Ana SayfaTürkiyePelikancılar Davutoğlu’nu neden, nasıl düşürdü? Selçuk Özdağ gerçek nedeni ilk kez anlattı

Pelikancılar Davutoğlu’nu neden, nasıl düşürdü? Selçuk Özdağ gerçek nedeni ilk kez anlattı

Ahmet Davutoğlu’na en yakın isimlerden biri olan eski AK Parti milletvekili Selçuk Özdağ, Davutoğlu’nun Pelikan bildirisiyle düşürülmesinin asıl nedenini ilk kez açıkladı. Selçuk Özdağ aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Pelikancılar olarak bilinen grubu çalışma ofislerinde ziyaret etmesi hakkında konuştu.

Selçuk Özdağ Medya Notu’na verdiği özel demeçte, Davutoğlu’na yapılan operasyonun asıl nedenini ilk kez anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ahmet Davutoğlu’nu istifaya zorlayan Pelikan Bildirisi’nin kaleme alındığı yerde Hilal Kaplan ve Süheyb Öğüt ile fotoğraf vermesi çok konuşuldu. Halbuki Davutoğlu manifestosunda, Diyarbakır’da, Elazığ’da, Konya’da ve son katıldığı YouTube programında hep Pelikan tehlikesine dikkat çekti. Tam bu sırada da Erdoğan onları mekanlarında ziyaret etti. Bu fotoğrafı nasıl okumak gerekir?

Erdoğan’ın ziyaret ettiği yer kendine düşünce kuruluşu diyor. Türkiye’ye hangi konularda destek olmuş açıklanmalı. Burası bir düşünce kuruluşu olarak ortaya çıktı. İsimleri de Bosphorus Global. İstanbul’un eski ismi. Eğer burasının Pelikan bildirisini kaleme aldığı söyleniyorsa, Sayın Erdoğan da burayı ziyaret ediyorsa ortada ciddi bir problem var demektir.

Eğer burası kendine bir düşünce kuruluşu diyorsa faaliyetlerinin de şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması lazım. Burası Türkiye’nin siyasetine, ekonomisine, kültürüne, her alandaki problemlerine ne tür çözümler ürettiğini kamuoyuyla paylaşmalı.

Sayın Erdoğan şayet tırnak içinde söylüyorum ‘Pelikan çetesi’ denilen ya da Pelikancılar diye adlandırılan bu yapıyı bilerek ziyaret ettiyse bu kuşkusuz bir mesajdır. Bu düşünce kuruluşu ne zaman kuruldu, ne için kuruldu? Ne tür faaliyetler yaparlar? Bunları da açıklamalı. Bunlar mesela sanal alemi kullanılar mı? Sanal alemde fake hesap kullanırlar mı? Bunları açıklamaları gerekiyor.

Demokrasinin birçok tanımı vardır ama en doğrusu sanırım onun bir açıklık ve şeffaflık rejimi olduğu şeklindeki tanımdır. Türkiye’nin bir hukuk devleti olması lazım. Erdoğan ve arkadaşları üstünlerin hukukunu değil hukukun üstünlüğünü yaygınlaştırmak için yola çıkmışlardı. Hukuk devletinde gizli kapaklı işler olmaz. Hiç kimse fake hesap kullanmaz. Hiç kimse hukuktan ve şeffaflıktan ayrılmamalı.

Özdağ: Kimse belden aşağı işlerle siyaset yapmasın

Kimse vesayete soyunmasın. Kimse aklını kişilere ipotek etmesin. Bunların bedellerini hep ödedik Türkiye’de. Ödemeye de devam ediyoruz.

Türkiye’yi demokratikleştirelim, şeffaflaştıralım, kalkındıralım. Avrupa Birliği kriterlerine dönelim yüzümüzü. Avrupa kriterleri Türkiye’nin kurtuluşudur. Aksi takdirde zaman zaman tırnak içinde söylüyorum adınız ‘İslam’ ile anılır ama İslam’ın ahlakından bihaber olursunuz. Sonuçta hem İslam zarar görür hem de siz İslam’a zarar vermenin vebalini taşırsınız. Bu nedenle herkes şeffaf olsun. Objektif olsun. Hukuka, demokrasiye, insan haklarına saygı duysun. Kimse kimsenin şahsiyetiyle, kişilik haklarıyla uğraşmasın.

Kimse, tabirimi mazur görün, belden aşağı işler üzerinden siyaset yapmasın. İslam ahlak dinidir. Peygamberimiz diyor ki ben en üstün ahlakı tamamlamak üzere gönderildim. Ahlakın üstünde başka bir şey yoktur. Bu ahlak da bellidir. Evrensel ahlaktır. İslam yalan söylemeyin, adam öldürmeyin, çalmayın, kul hakkına girmeyin, çevreyi kirletmeyin, insanlara zulmetmeyin der. İslam adil olun ve adaletten ayrılmayın der. En önemli kriterler bunlardır.

Bu ziyareti Sayın Erdoğan’ın kendisinin anlatması daha isabetli olur. Burası bir dernek midir, bir düşünce kuruluşu mudur? Ortada bu yapıyla ilgili şaibeler var. Düşünce kuruluş olarak Türkiye’nin ekonomisine, siyasetine, akademisine, işsizliğine, sosyal problemlerine na kadar çözüm sunmuşlardır açıklasınlar. Bunların partnerleri kim? Kaynakları nerden geliyor.

Selçuk Özdağ Ahmet Davutoğlu’nun istifaya zorlanmasının asıl nedeni açıkladı

Pelikan Bildirisi kaleme alındıktan sonra Davutoğlu’na asıl operasyon başladı. Erdoğan ile Davutoğlu’nun bazı esaslarda anlaşamadığı doğrudur. Şeffaflık, siyasi etik, imar yasası bunlara örnek gösterilebilir. Ancak ben burada asıl nedene işaret etmek istiyorum.

MKYK’nın kurulmasında, bakanların atanmasında problem yaşandı. Vize konusunda problem yaşandı. Obama ziyaretinde problem yaşandı. Ancak asıl neden bunların hiçbiri değildi.

Tırnak içinde söylüyorum ‘Pelikan çetesinin’ o bildiriyi kaleme almasının en önemli sebebi şudur. Biz MKYK’nın yetkisinde olan teşkilat atamalarını Başbakan Sayın Davutoğlu’na vermiştik. Bu yetkinin Davutoğlu’nda kalmasını istemediler. Çünkü Davutoğlu kongrelerde il başkanlarını değiştirebilecekti. Delegeleri değiştirebilecekti. Eğer o yetki Davutoğlu’nda kalsaydı kongreye gidildiğinde Davutoğlu hiçbir şekilde dış bir müdahaleyle devrilememeyecekti.

Davutoğlu’nda olan yetkiyi Mustafa Ataş’a, MKYK’ya vermeliyiz dediler. Böylece Davutoğlu’nun teşkilatlar üzerindeki tasarrufunu önlediler. Sayın Davutoğlu’ndan çekindiler. Davutoğlu da o karara imza atmıştır. ‘Bana verdiğimiz yetkiyi tekrar MKYK’ya mı vermek istiyorsunuz? Buyrun’ demiştir. 45 imza vardı zaten. Sayın Davutoğlu imzalamasa bile o işlem yapılacaktı. Çünkü teşkilatların Davutoğlu’nun kontrolüne geçmesini istemediler. Ardından da Erdoğan’ın hem AK Parti’nin genel başkanı hem de Cumhurbaşkanı olduğu sisteme geçildi.

Sayın Davutoğlu “Bana Başbakan gibi görün ama Başbakan olma mesajı verildi’ demişti. İşte Davutoğlu’na genel başkan gibi görün ama genel başkan olma denmek istendi. Sana genel başkanlık yaptırmayız dendi o bildiride. Bu olay demokrasinin kamil manada içselleştirilmediğinin göstergesi. Bu da 21 yüzyıl Türkiye’sine hiç yakışmadı. Partiler milletindir. Birileri kurar ama milletindir.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,939TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz