Ana Sayfa Türkiye Serhat Albayrak medyası Erdoğan'ın kuyusunu mu kazıyor? Meral Akşener çok ince gördü

Serhat Albayrak medyası Erdoğan’ın kuyusunu mu kazıyor? Meral Akşener çok ince gördü

Takvim gazetesinin skandal manşeti tartışılmaya devam ederken Meral Akşener'den Erdoğan'a çok ince göndermeler geldi.

Takvim gazetesinin skandal manşeti tartışılmaya devam ederken Meral Akşener’den Erdoğan’a çok ince göndermeler geldi. Akşener “Damadının kardeşi, elinin altındaki gazeteler üzerinden kuyunu mu kazıyor” diyerek Erdoğan’a ince uyarılarda bulundu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener grup toplantısında konuştu.

İYİ Parti lideri Meral Akşener partisinin grup toplantısında konuştu. Geçtiğimiz günlerde Takvim gazetesinin manşetine taşıdığı “Bu haberi okumadan markete girmeyin” başlıklı haberi de gündemine taşıyan Akşener, Erdoğan’a seslenerek, “Bu rezalet, önce seni vurur Sayın Erdoğan! Türkiye’yi yönetenlerin görevi, her şeyden önce vatandaşına, markete girdiğinde tüm ihtiyaçlarını alabileceği imkanları sağlamaktır. Damadının kardeşi, elinin altındaki gazeteler üzerinden kuyunu mu kazıyor bilemem ama milletimize yapılan bu hakaretin hesabını sormak, önce sana düşer. Manşetlerle savaştık diyordun. Al sana savaşılacak manşet.” diye konuştu. 

Akşener’in açıklamalarının satırbaşları şöyle: 

Sözlerime Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Güney Kıbrıs ziyaretinden başlamak istiyorum. Kendisi dedi ki hedefimiz adadaki Türk işgaline son vermek. Beyefendinin Yunanlı popülist politikalarına yönelik bu çıkışı esasında çok da şaşırtıcı değil. Asıl önemli olan bizim muhteremlerin ne diyeceği. Ben yine de gerekeni söylemek istiyorum. Sayın Başbakan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti müstakil bir devlettir haddinizi bilin. Sizin o stratejik iddialarını daha önce çok gördük. Bunlardan sonuncusuna ne olduğunu size hatırlatmak istiyorum.

O stratejik hedefler doğrultusunda, Kıbrıslı kardeşlerimize yapılan mezalim üzerine, 1974’te “Ayşe tatile” çıkmış ve adada bayrak göndere çekilmişti. 15 Kasım 1983 günü de, rahmetli Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş, yeni bir Türk devletinin kuruluşunu dünyaya ilan etmişti. E doğal olarak, olan da, sizin stratejik hedeflerinize, ve onun bayraktarlığını yapan dönemin cuntacıları ile siyasetçilerine olmuştu.

Unutmayın ki, bu tip stratejik hedefler Yunanlı siyasetçilerin kariyerlerine genellikle pek iyi gelmiyor. Benim size tavsiyem, ülkenizin sorunlarına odaklanın, boyunuzdan büyük konulara çok fazla bulaşmayın. Kıbrıs’taki, Türk işgali değil, Türk varlığıdır. Bunu da aklınıza kazıyın ama illaki aksini yapmakta ısrar ederseniz, biz yine buradayız. Her zaman bekleriz.

Akşener: Milletimizin sesini duyacaksın

Saray duvarlarından milletin gerçeğini görmeyenler, yan gelip yatsa da, biz sokaktayız, vatandaşımızla beraberiz. Milletimizi dinliyor, dertleri duyuyor, çareler öneriyor, milletimiz için neler yapabiliriz, ona çalışıyoruz. Sadece “Milletimiz darda” demekle yaranın kapanmadığını biliyoruz. O nedenle, yarayı sarmanın reçetesini de sunuyoruz ama nafile. Milletinden kopmuş, milletin derdini bırakıp, eşin dostun yandaşın derdine düşmüş Sayın Erdoğan, ne milletimize ne de bize kulak asmamakta ısrar ediyor. Bu iş böyle gitmez, Sayın Erdoğan. Seni o makamlara getiren milletimizin sesini duyacaksın. Pazarda, markette, hesabın içinden çıkamayan analarımızı göreceksin. İşsizliğin pençesinde, günü kurtarmanın telaşındaki çaresizlerimizi dinleyeceksin.

Çok zor değil; yönettiğin Türkiye’nin acı gerçeğini, artık anlayacaksın. Yani aslında işini yapacaksın. Ya işini yapacaksın, ya da ilk sandıkta çekip gideceksin. Türkiye çaresiz değil, milletimiz çözümsüz değil. Biz varız. Sen anlamasan da; ben, adliyede yolumu kesip, “Akşam ne yemek yapacağımı bilmiyorum.” diyen annenin ıstırabını anlıyorum. Sen dinlemesen de; ben, Sakarya’da yanıma koşan, işletmeci kardeşimin feryadını duyuyorum. Sen umursamasan da; Ben, Hendek’te, üç çocuğu da işsiz olan emekli babanın, yüreğindeki sızıyı dindirmek için çalışıyorum.

Milletin sana ayırdığın sürenin sonuna geldin

Gerçekler ayyuka çıktı. Mızrak artık çuvala sığmıyor. Sayın Erdoğan, sen farkında olmasan da, milletimizin sana ayırdığı sürenin artık sonuna geliyoruz. Son bir yılda, yüzlerce esnaf ziyareti yaptım. Borcu olmayan tek bir esnafa rastlamadım. İşçi çıkarmamış tek bir esnafa rastlamadım. Esnaf kirasını ödeyecek, Elektriğini, doğalgazını ödeyecek, vergisini ödeyecek, Çalışanının parasını ödeyecek, kredisinin taksitini ödeyecek. Bütün bunları ödeyecek, bir de kendi cebine para kalacak, Onunla da ailesine bakacak… Senin ısrarla görmek istemediğin, milletimizin yaşadığı gerçek işte bu. Kendini milletin efendisi zanneden Saray danışmanların, işi gücü bırakıp, her gün yeni bir yapay gündem üretmekle uğraşsalar da, milletin gerçek gündemi işte bu. Ayakkabı satanın işi, onda bire düşmüş. Paket servis yapabilen restoranların bile, iş hacmi üçte bire düşmüş. Bu memlekette eczanelerde bile veresiye var artık Sayın Erdoğan. Gölbaşında eczacı bir kardeşim, gece nöbette yaşadığı bir durumu anlattı. Diyor ki; “Bir vatandaş bebeğine mama almak için geliyor.

Birinci kart çekmiyor, ikinci kart çekmiyor, nakit para zaten yok. Geçerken bırakırsınız diyoruz ama onun dönmeyeceğini biliyoruz artık.” Yetmiyormuş gibi, muayene ücretlerini de eczanelerin sırtına yüklemişsin, hem ezcacı, hem vatandaş kan ağlıyor. Nasıl olacak böyle Sayın Erdoğan? Bir ay geçti, iki ay geçti, üç ay geçti. Esnafımız haklı olarak bu ülkeyi yönetenlere soruyor, “Batmadan nasıl yaşayacağız?” diyor. Cevap versene, nasıl yaşayacaklar Sayın Erdoğan? Ben, senin o her fırsatta yardımına koştuğun, derdini dert edinip, ödemesini asla eksik etmediğin, meşhur müteahhitlerinden bahsetmiyorum. Ben, bu memleketin bel kemiği, tam 2 milyon esnaftan bahsediyorum. Batmak üzere olan, 2 milyon işyerinden bahsediyorum. Seçim zamanı oy istediğin, ama zor zamanlarında, utanmadan görmezden geldiğin ailelerden bahsediyorum. Hani kürsüden atıp tutarken, senin için her şeyin üzerinde olduğunu söylediğin o aileler var ya, işte onlardan bahsediyorum.

“Bu basit matematiği bile yapamıyorsanız, bu işi bırakın gidin artık”

Sayın Erdoğan, Kasım ayından bu yana sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Esnaf kardeşlerim aylardır dükkanları kapalı halde bekliyor. Kimi evini, kimi arabasını satıp dayanıyor. Kimi de borç üstüne borç alıp ayakta kalmaya çalışıyor. Çıkıp, “Salgını yönetmek için herkes evinde oturacak” diyorsun. Esnaftan bu fedakarlığı istiyorsun. Karşılığında sen pandemiyi bitirmek için ne yapıyorsun? Mesela aşı stokladın mı? Hayır. 2 milyon esnafa sizi şu tarihe kadar aşılayacağım dedin mi? Hayır. Sağlık sistemi işlesin diye birinci sırada sağlık çalışanlarını aşılıyoruz, çok doğru. Okullar açılsın diye öğretmenlerimizi aşıyoruz, ne kadar güzel. İş yerleri açılsın diye esnafı neden aşılamıyoruz? Cevap yok. 2 milyon esnafın aşı maliyeti 100 milyon dolar ama, 2 milyon esnafı kapatmanın maliyeti, milyarlarca dolar. Bu basit matematiği bile yapamıyorsanız, bu işi bırakın gidin artık.

Birçok aşının 3’üncü faz sonuçları açıklandı. Sonuçlar, aşıların, enfeksiyona karşı yüzde 100 olmasa da, yoğun bakım veya ölüme sebep olan vakalara karşı, yüzde 100’e yakın koruma sağladığını gösteriyor. Senin görevin ise o aşıları bulup getirmek, ve bir an önce getirmekti ama sen bunu bile beceremedin. Minik ortağın Cinping Perinçek’e uydun, Uygur Türklerine yapılan zulmü görmezden geldin. Çin’e bu kadar yaranmaya çalıştın, ama daha yeterli sayıda Çin aşısı bile getiremedin. Biontech aşısını, Türk bilim insanları buldu. Türkiye’ye öncelik tanımak için ellerinden geleni yaptılar. Onu da getiremedin. Dostum, dostum diyerek gezdiğin Putin’den Rus aşısı da alamadın.

Başarıya bakar mısınız? Yunanistan kadar bile aşı satın alamayan bir iktidar. İsrail’in aşıladığı kadar vatandaşını bile aşılayamayan bir yönetim anlayışı… Yazıklar olsun. Hani dünya lideriydin, ne oldu Sayın Erdoğan? Lafa gelince, fırtınalar estirip, icraata gelince, ıslık çalıyorsun. Hariçten gazel okumaya gelince, en mahir sensin, milletin derdine gelince, araziye uyum sağlıyorsun. Senin için liderlik bu mudur Sayın Erdoğan? Geciktiğin her ay, ülkemiz milyarlarca dolar zarara giriyor.

2 ay sonra turizm sezonu açılacak, turizm çalışanları aşı olamazsa, bu sezonu da kaybedeceğiz. Sense hala, abuk sabuk gündemler peşindesin. Türkiye’nin, 165 bin doktoru, 200 bin hemşiresi var. 30 bine yakın eczanesi var. Bu ülkenin, günde iki milyon insanı aşılayacak kapasitesi var. Yetişkin nüfusumuzu, bir ay içinde aşılayacak kabiliyetimiz var. Hadi daha neyi bekliyorsun? Sen, oturduğun o koltukta ne işe yarıyorsun Sayın Erdoğan?

Takip Et

20,263BeğenenlerBeğen
18,149TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri