Kaftancıoğlu için 7 yıl öncesine gittiler… MİT TIR’ları davasında Aydınlık nasıl da ‘yırtmıştı’?

Kamuoyunu uzun süre meşgul eden MİT TIR’ları davasını hatırlatan Karar yazarı Akif Beki, “Devlet sırrı gazetede ifşa edilirse suçlama, süre aşımından düşürülebiliyor…” diyerek ironik biçimde Canan Kaftancıoğlu’nun onanan cezasına atıfta bulundu.

İşte Akif Beki’nin “Her haksızlık bir provokasyondur” başlıklı o yazısı…

Bilhassa da ortada bariz bir çifte standart varsa…

Aydınlık gazetesine açılan davada yargı, ‘zaman aşımı’nı dikkate almıştı. Meşhur MİT TIR’ları davasıydı. Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlaması düşürülmüştü.

Bildiniz mi?

Hani, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü.

İki sanıklı davaydı.

“Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçundan kamu davasının düşürülmesine karar verilmişti. Davanın, belirlenen kanuni sürede açılmadığı anlaşıldığından…

“5187 sayılı Basın Kanunu’nun suç tarihinde yürürlükteki 26/1. Maddesi’nde öngörülen dört aylık süreden sonra açıldığı” içindi.

Devlet sırrı gazetede ifşa edilirse suçlama, süre aşımından düşürülebiliyor…

Ama Twitter’da terör propagandası, devleti aşağılama, Cumhurbaşkanı’na ve kamu görevlisine hakaretle halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamalarında süre gözetilmiyor.

İkisi aynı sene, 2019’da oldu. Aydınlık davasında işletilen kronometre, Kaftancıoğlu’nda işletilmedi.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeydi. CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu’na, 4 ila 7 yıl önceye yayılan tivitlerinden dolayı toplam 9 yıl 8 ay hapis cezası verilmişti.

Tesadüf eseri, İstanbul seçimlerinin yıldönümü 23 Haziran’da da istinafta onaylandı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, kararda usul ve esasa ilişkin aykırılık bulunmadığına hükmetti.

2012-2017 arasındaki sosyal medya paylaşımlarını yargılamakta usulen de sorun bulunmadı yani.

Aynı paylaşımları Twitter yerine gazetede bassaydı, davaya da öteki mahkeme baksaydı, yine usule uygun mu denecekti?

Ayrıca, 7 yıl öncesini deşsek aynı kategorilerde kimden ne mesajlar çıkmaz mı? Milat ve suça yorulacak şeyler eşit işlese, aleyhe kullanılabilecekler adamına göre değişmese…

Kaderin cilvesi, sanığın kimliği ve zamanlamada tecelli ediyor ‘adeta’.

Ne ki hukukta iki ayrı standardın uygulanması, feleğin hainliği diye geçiştirilemiyor. Vicdanları yaralıyor, adaletsizlik duygusu uyandırıyor.

Onun için her adaletsizlik, ağır bir tahriktir aslında. Amaçlanmamış olsa bile etkisi, sonucu budur.

Çaresi, provokasyona gelmemek, alet de olmamaktır. Ne kadar çıldırtıcı olursa olsun…

Adalet arayışını, hak hukuk mücadelesini sağduyuyu kaybetmeden sürdürmek gerekir.

Haklı zeminde kalarak. Kışkırtmanın ayartıcılığına kapılmadan, ifrite uymadan, istenen reaksiyonu vermeden…

Provokasyon, ancak haklıyken haksız duruma düşürecek tepkilerden kaçınırsanız, boşa çıkar. İçirilmek istenen cinnet şerbetini tatlı tatlı kafaya dikerek değil.