Ana SayfaTürkiyeMillette AK Parti ile "olmuyor, olamayacak" da algısı gelişiyor

Millette AK Parti ile “olmuyor, olamayacak” da algısı gelişiyor

Karar’dan Mehmet Ali Verçin, “Döviz ve altın alana hem valör hem vergi hem de komisyon” başlığıyla bayramın ilk günü dövize konan vergiyi eleştiren bir yazı kaleme aldı.

İşte Mehmet Ali Verçin’in o yazısı…

Önce BDDK altın alana, tıpkı döviz alanlara uyguladığı gibi bir gün valör kuralı getirdi. Ardından bayramın birinci günü, Cumhurbaşkanlığı Kararıyla, altın ve döviz alacaklara uygulanan binde 2 Bankacılık sigorta ve muamele vergisi (BSMV) binde 10’a yükseltildi, yani beş kat artırıldı. 

BDDK bu düzenlemeyle bir isabetsiz bir düzenleme daha yapmış oldu. 

Hâlbuki altını veya dövizi satan kişiler, satıştan gelen, paraya bir gün sonra kavuşsalar, belki piyasadaki işlem hızı düşer ve maksada daha uygun olurdu. 

Daha iyisi her iki tarafa da valör uygulamak; iyinin de iyisi hisse senedi piyasası gibi, her iki tarafa da iki gün valör uygulamak; hatta en iyisi her iki tarafa bir ay valör uygulamak…; bazen işi şakaya vurmak daha mantıklı geliyor.

ALTIN ALIM SATIMININ  EKONOMİYE ZARARI VAR MI?

Bu valör uygulama ihtiyacı nereden çıktı? Ne amaçlanıyor? Ne engellenmeye çalışılıyor? Kişiler arası altın satımının ekonomiye ne zararı var?

Bir banka müşterisinin bir diğer banka müşterisine altın satmasının, o şubenin bilançosu üzerinde bir etkisi olmaz. İşleme aracılık eden bankaların aldığı komisyon hariç, bu işlemlerin hacmi ne kadar büyük olursa olsun ekonomi üzerinde “toplam etki” sıfırdır.

Çünkü altın fiyatları Türkiye’de belirlenmiyor ve Türkiye’deki işlem hacminin dünya altın fiyatlarına etkisi çok azdır. Döviz alım satım işlemleri artınca, döviz fiyatları artabilir fakat altın alım-satım işlemleri artsa bile; altının dövizli fiyatları yükselmez, Türkiye’de.

Diyelim ki altın alım talepleri çok arttı ve arz yeterli olamıyor. Bu durumda iki yol var: Ya altın ithalatı yapılır ya da TCMB kendine ait altın stoklarından satış yapar. Her iki seçeneğin de ekonomiye gerçek bir zararı yoktur. 

TCMB altın yatırımcılarına satış yaparsa, ithalata gerek kalmaz; ikinci bir faydası, piyasada para arzı arttığında, tıpkı döviz satışlarında olduğu gibi, bu arz fazlası para piyasalardan çekilebilir.

İstanbul Altın Borsası, bankalar, müşteri ve TCMB’nin oluşturduğu “gram altın eko-sistemi”nde, altın alım satımının ekonomiye bir zararı olmadığı gibi dolaylı pek çok faydası var. Altın talebini bir “sorun alanı” olarak gösteren bir rapor, bir analiz varsa bilmek isteriz.

Eskiden BDDK bu tip kararları mutlaka bir araştırma ve inceleme raporuna dayandırırdı; bu konuda, böyle bir rapor varsa okumak isteriz. Eğer bize gelen talimatı Kurul Kararına çevirdik, deniliyorsa; değişmemesi gereken yöntem değişmiş demektir. Cumhurbaşkanlığı kararlarının alınış sürecini kime sorsam bilmiyor, ben de.

BİN DOLAR İÇİN 10 DOLAR VERGİ 5 DOLARI KOMİSYON

Bankalar, Hazine ve Maliye bakanlığı, ihracatçılar, sanayiciler ve döviz borcunu ödemek için döviz alacak olanlar hariç diğer herkes, döviz ve altın alırsa; binde 10 BSMV ödeyecek, karar bu.

Bin dolar satın almak isteyen bir kişi “10 dolar BSMV’ni” peşin olarak ödemek zorunda. Hatırlayanlar olabilir, “zorunlu karşılıkların binde yirmi beşi” kadar bir komisyonu da, paranın yattığı banka, TCMB’ye komisyon olarak ödemek zorunda.

Yani bin dolar alanların parası, eğer bankalar TCMB’ye ödedikleri komisyonu müşterilerine yansıtırlarsa, daha birinci dakikada 985 dolara iner. Bir kilo altın için de devlete 10 gram altın BSMV vergisi olarak ödenir.

NİÇİN? 

Hükümetin anlattığı gerekçe ne olursa olsun, son iki yıldır alınan her karar, toplum nezdinde, “ekonomide bir sıkışma var” algısını körüklüyor.

Çünkü yönetim, ekonomik sorunların hakikatini çarpıtarak halka anlatıyor; birikim sahibi halk da, oluşan bu muğlaklık ortamda, tedbir olarak parasını döviz veya altında tutmak istiyor. 

Hükümet bu olguyu bir “sorun alanı” olarak tanımlamak yerine; sadece sorunu çözeceğini umduğu kararları açıklayınca, tedirginlik azalmıyor.

İnsanlar kendilerine ekonomik sıkıntı yaratan “ekonomik istikrar tedbirlerine” gelecekle ilgili umutlar uğruna geçici bir süreliğine katlanabilir. Bu umutlar kararırsa vatandaş karşı tedbirler almaya başlar: Döviz ve altın kasalara çekilir, yatırım ve tüketim harcamaları ertelenir ve yeni liderler aranmaya başlanabilir

Olmuyor, olamıyor ve olamayacak algısı gelişiyor, bu hayra alamet değil.

Ya iktidar bir iç yenilenmeyi ya da “temsilde adalet yönetimde istikrar” sağlayabilecek bir sistemin kuruluşuna öncülük ederek, ülkeyi yenilemeyi denemeli. 

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,924TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri