Ana Sayfa Türkiye Rusya neden hep karşımızda? İbrahim Kiras'tan muhteşem analiz

Rusya neden hep karşımızda? İbrahim Kiras’tan muhteşem analiz

"Suriye iç savaşının perde arkasındaki rakip iki aktörü Ankara ile Moskova" diyen Karar yayın yönetmeni İbrahim Kiras'tan muhteşem bir dış politika analizi.

“Suriye iç savaşının perde arkasındaki rakip iki aktörü Ankara ile Moskova” diyen Karar yayın yönetmeni İbrahim Kiras, Ankara’nın -yalnızca Batı dünyasında değil- dünya kamuoyunda yalnızlaştığı bir dönemde ve işbirliği yapabileceği ülkeler de yokken Moskova ile karşı karşıya kaldığını belirtti.

İşte İbrahim Kiras’ın Rusya neden hep karşımızda başlıklı o yazısı…

Türkiye’nin çok uzak olmayan geçmişte Balkanlar’da, Kafkasya’da, Ege’de ve Kıbrıs’ta, yakın zamanlarda Libya’da ve Suriye’de, elbette Ukrayna-Kırım sorununda, son olarak da Karabağ’da, yani neredeyse bütün kriz bölgelerinde milli çıkarlarını savunurken hep Rusya’yla karşı karşıya olması tesadüf değil. Son iki yüz senedir kuzey komşusuyla hemen her zaman çatışma içinde olmasının tesadüf olmadığı gibi.

Çünkü ülkelerin dış politikalarını öncelikle coğrafya belirliyor. Hem doğal coğrafya hem de siyasi coğrafya… İki ülke arasındaki son iki yüz yıllık mücadelenin esasen okul kitaplarında “Rusların sıcak denizlere inme arzusu” diye ifade edilen jeopolitik zorunluklarla ilgili olduğu ve son iki yüz yıl boyunca geçerli olan şartların-coğrafi özellikler değişmediği için-bugün de geçerliğini koruduğunu söylemeye bile gerek yok.

Diğer bir husus da klasik jeopolitik teorilerinde biri kara gücü, diğeri deniz gücü olarak nitelenen iki büyük küresel hegemon arasındaki rekabet çerçevesinde oluşan tercih seçeneklerinin sınırlayıcılığı. Yakın geçmişte Rusya ve İngiltere arasında, sonra Sovyetlerle ABD arasında yaşanan bu rekabette Türkiye’nin yerini coğrafi şartlar belirlemişti. Bugün de coğrafyamız aşağı yukarı aynı olduğu için aynı şartlar geçerli.

Türkiye aslında Rusya ile münferit alanlarda iş birliği arayışı içinde olmaktan da hiçbir dönemde geri durmadı. Ne de olsa Türk dış politikası esasen denge politikalarında uzmanlık kesp etmiş bir diplomasi kadrosu tarafından yönetiliyor(du) iki asırdan bu yana. Ama iki ülkenin de tarihten ve bulundukları coğrafi konumdan kaynaklanan özellikleri stratejik bir ittifak içinde olmalarına engel. Jeopolitik şartlar iki ülkeyi müttefik olmaktan ziyade rakip olmaya zorluyor.

***

Son iki yüz yıl içinde, nispeten sakin geçen veya ateşkes halinde yaşanan fasılaları ve küçük çaplı münferit bazı işbirliklerini saymazsak, iki ülkenin karşı karşıya olmaktan ziyade yan yana durduğu tek bir zaman dilimi var zikredilmeye değecek. Millî mücadele ve cumhuriyetin ilk yılları. Çarlık rejimini deviren Bolşeviklerin bizi açıkça destekledikleri süreç. Batı emperyalizmine karşı yürütülen bir mücadeleye başka türlü yaklaşmaları ideolojik açıdan özellikle devrimin o hararetli günlerinde mümkün değildi zaten. İkincisi, Rusya devrimin ardından –hiç değilse bölgesel hegemonya mücadelesi bağlamında– Çarlık rejiminin savaştaki müttefiki olan İngiltere ile karşı karşıya gelmişti. Dolayısıyla ortak düşmana karşı savaşıyorduk bir anlamda. (Eski rejim ayakta olsaydı bile jeopolitiğin gereği olarak savaştaki bu ittifakın savaştan sonra sürdürülmesinin imkânı olmadığını da söylemek gerekir.)

Anlaşılan o ki Bolşevik idarenin milli mücadelede bize verdiği desteğin asıl sebebi başta boğazlar olmak üzere kendisi için jeostratejik önemi çok büyük olan Türk topraklarının İngiliz kontrolüne geçmesinin yol açabileceği “kuşatma”dan çekiniyor olmasıydı. 

Cumhuriyeti kuran kadrolar kuzey komşumuzun milli mücadelede bize yaptığı yardımlara müteşekkirdi, bunu her vesileyle gösterdiler. Ama söz konusu desteğin ideolojik gerekçesinin altındaki gerçek sebebini de bilecek kadar kurmay yaklaşımına sahip olduklarından Rusya konusunda “ne çok yakın ne çok uzak olmalı” prensibine ve belirli bir dengeye dayandırılan “iyi komşuluk ilişkileri” İkinci Dünya Savaşına kadar sürdü.  

Bu savaşın en kârlı galiplerinden biri olarak Sovyet Rusya önce orta ve doğu Avrupa’nın büyük bölümünü kendisine bağlamış ve ardından geleneksel –ve coğrafyasından dolayı “doğal”– hedefi olan Akdeniz’e ulaşma politikasını uygulama arayışına girmişti. Stalin İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerinde hak iddia ediyor ve Türkiye’den Kars ile Ardahan’ı istiyordu. Bizim Batı ittifakı içinde yer almaya –veya daha doğru bir ifadeyle Amerikan himayesine– acil ihtiyaç duymamız en çok bu yüzdendir.

***

Soğuk Savaş döneminde Türkiye NATO’nun “kanat ülkesi” olarak taşıdığı jeostratejik önem dolayısıyla Batı sistemi içindeki yerini koruyabildi. Soğuk Savaş’tan sonra ise özellikle Balkanlar ve Transkafkasya bölgelerinin yeniden düzenlenmesi süreci içinde yine Rusya ile karşı karşıya geldi. Özellikle bu iki bölgedeki rekabet yakın zamanda Ortadoğu’ya da taşındı ve Suriye iç savaşının perde arkasındaki rakip iki aktörü Ankara ile Moskova oldu.

Ama sonraki süreçte yine Suriye meselesinin doğurduğu komplikasyonlar çerçevesinde ABD ile bazı çıkar önceliklerimiz farklılaşır göründüğünde Rusya ile belirli bir alanda konjonktürel işbirliği seçeneği ortaya çıktı. Ama ittifak denen şeyi Suriye’de yapıp Kırım’da bozamazsınız. Onun için devletler “gemilerini yakarak” ittifak yapmak zorundalar. Türkiye gemilerini yakmış sayılmaz. Yalnızca ABD’nin yönetiminde halihazırda bir anomali durumu hüküm sürdüğü için Batı ittifak sisteminde bir karmaşa var. Ama bu karmaşa bize bir taraftan serbest hareket etme imkânı verir görünmesine rağmen bir taraftan da korunmasız bırakıyor.

Şunu demek istiyorum: Ankara’yı –yalnızca Batı dünyasında değil– dünya kamuoyunda yalnızlaştıran iç politika odaklı eylemler ve söylemler yüzünden hiçbir bölgesel meselede yanımızda işbirliği yapabileceğimiz tek bir ülke bile bulamadığımız bir konjonktürde Rusya ile karşı karşıya geldik yeniden.

Takip Et

20,494BeğenenlerBeğen
17,675TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Zehra Zümrüt Selçuk ile matematik öğreniyorum!

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı , kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşım ile sosyal medyanın gündemine oturdu.

Batman Kozluk’ta Gelecek rüzgarı!

Şu ana dek 44 il ve 280 ilçe kongresini tamamlayan Gelecek Partisi, büyük kongreyi yapmaya hak kazanmasına rağmen il ve ilçe kongrelerini...

Diyarbakır’da katledilen Melek’in babasına bıraktığı not ortaya çıktı

'da kardeşi Mustafa Aslan tarafından katledilen 'ın öldürüldüğü gün kaldığı aparttan çıktığı görüntüler ortaya çıktı. Olayın ardından odasında yapılan...

Cumhur ittifakına bomba transfer! Sarıgül sahalara dönüyor

Yeni parti kurmaya hazırlanan Mustafa Sarıgül hangi ittifakta yer alacak merak konusu. Gürsel Tekin'e göre cumhur ittifakının yanında saf tutacak. CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Mustafa...

Editörün Seçtikleri

Karamollaoğlu’ndan Ermenistan’ın sivillere yönelik saldırılarına sessiz kalan Batı ülkelerine tepki

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Ermenistan’ın sivillere yönelik saldırıları karşısında sessiz kalan Batı ülkelerine tepki göstererek, “Bu haksız, vahşi saldırılar karşısında sessiz...

AK Parti’de neler oluyor? İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak’ın yerine Fazlı Kılıç mı geliyor?

AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen Süleyman Özışık paylaştığı twitter mesajlarıyla dikkat çekti. Önce AK Parti’nin 22 ilçe başkanını görevden aldığını belirten Süleyman Özışık ardından da...

Giresunspor Adanaspor maç özeti

Giresunspor Adanaspor maç özeti izle. TFF 1. Lig'ne oynanan maçta tam 7 gol vardı. İşte unutulmaz maçın özeti ve gollerin videosu.

Ramazan Altan: Hedefimiz Sultangazi Belediyesini kazanmak

Bölgede yayın yapan yerel medya mensupları, Sultangazi Çakır Kahvaltı Salonu'nda sabah kahvaltılı toplantıda Gelecek Partisi Sultangazi İlçe Başkanı Ramazan Altan ve yönetimin...

Umut Akyürek’in dudakları estetik mi?

Ünlü şarkıcı Umut Akyürek'in dudakları estetikli mi bu uzun süredir cevabı merak edilen bir soruydu. Türk sanat müziğinin en...