İhsan Özkes: Türkiye'de kutuplaşmayı, gerginliği, kavgayı bitirmek için geliyoruz

Ahmet Davutoğlu ile Konya’da fotoğraf verdiği günden beri yoğun saldırılara maruz kalan CHP’nin eski milletvekili, emekli müftü İhsan Özkes Medya Notu’nun sorularını yanıtladı.

Konya gezisi nasıl gerçekleşti? Davutoğlu ile birlikte yola çaktınız. Hayırlı olsun diyelim mi hocam?

Diyelim inşallah. Davutoğlu ile daha önce İstanbul’da görüşmemiz olmuştu. Daha sonra da Konya’da bulunmamı arzu buyurdular. Hatta Konya’da sabah kahvaltısını kendi evinde yaptık. Oradan Taşkent’e yola birlikte çıktık. Birlikte da çalışacağız kısmet olursa.

Ahmet Hakan hakkınızda çok sert bir yazı kaleme aldı. Sonra siz cevap verdiniz. Olay dalak-yürek tartışmasına kilitli kaldı bir ara.

Dalak yürek bizim toplumumuzda bir cesaret ifade eden mecazi kelimelerdir. Yoksa biz ona maddi anlamda ‘dalaksız’ demedik, bunu asla kullanmam yani. Bir hakaret amacım da yoktu kişilere yönelik. Bilinçli olarak çarpıtıldı sanırım. Ben o kelimeyi mecazi olarak kullandım. Ben nerede, nasıl kullandığımı biliyorum. Çarpıtılması beni çok bağlamıyor. Neticede ben sayın Davutoğlu ile birlikte olunca malum trollerin, bundan rahatsız olan çevrelerin saldırıları bekleniyordu. Yoğun bir saldırı olacaktı. Bu saldırılara da başladılar zaten.

Ben bu saldırıları görmezden gelebilirdim. Tepki vermeyebilirdim. O da belki bir tavır olabilirdi. Ama tepkimi verdim. Neticede siyasette bazen susarak mesaj verilir bazen de konuşarak. Ben konuşmayı tercih ettim. Neticede bunu da yazdım. Ama ‘dalaksız’ derken orada kimseye hakaret yok. Herhangi bir grubu ya da kitleyi itham etmek yok. Benim kastım ne Ahmet’edir ne Mehmet’edir.

Aslında bugüne kadar parti, grup gözetmeksizin herkesle kucaklaşmaya çalıştınız. Hiçbir gruba karşı duvarlar inşa etmediniz.

Ben geçmişte müftü olmama rağmen CHP’de milletvekili, parti meclis üyeliği yapmış biriyim. Türkan Saylan’ın cenaze namazını kıldırmış kişiyim. Deniz Gezmiş’in annesinin cenazesini kıldırmış kişiyim. Ama buna karşın rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile Kabe dostluğumuz var. Burada şunu söylemeye çalışıyorum. Kamuoyu tarafından bilinen biri olmamdan itibaren, müftüyken de Atatürk ile ilgili 10 kasımlarda mevlid okuttum. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramlarında camilere bayrak astırdım. Yani sıra dışı bir din adamı, bir müftü olarak geçmişten bugüne bir çizgim var. Ben bu milletin değerlerinin hepsini kucaklıyorum. Bu milletin bütün kesimlerini kucaklıyorum. Her kesimiyle şu ya da bu şekilde bir bağ kuruyorum, bir ilinti kuruyorum. İşte sanırım bu yadırganıyor.

Bir müftü nasıl CHP’ye gider, bir müftü nasıl Türkan Saylan’a muhabbet besler diyorlardı. Ama bununla birlikte benim İslam ile çelişen, İslam ile çakışan bir cümlem de hayatta olmamıştır. İslam’ı sulandıran bir kişi olmadım. İslam’dan taviz vermeyen biriydim hep. Ama bununla birlikte her kesimle de irtibat kurabilen bir yapım var. Bu yadırganıyor. Nasıl oluyor da bir müftü CHP’de bulunabiliyor dendi. O zaman da çok hücumlar oldu bana. Bu hücumları muhafazakar çevreler yaptı. Nasıl CHP’de olursunuz diye. CHP’den istifa ettim, önceden eleştirdiği yere nasıl gidersiniz dediler. Saray’ı kastediyorum. Ben bağımsız olmuşum. Bunu göstermem için de rahat hareket etmem gerekirdi. Bir 30 Ağustos bayramında seçilmiş cumhurbaşkanının davetine katılmak meşrudur. Bunda ayıplı bir durum yok. Ama bu ülkede yadırganıyor. Saraya gidip gitmemek  üzerinden politika yapılıyor. Siyasetçisin sen. Siyasetçi herkesle görüşebilen, buluşabilen insandır. 

Saray ziyareti ve Peygamberimiz hakkında söylediğiniz sözler üzerinden bir tartışma çıkmıştı.

Ülkede kutuplaştırma, ayrıştırma o kadar çok ki! Her hareketten, açıklamadan bir anlam çıkarılıyor. Buluttan nem kapılıyor. Ben siyasetteyken Sayın Arınç’ın bir cümlesi olmuştu. Külliye’de israf var demişti. AK Part’nin önde gelen isimlerinden biri olarak Sayın Arınç bunu söylemişti. Ben o zaman CHP milletvekiliydim. İsraf nedir haramdır. Peygamber yaşasaydı israf olan yere gitmez demiştim ben de. Bunu o zaman kullanmam doğru değildi. Ama insanız, hata olabilir. Sonra ben oraya gidince de vay efendim nasıl gidersin dediler. Ben oraya gidip namaz kıldım, Kuran dinledim. Verilen ikramlarda da israf yoktu. Ben orada dine mugayirlik görmedim. Sonra da ikinci hatayı yaptım peygamberimiz yaşasaydı buraya gelirdi dedim. Aradan 5 yıl geçti temcit pilavı gibi gündeme getiriliyor. Benim Peygamberimizle başlayan cümleleri söylemem doğru değildi. Dinin istismar edilmesinin karşısındayım. Ben yanlış yaptım. Ancak hepimiz insanız. 4.5 yıl milletvekilliği 6 yıl parti meclis üyesiliği yaptım. Söylediklerimin tamamen arkasındayım sadece 2 cümlem var. Bunlar yanlış. Allah’a da tövbe ediyorum. 

Sayın Ahmet Davutoğlu ile Konya’da fotoğraf verdiniz olay oldu. Saldırılar üst üste geldi. İtibar suikastleriyle nasıl baş ediyorsunuz?

Sayın Davutoğlu ile görüntüm sosyal medyada yer aldıktan şu ana kadar bana öyle bir saldırı oldu ki! İnanın onların kulandıkları ifadeleri, yazıp çizdiklerini bir insanın okuması, söylemesi mümkün değil. İnsan insanlığından utanıyor.

Ben kavga için gelmiyorum. Benim kavgaya niyetim yok. Asla yok. Bizim çizgimizde olan arkadaşlarımızın da böyle bir niyeti yok. Biz tevazuyu, sabrı, tahammülü yaşayacağız. Kim ne yaparsa yapsın tahammül edeceğiz.

Ben akşamdan beri 500’e yakın insan engelledim. Yazıktır, günahtır. Başka işlerle uğraşın. Ben CHP’lileri de AK Partilileri de MHP’lileri de İYİ Partilileri de Saadet Partilileri de HDP’lileri de herkesi sayarım ve severim diyorum. Benim Sayın Davutoğlu ile olmamı hazmedemeyip, demokrasiyi içselleştiremeyen bir grup var. Bir insan hakkının kullanılmasını bir ayıp ve ihanet gibi, suç gibi göstermeye çalışıyorlar. Bunu da o malum grup yapıyor.

Bizim sayın Davutoğlu’nun da dediği gibi yeni bir hale ihtiyacımız var. Bize bugün saldıranları bile mahcup edecek bir hal. Onlara ayıp ettik dedirtecek bir hal. Çünkü toplum çok gerildi. Daha fazla gerginliği kaldıramaz. Biz bu gerginliği gidermek için geliyoruz. AK Partili kardeşlerimize, MHP’li, CHP’li, İYİ Partili, partisiz bütün kardeşlerimizi herkesi kucaklamaya geliyoruz. Bundan rahatsız oluyorlar sanırım. Sevgiyi niye kıskanıyorsunuz? Saygıyı niye kıskanıyorsunuz?

Ben Davutoğlu’nun bünyesine haram bulaşmamış dedim saldırılar başladı. Hepimizin kusurları olabilir. Ama ben Davutoğlu’nu gerek ahlaken gerek kul hakkına karşı duyarlı bir siyasetçi olarak görüyorum. Sadece bunu söyledim diye hücum edilir mi? Temizlik, dürüstlük kıskanılmamalı. Biz cesareti, yiğitliği kavga etmemekte görüyoruz. Kavga etmemek için kendi nefsinizi yenebilmektir cesaret. Para ve şöhret için takla atmamaktır yiğitlik. Yürek, dalak dediğim şey budur işte. Sayın Ahmet Davutoğlu beyfendinin bir makam, dünyalık peşinde koştuğunu görmedim. İslam ahlakını yaşama gayrtinde olan, ilim deryasında yüzen biri. Doğu-batı kültürünü dilini iyi kullanabilen, eğitimli, birikimli bir kişi olarak görüyorum. Siyasetin kokuşmuşluğu içinde temizliğe ihtiyaç olduğu için söyledim bu sözleri. Temiz siyasete ihtiyaç var. 

Parti kurmaktan Sayın Cumhurbaşkanı ‘ihanet’ olarak bahsetmişti.

Ben buna ihanet demezdim. Bugün Ağustos’un 13. 12 Ağustos 1930’da Atatürk bizzat kendi direktifiyle Ali Fethi Okyar’a Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurdurdu. Fethi Okyar o partiyi kurmak istemedi. Beni İsmet İnönü ile karşı karşıya getirme paşam demişti. Yani düşünün. Bugünkü adıyla CHP’yi kendi kurmuş olmasına rağmen o partiden başka bir parti kurdurmak için de çaba sarf etmişti Atatürk.

Adnan Menderes’i hepimiz seviyoruz. Gökten mi indi? CHP’nin milletvekiliydi. Celal Bayar, Fuat Köprülü hep CHP’nin milletvekiliydi. Bunlar CHP’den ayrılıp 1946’da Demokrat Parti’yi kurdular. İsmet İnönü isteseydi o partiyi kurdurmazdı. Ama ayrılmalarına göz yumdu, parti kurmalarına göz yumdu. Daha sona 1950’de seçimleri kaybetti. Adnan Menderes’in partisi kazandı. İsmet İnönü’ye geçmiş olsun paşam kaybettiniz dediler. Hayır ben kaybetmedim, demokrasi kazandı diyerek cevap vermişti. Bunu 1950’de diyor. Bugün 2019’da yaşıyoruz. 69 sene önce bunu söylüyor. Atatürk’ün Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasını istemesi, İnönü’nün Demokrat Parti’nin oluşmasına göz yumması onların demokrasiye olan saygılarından ve toplumu düşünmelerinden. Bunlar çok önemil olaylar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here