaları eleştiren Özcan, “Bir İçişleri Bakanı milletvekillerine nasıl aba altından sopa gösterir? Elindeki mahrem bilgileri vatandaşa karşı tehdit olarak nasıl kullanır?” sorusunu yöneltti. Merkez Bankası yeni Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamalarına da değinen Özcan, “Madem korku ve panik ile ‘bakın vallahi faizleri indirmeyeceğim’ diyecektin, bir gece kararnamesi ile ne diye geldin o koltuğa?” dedi.

Serkan Özcan’ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde:

Ucube Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçtiğimiz günden bu yana 3. Büyük ekonomik krizi de yaşadık. Daha ilk gece verdiği zararlar bir yana, esas büyük bedelleri zaman içerisinde yaşayıp göreceğimiz bir kriz maalesef. Hepimiz, Merkez Bankası başkanlığına yapılan atamayla ilgili olarak “Neden, niçin?” sorularını sorarken, yeni atanan Merkez Bankası başkanı aklımızla alay eden açıklamalarda bulundu. “İlk toplantıda faiz indirmeyebilirim bu kadar da çok üzerime gelmeyin” dedi. Yaşadığı korku ve panik ile, atandığı görev için gerekli niteliklere sahip olmadığını tüm dünyaya ilan etmiş oldu. Madem “Bakın vallahi faizleri indirmeyeceğim” diyecektin, ne diye geldin bir gece kararnamesi ile o koltuğa? Önceki Başkan buharlaştırılan 128 milyar dolarlık rezervin akıbeti için bir süreç başlatmıştı da onu mu durdurmaya geldin?

28 ŞUBAT’ÇILARIN 21 ŞUBAT VURGUNCULARI VARDI, BU İKTİDARIN 22 MART VURGUNCULARI!

Bu koalisyon iktidarı 20 yıl önce ekonomimizi iflasa götüren ne yapılmışsa bugün tekrar etmektedir. 20 yıl önce bankalarımızı boşaltan, dövizin yükselmesiyle köşeyi dönen 21 Şubat zenginleri vardı. 28 Şubatçıların Türkiye’sinde 21 Şubat vurguncuları vardı. Bu koalisyon iktidarının Türkiye’sinde de 22 Mart vurguncuları ortaya çıktı.

DAMAT YÜZÜNDEN YAŞADIĞIMIZ 3. BÜYÜK EKONOMİK KRİZ BU!

Damat, klik savaşlarından galip çıkacak, Saray içi darbeyle geri gelecek diye yaşadığımız 3.büyük ekonomik kriz bu! Verin yetkiyi ülkeyi uçuracağız deyip doları ve faizi uçurdular! Babalarının çiftliğinde at oynatan mirasyediler gibi oldular. Bu ülkenin en büyük reformu, Cumhurbaşkanlığı Vesayet Sisteminin lağvedilmesi olacaktır! Ekonomik, sosyal, siyasi tüm krizleri başımıza saran bu sistemin ta kendisidir! Berat Albayrak’ın ülkenin üzerine bir karabasan gibi çökmesini beraberinde getiren bu sistemin ta kendisidir! Yeniden cilalanarak geri dönüşüne halılar döşenmesinin kaynağı bu sistemdir. Kod adı “Berat Albayrak Reformu” olan, Albayrak’ın dönüşüne düzülen mizansenlerin, hibe bekleyen esnafa, çiftçiye, işçiye, işsize, çoluğumuza çocuğumuza, yaşlımıza gencimize maliyeti tahminlerin de ötesindedir!

22 MART KRİZİNİN ÜLKEYE MALİYETİ 525 MİLYAR LİRA!

22 Mart krizinin, ülkeye ilk maliyeti tam 525 Milyar TL oldu. Yıllık ilave 150 Milyar TL faiz yükü de kapımızda! 33 ayda 4 MB Başkanı’nı değiştirir, akıl dışı keyfi kararlara imza atarsanız adı reform değil millete zulüm olur! Damadınızın sattığı ve hesabı verilmesin diye ülkeye operasyon çektiğiniz 128 milyar dolar kadar daha rezervimiz olsa yine yetmez sizi doyurmaya. Bu kara gecenin 525 milyarlık zararıyla bu ülkede neler yapabilirdik: 1.2 milyon esnafa 1 yıl boyunca ayda 5 bin TL hibe verebilirdi. 2 Milyon çiftçiye 1 yıl boyunca ayda 5 bin TL destek verebilirdi. 13 Milyon emekliye 1 yıl boyunca ayda bin TL pandemi desteği verebilirdi 81 adet yepyeni hastane yapılabilir, tüm öğrencilere tablet verip sınırsız internet erişimi sağlayabilirdi. Kalan parayla da yardıma muhtaç 10 Milyon kişiye 8.500 TL verilebilirdi.

KANAL İSTANBUL KREDİSİ İÇİN UYGURLARA ZULME LAL KESİLDİLER!

Bunların yaşanan tüm krizleri, kendi menfaat operasyonlarını örtmede kullandıklarını sağır sultan bile biliyor artık! Kriz çıkardıkları günün ertesi, Kanal İstanbul’un imarı için basıyorlar imzayı. Yeşil alanları vakıflara devrediyorlar. Ellerinde olanı halkla paylaşmadıkları gibi, paylaştıklarını da yalanlarla bezeli açıklamalarının mezesi yaptılar. Hala “itibardan tasarruf olmaz” diyerek kamuya lüks araç alımı ihaleleri açmakla meşguller! Hala “inadına” Kanal İstanbul demeye devam ediyorlar. O kanala aradıkları kredinin karşılığı olarak, Uygur kardeşlerimize yapılan zulümlere “onursuz bir yalnızlık” içinde lal kesildi bunlar!

BIRAKIN HAYALİ İNTİKAMLARI, GÖZÜNÜZÜN ÖNÜNDEKİNE EL UZATIN!

Uygur soykırımına sessiz küçük ortak dün yine aklınca Türklük dersleri verdi. Zaten ne zaman sorumluluktan kaçsalar, bir şeyleri maskeleme ihtiyacı olsa, Türklüğün ya da milletin manevi değerlerinin arkasına saklanırlar. Sanki Türklük bunların telif ürünü, sanki patentli malı. Hem suçlu hem güçlü! Uygur meselesi de kendi tekellerindeymiş gibi konuşuyorlar. Kimse bunlara Uygurlara nasıl sahip çıkılacağını öğretemezmiş! Sahip çıkanların derdi de Washington’a hizmetmiş! Sn. Bahçeli! Birincisi mesele sadece Türklük değil, insanlık meselesi! Uygurlar her şeyden önce insan! İkincisi, diyelim ki dünya samimi değil; bu o insanların zulüm altında inlemediklerini mi gösterir? Sessizliğinizi, tarihe kara leke olarak düşülen tarafgirliğinizi örter mi? Bırakın “Washington, emperyalizm” falan deyip kapı arkasına saklanmayı, hayali-tarihi intikamlardan bahsetmeyi de gözünüzün önünde olan bitene el uzatın!

ÜLKENİN İÇİŞLERİ BAKANI MİLLETVEKİLLERİNE ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERİYOR

Sn. İçişleri Bakanı pudra şekeri konusunu yine bir alacak-verecek işine bağladı. Ne yapalım yani? Bunca haramı, batağı, fırıldağı, düzeneği bir kenara bırakıp şantajcıya mı kızalım? Yoksa bizi şantajcıların şeffaflığına mecbur eden bu düzene mi? İçişleri Bakanı’nın görevi, suçlunun mazeretlerini kamuoyuna duyurmak mıdır? Daha önemlisi İçişleri Bakanı milletvekillerine aba altından sopa nasıl gösterir? Hem de ne sopa! Bakan açıkça istihbarat marifetiyle mahrem bilgileriniz elimde, ileri gitmeyin saçarım bunları ortalığa diyor. Kamu düzenini sağlamaktan, mahremiyeti korumaktan sorumlu Bakan bizzat vatandaşları, milletvekillerini tehdit ediyor. Soruyoruz: Sayın İçişleri Bakanı, ne yapmak istiyorsunuz ya da ne yapacaksınız eğer bu pudra şekerci büro elemanınızla ilgili tartışma bitmezse? Uyuşturucu kullananları mı deşifre edeceksiniz, kasetler mi saçılacak ortalığa, hesap cüzdanları mı dökülecek, işlenen suçlar mı ifşa edilecek? Ne olacak lütfen söyleyin, elinizde hangi mahrem bilgiler var? Siz o makama atanmış birisiniz, nasıl olur da vatandaşların hakkındaki mahrem bilgileri tehdit olarak kullanırsınız? Siz tehdit ederseniz; vali, kaymakamlar vatandaşı aşağılamaktan geri kalır mı?

CUMHURBAŞKANI NE ZAMAN KONUŞACAK?

Böyle bir ülke olabilir mi arkadaşlar? Meclisteki 3. Büyük partiye kapatma davası açılmış. Bahçeli “andımız” konusunda esmiş gürlemiş, bir sürü 28 Şubat sloganı atmış, faizler yüzde 19’a çıkmış, Dolar uçmuş ama Cumhurbaşkanı hala bu konularda bir tek cümle etmemiş,

Bir Cumhurbaşkanı’nın ülkesindeki en temel hem de çok yakıcı, siyasi, ekonomik ve toplumsal başlıklara dair konuşmaya bile cesareti yoksa bu ülke yönetilmiyor demektir. Cumhurbaşkanı bugün dahi susuyorsa ne zaman konuşacaktır?

Takip Et

20,112BeğenenlerBeğen
18,059TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri