Ana SayfaTürkiyeİbrahim Turhan'dan İslam ekonomisi çıkışı

İbrahim Turhan’dan İslam ekonomisi çıkışı

Gelecek Partisi Genel Başkan Danışmanı İbrahim Turhan, Karar TV’de Mustafa Karaalioğlu ve Taha Akyol’un sorularını yanıtladı. Zoom üzerinden yapılan Ortak Akıl programının konuğu olan Turhan, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

İşte İbrahim Turhan’ın yaptığı değerlendirmelerden satır başları

Yıllarca aklı selim ile rasyonel bir şekilde, iktisat biliminin kurallarına, finans piyasalarının gereklerine, gerçekliğe uygun bir şekilde yönetip, başarılı olup, bunun da olumlu neticelerini görmüş olan kadro nedense birden bire Türkiye’yi bu mecradan çıkardı.

Akıl yerine duyguların, rasyonalite yerine doktrinlerin, dogmaların, olgusal gerçeklik yerine zihinlerde oluşturulan hayal mahsulü hamaset ile ya da komplo teorileriyle karılmış bir çerçeveye oturttu.

Böyle olunca biz dünyanın geri kalanından hem sermaye açısından hem ihtiyaç duyduğumuz tasarruf açığını karşılama anlamında yararlanamaz hale geldik. Bu da derhal 2018’de, 2019’de büyüme açığı olarak kendisini gösterdi.

Türkiye’nin potansiyel büyüme hızı, yani herhangi bir probleme yol açmadan büyüyeceğimiz hız %4,7’dir. Türkiye’yi bunun çok altında bir büyümeye mahkum etti bu siyasi tercih etti.

Bakın bu bir ekonomik kriz değil. Bu bir siyaset etme biçimi, bu bir yönetim anlayışı, bu bir zihniyet krizi. Dolayısıyla da 2020’ye geldiğimizde bu büyüme krizi kendisini işsizlik olarak göstermeye başladı, bütçe açığı olarak göstermeye başladı.

Ekonomi yönetimi parlak bir fikirle yeniden ortaya çıktı. Dedi ki; “Bizim tasarruf açığımız var. Büyümemiz lazım. Bunu kapatacağız.” Yurt dışından sermaye gelmiyor, niye gelmiyor sermaye? Biz gelmesini istemediğimiz için bu arada. Bunun tekrar altını çizeyim.

Ne yapacağız o zaman? Kendimiz yaratalım bu kaynağı. Nasıl yaratacaksınız? Tabi fizik okumuş olsalar mesela termodinamiğin temel yasasını bilirler. Enerjinin korunumu. Enerji yoktan var olmaz, var olan enerji yok olmaz. Ekonomi de böyledir.

Tabi zihinlerinde matematik, ekonomi, fizik birbirinden kopuk şeyler olduğu için bu arkadaşların.. Çünkü sağlıklı bir dünya görüşleri yok. Eklektik bir bakış açısına sahipler. Doktriner bakıyorlar, dogmatik bakıyorlar.

Onun için de dediler ki; Merkez Bankası yaratıversin kaynağı. Öyle ya.. Yoktan kaynak yaratacağız. Merkez Bankası’na işi yıktılar. Başta Merkez Bankası kadroları yapmamakta direndi biraz tabii ki. Bunun çözümünü de o kadroları değiştirmekte buldular.

Ben yaşadığımız sorunun, bütün bunların daha temelinde olan, daha ürkütücü bir sorun olduğunu düşünüyorum. Biz üç ciddi sıkıntıya sahibiz.

Birincisi, karar alma süreçleriyle ilgili. Karar alam süreçlerinde bilime, bilgiye, akla, rasyonaliteye değil kanaatlerimize, körü körüne oluşturduğumuz yargılara ve duygulara dayanıyor.

İkincisi, bir olgusal gerçeklik var. O olgusal gerçekliği görmezden geliyoruz, hatta reddediyoruz, inkar ediyoruz, hayır yok böyle bir şey diyoruz.

Zihnimizde oluşturduğumuz, çoğu da popülist sağcı siyasal akımların özellikle çok sevdiği komplo teorileriyle karılmış bir kurumsal gerçeklik, buna intiba ediyoruz.

Üçüncüsü de stratejik planlama. Biraz orta ve uzun dönemli akıl yürütme yerine anlık, refleksiv tepkilerle… Yani bir şey oluyor. Bugün bu problemi çözelim, yarın Allah kerim, öbür günü hiç düşünme zaten.

Dolayısıyla demokrasiden kopuşun, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, temel haklar ve özgürlüklerin ihlal edilmesi. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir yöneticisinin çıkıp Çin gibi bir modeli göstermesi.

Demokrasi, karar almanın biraz zaman aldığı bir yönetim biçimi. Çünkü uzlaşma gerekir. Çünkü kurallara uymak gerekir. Çünkü hukukun üstünlüğüne saygı göstermek gerekir.

Bir anda kafasına eseni, aklına geleni şöyle bir parmak şıklatmayla, ferman buyurarak, emir vererek işler böyle yürümez. Kurallar vardır, o kurallara uyarsınız ama o kurallar herkese eşit uygulanır. Önceden bilirsiniz, kurallar oyunun ortasında değişmez.

1990 sonrasını baz alırsak Merkez Bankası’ndan bu kadar ciddi krizin yaşandığı bir dönem olmamıştı.

İslam ekonomisi diye bir şeyden bahsediyorsak ilkelerden bahsetmemiz lazım. Bunun yolu birbirimize haksızlık etmemekten geçer.

İslam ekonomisinden benim anladığım paydaşlara adaletle davranıldığı, bütün işlemlerin şeffaf olduğu, avantajlı pozisyonda olanların hesap verdiği, toplumdaki bileşenlere karşı duyarlılık bilinciyle yaklaşıldığı, adil, serbest, özgür ve doğal bir ekonomik düzendir.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,923TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri