Pelikancılık ve kötülüğün sıradanlaşması

Pelikancılık toplumun değerlerine atılmış alaycı bir kahkahadır. Bu nedenle hiçbir zaman pişman olmayacak. Çünkü gurur onlar için aynı zamanda şeytani bir erdemdir. Kurmaya çalışırken yıkmanın, parçalamanın adıdır Pelikan. Kendini ve toplumu göçertmeye kurulu. Çevresindeki insanlara zarar vermeden kıpırdayamaz haldeler.

Pelikancılar insanlara iftira attıkları için kötü değildir. İftira atarlar çünkü kötülük onların kucaklarında yaşamaktadır. Pelikan’ın nihai zaferi bütün ülkenin finalde yok oluşla karşılaşmasıdır.

Yıllarca FETÖ’nün gazetelerinde yazan, FETÖ’yü savunan Hilal Kaplan, Süheyb Öğüt, Melih Altınok, Kurtuluş Tayiz gibi isimlerin şeytanla kol kola yürüyüp zehirlenmeden (onun özelliklerini kopyalamadan) sıvışmaları mümkün olabilir mi?

Deşifre olan Pelikan örgütünün hazin sonu…

En sıradan eylemlerine dahi kötülüğü sinen Pelikan gerçeküstünün, absürdün, kötünün hükümdarlığıdır. Ve kendisini günün birinde yok olamayacak kadar değerli görür.

Pelikan daha başka nedir o zaman? Entelektüel bir vahşet ve barbarlık tarikatı. Ve onlardaki şeytanlık kibirli entelektüelliklerinde değil toplumun değerleriyle dalga geçen madrabazlıklarına gizli.

Kötülük artık Pelikan’ın gerçek özüne dönüştü. Kişiliğinin yüreğine yerleşti.

‘Kötülük vampir gibidir’ der Eagleton. Çünkü kötüler de vampirler gibi kendisindeki eksikliği tamamlamak için başkalarının hayatlarını sömürürler, mahvederler. Ersoy Dede, Kurtuluş Tayiz ya da Hilal Kaplan gibi isimlerin, Melih Altınok’un örneğin… Saldırdığı, hedef aldığı, yıpratmaya çalıştığı isimlere bakın.

Pelikancıların suratlarına bir bakın! Hepsinin meleksi gülüşünde toplum mirasının kurnaz şekilde sömürülüşünü itiraf eden şeytani bir kötülük gizli.

Amaçları gayet net! Türkiye’yi kuralların iyice silikleştiği öyle bir yere dönüştür ki kötülük anlamını yitirsin. Pelikan da artık istediği gibi bunun keyfini çıkarabilsin.

Sorumluluk yükünden kurtulmanın verdiği çarpık, sapkın bir tatmin duygusuyla sarhoşlar. Ve sarhoşluk er geç ayılacak olmak anlamına da gelir.

Pelikan ahlaken vasat bir açgözlülüğün, elleri almak için daima ileri uzanmış doyumsuzluğudur. Gerçeküstünün, absürdün, kötünün hükümdarlığıdır. Ondaki kötülük insanlardan çok toplumu hedef alan bir iş yapma biçimine dönüştü. 

Pelikancıların kulaklarımızla belli belirsiz işitmekte olduğumuz kikirdemesi usul usul bir feryada dönüşüyor artık. 

Pelikancıların sızdığı Ak Parti’nin ise son yıllarda içine saplandığı şeyin adı umursamazlık. İnsanların çektiği acılar karşısında kibarca gözlerini kaçıran, başka yöne bakan Ak Parti için nasıl ümitvar olunabilir ki!