Habibe Çiftçioğlu Başer: İstanbul Sözleşmesi gözden geçirilebilir ve toplumsal hassasiyetlerimize uyarlanabilir

Gelecek Partisi Kadın Politiklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Habibe Çiftçioğlu Başer, Medya Notu’na özel açıklamalarda bulundu. İstanbul Sözleşmesinden kadın cinayetlerine kadar bir çok konuda değerlendirmelerde bulunan Başer, Gelecek Partisi’nin kadın politikalarındaki perspektifini de ortaya koydu.

Habibe Hanım, öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Gelecek Partisi Kadın Politikaları’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcılığınız hayırlı olsun.

Çok teşekkür ederim.

Geçtiğimiz günlerde bir dava görüldü. Hatay’da yüzüne asit atılan Berfin Özek isimli bir kızın davası sonuçlandı? Berfin’e bunu yapan şahıs 13 yıl 6 ay ceza aldı. Hem bu dava özelinde hem de benzer kadına şiddet davalarında çıkan sonuçlar pek tatmin edici olmuyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Berfin Özek davasında Savcı, ilk mütalaasını kasten adam öldürmeye teşebbüs olarak hazırlamış daha sonra hazırladığı yeni mütalaayı kasten yaralama olarak değiştirmiş. Hukukçular, mahkeme kararında kanunların müsaade ettiği ölçüde verilebilecek en üst cezanın verildiğini ifade ediyorlar. Berfin haklı olarak “çektiğim acıların karşılığı bu değil” demiş. Hiçbir ceza gencecik bir kızın ömrü boyunca her aynaya baktığında yaşayacağı bir acının karşılığı olamaz elbette. 

Bu tür vakalarda şiddeti uygulayanları cesaretlendirecek cezalar verilmemelidir. Yaptırım gücü yüksek, bu suçları işlemekten caydıracak cezalar verilmelidir. Bazen mahkemelerin verdikleri cezalar toplum vicdanında karşılık bulmaz, bu öyle bir durumdur. 

Ben de bir anneyim, Berfin hepimizin evladı. Bu tür vakaların tekrarlanmaması için gerekli düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır. Son yıllarda kadına şiddet vakalarında ciddi artışlar yaşandı. Toplum gelişiyor, değişiyor. Aile yapısı farklılaşıyor. Eğitim-öğretim ve kültür bu gelişmeye ayak uyduramadığında Türk aile yapısının bozulmasına sebep olduğunu, bunun da aile içi çatışmaları arttırdığını görüyoruz. 

Son yıllarda kadına şiddette ve kadın cinayetlerinde astronomik denebilecek düzeyde artışlar yaşandı. Size göre bu durumu doğuran başlıca sebepler nelerdir? Bir kadın olarak meseleye bakışınız ve Gelecek Partisi’nin bu konudaki çözüm önerileri ve perspektifi nasıldır?

Kadınlar üzerinde işlenen suçlarda sorun, bir kadın sorunu olduğu kadar insani de bir sorundur. Öldürülen her bir kadın, bir insan, bir candır. Kadına şiddet, tecavüz, taciz gibi sorunları birbirinden bağımsız düşünmek, değerlendirmek mümkün değildir. Günümüz Türkiye’sinde, 2020 yılında halen tecavüzü ve kadına şiddeti konuşuyor olmamız, şiddet ve tecavüz olaylarındaki artış toplumumuz adına üzüntü hatta utanç verici seviyededir. Devletimiz, milletle el ele vererek kanunlardan eğitim politikalarına kadar pek çok alanda düzenlemeler yapmalıdır. 

İçinde bulunduğumuz toplumsal dönüşüm sürecinin yönetilmesindeki güçlükler aile politikalarının kadın, çocuk, gençlik ve yaşlı politikalarıyla entegre edilmesini zaruri kılmaktadır. Partimiz aile politikalarını, ailenin tüm bireylerinin sosyal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesini öngören sistemli ve bütüncül bir yaklaşımla geliştirmeyi hedeflemektedir. 

İstanbul sözleşmesi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

İstanbul Sözleşmesi; Kadına şiddet konusunda İstanbul’da 2011 yılında imzalanan ve yeterli onayıcı ülke sayısına ulaşarak 2014’de de yürürlüğe giren bu Sözleşme, alanında ilk uluslararası belge olmaktadır. Bu bakımdan sadece ülkemiz değil uluslararası düzeyde de yeri bulunmaktadır. Türkiye de bu sözleşmeyi kurucu olduğu Avrupa Konseyi’nin bir üyesi olarak imzalamıştır. 

Ancak hepimizin malumu bu Sözleşme sadece ülkemizde değil çeşitli ülkelerde de tartışma konusu yapılmakta, farklı yönlerden eleştirilmektedir. Toplumumuzda da çeşitli vesilelerle ve sıkça gündeme gelmektedir. 

Sözleşmenin muhtevasının topyekûn ret veya kabulle tanımlanması zordur. Olumlu veya olumsuz yönleri de mevcuttur. Kapsamlı şekilde ele alınarak değerlendirilmesi gerekir.  Önemli bir unsur olarak, bahse konu İstanbul Sözleşmesi her ülkeye ilgili maddeleri uyarınca sözleşmeyi fesih veya bazı değişiklikler getirebilme imkânı da sunmaktadır. 

İstanbul Sözleşmesinin toplumsal hassasiyetlerimiz çerçevesinde gözden geçirilmesi imkânı her zaman mevcuttur. 

Bu konuda hükümetin, sivil toplum kuruluşlarının inisiyatif almasında da yarar olacaktır. Biz de bu tür çalışmalara Gelecek Partisi olarak katkılarımız vermeye her zaman ve her zeminde hazırız. 

Tıpkı kadına şiddet meselesi gibi bir taraftan da ülkemizde boşanmaların sayısı oldukça arttı. Aile kurumunu muhafaza etmek için Gelecek Partisi’nin ortaya koyduğu perspektifi özetler misiniz?

Partimiz aileyi toplumsal yaşamın temel taşı olarak görmekte, aile kurumun çözülmesini en büyük tehdit görmekte, demokratik ve müreffeh bir toplumun temeli olarak tanımladığı kadına yönelik şiddeti ülkemizin en önemli sorunları arasında olduğunu bilmekte, bu sorunların toplumumuzun bütün kamu ve sosyal yapılanmalarının katılım ve iş birliğiyle çözülebileceğine inanmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak tablonun, yetkililerce değerlendirilmesi gerekmektedir. 

• Aile yapısı mutlak surette korunmalıdır. 

• Kadınlarımızın eğitim seviyesi mutlaka arttırılmalı, ekonomik özgürlüklerini kazanmaları sağlanmalıdır. 

• Kadın-erkek tüm bireyler birbirlerinin hak ve özgürlüklerini öğrenmeli ve benimsemelilerdir. Bunun için gerekli eğitimler verilmelidir. 

• Eşler birbirlerinin birer birey olduklarını kabul etmeli, ilişkilerini saygı ve sevgiyle beslemelidirler. 

Çözüm; birbirinden kopuş değil, kenetlenmedir. 

Kadınların iş gücü içindeki oranı size göre yeterli mi? Yeterli değilse kadınları iş gücüne daha çok entegre etmek için neler yapılmalıdır? Parti programınız bu konuda nasıl bir vizyon ortaya koyuyor?

Gelecek Partisi olarak hedefimiz; kadın ve erkeğin birbirine rağmen değil, birbirine güç veren destekçiler olarak hayatın her alanında yan yana ve birlikte yol almalarını sağlamaktır. 

Partimiz ırk, dil, inanç ve sınıf temelli ayrımcılıkların karşısında durduğu gibi cinsiyet ayrımcılığının da karşısında fırsat eşitliği prensibiyle durmaktadır. 

Demokratik ve müreffeh bir topluma ulaşma hedefi ile kadınların hayatlarına ilişkin tercihlerini özgürce yapabilecekleri sosyal, siyasal ve ekonomik ortamın oluşması sağlanacaktır. Bu politikalar ile kadınlar annelik ve aileye yönelik tercihlerinin yanı sıra meslek ve çalışmaya yönelik tercihlerinde de birini diğerine üstün kılmadan eşit şekilde desteklenecektir. 

Adaletli bir çalışma hayatı için kadınların güvencesiz çalışma, ücret adaletsizliği, zorbalık, iş- özel yaşam dengesinin kurulamaması sorunlarına yönelik olarak uluslararası standartların yakalanması hedefiyle gerekli düzenlemeler yapılarak takip süreci işletilecektir. 

Show CommentsClose Comments

Leave a comment