Ana Sayfa Türkiye Ömer Dinçer: Hocalarımızın ve öğrencilerimizin itibarıyla daha fazla oynamayın, gelin üniversiteyi alın

Ömer Dinçer: Hocalarımızın ve öğrencilerimizin itibarıyla daha fazla oynamayın, gelin üniversiteyi alın

0
Ömer Dinçer: Öğretim üyelemizin ve öğrencilerimizin itibarıyla daha fazla oynamayın, gelin üniversiteyi alın

Halkbank’ın Şehir Üniversitesi’nin varlıkları için hukuksuz şekilde ihtiyati haciz kararı aldırmasına tepkiler büyürken bugün Şehir Üniversitesi bir basın toplantısı düzenledi.

İstanbul Şehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Ömer Dinçer ve Rektör Peyami Çelikcan üniversitenin son durumu hakkında basın toplantısı düzenliyor.

Rektör Peyami Çelikcan’ın üniversitenin başarılarıyla ilgili verdiği bilgilerin ardından konuşan Ömer Dinçer’in sözleri tarihe geçecek cinstendi:

Ya bu haksızlığı kısa sürede çözüp mağduriyeti giderin ya da öğretim üyelerimiz ve ögrencilerimizin itibarıyla daha fazla oynamayın, gelin üniversiteyi elimizden alın.

Ömer Dinçer: Bize borçlu gibi muamele edin suçlu gibi muamele etmeyin

Bu üniversite hem eğitimiyle hem sahip olduğu öğretim kadrosuyla, yönetimle bana göre çok müstesna bir yerde duruyor. Bunu subjektif görebilirsiniz ama inanmıyorsanız bugüne kadar YÖK’ün hazırladığı raporlara bakabilirsiniz.

Sizin için ölçü olur mu bilmiyorum ama bugüne kadar İstanbul Şehir Üniversitesi’nde rektörlük yapmış hocalar bugün burada oturuyor ve hala bizimle beraber çalışıyorlar. Okulumuzda dekanlık yapmış hocalarımız hala bizimle beraber.

YÖK kalite değerlendirmesi için buraya bir heyet gönderdi. Onların fark ettikleri ilk şey buradaki yönetimin kalitesiydi. Mütevelli heyeti, tavrı, strateji geliştirmesi, üniversitenin yönetimine dair bakışıyla, diğer üniversitelerle mukayese edilemeyecek kadar farklı bir yerde durduğunu itiraf ettiler, raporlar hazırladılar.

Biz burada akademik yönetimle idari yönetimi, genel vizyonla operasyonla faaliyetleri ayırt edecek bir mantığa sahiptik. Kesinlikle şunu söylemek lazım aslında müdahale edilen şey sadece sıradan bir üniversite meselesi değil. Bütün vakıf üniversitelerimiz içinde sosyal bilimlere kendini adamış, uluslararası başarılara aday bir üniversiteye müdahale ediliyor.

Müdahale ediliyor diyorum çünkü sizin kontrol edemediğiniz dışarıdan bir takım müdahaleler olursa bunu yönetmek oldukça zor.

Üniversiteye bu arazinin önce tahsis edilmesi sonra da devrinin yapılması üniversitenin talebiyle olan bir hadise değil. Mahkemenin verdiği bir kararın neticesinde bürokratik bir çözüm olarak ortaya çıktı.

Uzun yıllar bürokrasinin en tepesinde görev yapmış bir insanım. Onların mahkeme kararları karşısında sorun çözmek için nasıl çaba sarf ettiklerini tahmin edebiliyorum. Bu yüzden burayla ilgili bütün spekülasyonların bizimle alakalı olmadığını söylemek istiyorum. Bu spekülasyonları yapanları gerçekte bu kararı veren yürütmedeki heyeti, bürokrasideki yöneticileri bilmeleri lazım.

Dinçer: Murat Ülker destek vermediğini bildirdi

Ben sürecin ortasından bir yere başladım. 2016 yılında mütevelli heyet başkanı olduğumda ilk karşılaştığımız şoklardan biri Sayın Murat Ülker’in artık destek vermeyeceğini bildirmesiyle oldu.

Biliyorsunuz uzun yıllar üniversite güçlü bir desteğe sahip olmuştu. Eğitiminin kalitesini belirlerken bu güçle kararlar vermişti. Nitekim ben üniversitede mütevelli heyet olduğum yıl okuldaki öğrencilerin bursluluk oranı yüzde 70’in üzerindeydi.

Biz her şeye rağmen yönetimde hiçbir şey hissettirmeden çabalarımızı devam ettirdik. Ne zamana kadar? Mimarlar Odası’nın açtığı davayı bahane ederek Halkbankası’nın üniversiteye müdahale etmesine kadar. Danıştay’a açılan bu davada henüz ortada bir şey yokken, açılan davanın sadece bir parselle ilgili olmasına rağmen… Onlardan kampüs yapabilmek için kredi talep ettik.

Herhangi bir kurum yatırım yapacağı zaman, hizmet üreteceği zaman bir stratejik plan yapar kendine. Biz de 5 yıl sürecek bir stratejik plan yaptık. Yatırımlarımızı da bu yönde yaptık. Ama daha beşinci yıla gelmeden, dava bahane edilerek Halkbankası bize taahhüt ettiği kredileri artık ödemeyeceğini söyledi ve bizi tabiri caizse bir anlaşmanın tam ortasında bırakıverdi.

Hatta öyle bırakmıştı ki ay sonuna çok yakındık, maaşlarımızı ödeyecek durumda değildik. Bundan 10 ay kadar önceydi. Ama çok şükür bunu kimseye hissettirmeden, üniversitenin imkanlarını kullanarak bunu atlattık. Eylül ayına kadar gelmeyi başardık. Bazen borç bulduk bazen öğrencilerimize yıl sonunda yapılacak zamları yansıtmamak şartıyla erken ödeme taleplerinde bulunduk. Ama şunu bilin ki bütün bu süreçlerde hiçbir zaman iki şeyden ayrılmadık. Bunu övünerek her zaman, her yerde söyleyebilirsiniz. Hukuktan ve yürürlükte olan mevzuattan ayrı bir işlem yapmadık. Ne kadar zorlanırsak zorlanalım hiçbir zaman gayri ahlaki bir tutum içine girmedim. Hukuka ve ahlaka her halükarda riayet ettik. Çünkü bu üniversiteyi tasarlarken bu bizim var olan değerlerimizdi. Biz bunlardan krize düşsek bile taviz vermeyi uygun bulmadık.

Bütün ihale süreçlerinde mevzuata uyan, ihaleyi kim alacaktı, şirket kuralım da ihaleyi oraya verelim kavgası yapmadık. Bu kavganın yapılmadığı tek yer burasıdır.

Sonuç olarak Halkbankası’nın o müdahalesinden sonra biz Eylül ayına geldiğimizde şu durumdaydık. Sahip olduğu öğrencisiyle, yıllık geliriyle yıllık harcamalarıyla başabaş noktasına gelmiş, kendini idare edebilecek bir üniversiteydik. Geçen yıl sahip olduğumuz gelirlerimiz giderlerimizi tam olarak karşılamıştı. Ama bir sorunumuz vardı. Bizim Halkbankası’na karşı olan sorumluluğumuz. Faizi ödeyemedik. Çünkü banka bize ödemesi gereken parayı ödemedi. Biz de kaynaklarımızı personelemize harcamayı tercih ettik.

Faizi ödeyemedikten hemen sonra temerrüde düşürdü ve bütün alacaklarını geri çağırdı. Bu süreçte birçok görüşmeler yapmış olmamıza rağmen. Hukuken tanınmış olan haklarımızı talep etmemize rağmen. En sonunda Halkbankası’ndaki hesaplarımıza ardından da diğer bankalardaki bütün hesaplarımıza el koydular. Biz bu müdahalenin iyi niyet taşımadığını düşünüyoruz. Kimsenin niyetini okumak durumunda değiliz ama hukuken tanınmış kullandırmama yaklaşımını iyi olarak değerlendirmek zor geliyor bana.

Ben şunu söylemek istiyorum. Hukuki haklarımızdan bizi yararlandırın. Sorunlarımızı çözelim, borçlarımızı çözelim. Bize borçlu gibi muamele edin suçlu gibi muamele etmeyin.

Ömer Dinçer: Üniversitemizin maneviyatını zedelemeyin, gelip alın

Son olarak Hz. Süleyman kıssasından örnek veren Ömer Dinçer, “Bu sorunun çözümü için iki yol var. Ya bizim hukuki haklarımızı kullanmamıza izin verin. Çünkü borç ödeyecek kapasiteye geldik. Ya da öğrencilerimizi, öğretim üyelerimizi, üniversitemizin manevi şahsiyetini mağdur etmeyin, itibarını zedelemeyin, gelip alın. Son sözüm bu.” şeklinde konuştu.

YORUM YOK

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

%d blogcu bunu beğendi: