Ana Sayfa Türkiye Sema Silkin: Normalleşmenin sebebi iktidarın vatandaşın yüzüne bakacak hali kalmaması

Sema Silkin: Normalleşmenin sebebi iktidarın vatandaşın yüzüne bakacak hali kalmaması

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sema Silkin, TV5'te Konuşmadan Olmaz adlı programın konuğu oldu. Silkin, gündeme dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sema Silkin, TV5’te konuk olduğu Konuşmadan Olmaz programında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Programa DEVA Partili Essum Aslan, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ünzile Yüksel ile Saadet Partili Ceren Kara da katıldı.

Silkin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’na eleştiriler yöneltirken ekonomik gidişata ilişkin de çarpıcı veriler paylaşarak vatandaşın ve esnafın içinde bulunduğu durumdan söz etti.

Eylem Planı’nda merak edilen hiçbir sorunun cevabı yok

Erdoğan’ın açıkladığı Eylem Planı’na ilişkin görüşlerini aktaran Silkin, Plan’ın Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmış olmasını hatanın başladığı yer olarak nitelerken şunları kaydetti:

“İktidar partisi adaletsizliğin sorumlusudur. Eğer yargı kendi başına bırakılsa belki bu sıkıntıları yaşamayacaktık. Eylem planı Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı, bir defa hata buradan başlıyor. Bugün yargının en büyük problemi ne diye sorsanız ‘yargının siyasallaşması’ denir. Fakat bu plan, yürütmenin başı tarafından açıklanıyor. Hata buradan başlamış oluyor. Yargının başı, mesela Anayasa Mahkemesi Başkanı bunu açıklamış olsa bir umut ışığı olabilirdi. Bu eylem planından sonra Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunun raporlarını, AİHM raporlarını, hatta kendi Anayasa Mahkememizin kararlarını alt mahkemeler dinleyecek mi? Bunu bilmiyoruz. İktidar, elini yargının üzerinden çekecek mi mesela? Yargı gerçekten özgür kalabilecek mi? Hakim ve savcı atamalarında kadrolaşma mantığından çıkılabilecek mi? Kişilerin dosyaları siyasi kod olarak bekletilip vakti gelince raftan indirilip onların aleyhinde kod şeklinde kullanılmaya devam edilecek mi? Siyasetin dili değişecek mi mesela? Bir kimseyi yargısız infaz edip terörist, hain ilan ettikten sonra yargı zaten kendine görev biliyor yürütmenin ithamda bulunduğu kişiyi tutuklamak için.”

Çiçek kim, diken kim?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Susuzluktan boynu bükülmüş bir çiçeğe su vermek adaleti yerine getirmek olurken, dikene su vermek zulüm anlamına gelebiliyor” sözlerine de değinen Silkin, şunları söyledi:

“Şimdi siyasallaşma buradan kalkacak mı? Bunların cevabı yok. Eylem planı açıklanırken ilk cümlede şöyle bir şey söylendi: “Her çiçeğe su vermeyeceğiz. Dikene su vermek zulüm olur ama boynu bükük çiçeğe su vermek adalet olur. Şimdi çiçek kim, diken kim? Dikeni belirleyecek olan kim, çiçeği belirleyecek olan kim? Bunları belirleyen zaten siyasal otorite olduğu için zaten burada sıkıntı çekiliyor.”

Makyaj!

Silkin, açıklanan Eylem Planı’nı makyaj olarak nitelerken sözlerini şöyle sürdürdü:

“Neden böyle bir eylem planı çıkıyor karşımıza? Uluslararası imajını toparlamak istiyor. Yeni Amerikan yönetimiyle masaya oturabilmek için bir makyaj yapmak istiyor. Avrupa ile yeniden bir açılım yapabilir miyiz, kayıp yılları telafi edebilir miyiz diye bakılıyor. Bir taraftan da ülke içinde umut tacirliği yapılıyor. İki yıl tacirlik yapıp insanların umutları bir şekilde ayakta tutulmaya çalışılacak. Hadi bunların samimiyetle yapıldığını düşünelim ama somut hiçbir vaat yok. Ne Sayın Cumhurbaşkanının açtığı davalardan feragat etmesi gibi bir şey yok. Yüzbinlerce KHK’lı beraat ettiler, takipsizlik kararı aldılar ve çok az sayıda göreve dönüş yapılabildi. Ceza Mahkemesi takipsizlik veriyor ama İdare Mahkemesi bunu kabul etmiyor ve bu insanlar görevlerine dönemiyorlar. Böyle bir somut vaatte bulunulmuş olsaydı, bir nebze olsun insanlar inanabilirlerdi. Bu eylem planının uygulandığını ya da uygulanmadığını nasıl ölçeceğiz? Burada bir kriter yok, hiçbir ölçüm, standardizasyon yok. Bir hedef yok. Bu hedefin sonunda bi yaptırım yok. Bu iki yıl içinde bu adaletsizlikler devam ettiğinde bunun hesabını nasıl soracağız?”

Normalleşmenin sebebi iktidarın vatandaşın yüzüne bakacak hali kalmaması

Aşı konusu ile ekonomik gidişata ilişkin görüşlerini de dile getiren Silkin, şöyle konuştu:

“Aşılamayla alakalı 50 milyon kişinin aşılanması gerekiyor. Biz henüz 7 milyon kişiye ilk doz aşıyı vurabildik ve elimizde 4 milyon kaldı. Sipariş edildiği yönünde bilgiler var ama herhangi bir şeffaflık olmadığı için ve bu süreçte de şeffaf bir yönetim görmediğimiz için bu aşılama yapılabilecek mi bilmiyoruz. Buna rağmen normalleşmeye dönmeye çalışıyoruz. Bunun iki sebebi var: Birincisi iktidarın söylem ve eylemleri arasındaki tutarsızlık ve vatandaşın yüzüne bakacak yüzü kalmaması. İstiklal Caddesi’nde bir tane teyze maskesi inmiş diye polis peşinden koşuyor ceza yazmak için ama siz tıklım tıklım kongreler yapıyorsunuz vakaların en yüksek olduğu illerde. Belki de sizin kongre yaptığınız illerde o ilin renginin değişmesine sebep oluyorsunuz. Öbür taraftan protokol cenazelerini zaten hepimiz görüyoruz. Devlet; vatandaşına, esnafına, müzisyenine yasakladığı ne varsa kendisi ve iktidar partisi uyguluyor. Hiçbir şekilde tutarlı bir durum söz konusu değil.

Ekonominin çarkları artık dönmüyor

Sema Silkin, sözlerine şöyle devam etti:

“Artık ekonominin çarkları artık dönmüyor. Pandemi üzerinden 1 yıl geçti. Ekonomi zaten CB Hükümet Sistemi’ne geçtiğimizden beri geriye gidiş yaşıyor. Ekonominin çarklarının dönmemesi artık esnafı isyan ettirdi. Türkiye’de son 1 yılda 100 bin esnaf kepenk kapattı. 40 bin işletme, yani KOBİ kapanmış. Dolayısıyla motor dönmeyince vakalar yüksek de olsa, aşılama yetersiz de olsa açılmaya mecbur kalındı. Ben geçen hafta üç ayrı ile gittim. Muğla, Denizli ve Ankara’ya. Ve esnafımızın nefes alacak hali kalmadı. 1 yıl önce parti olarak ‘korona tahvili’ çıkarılmasını önerdik. Böyle bir durumda parasal genişleme yapılması gerekiyordu. Türkiye de bunu yaptı ama 100 milyar liralık parasal genişleme yapıldı ‘bunu esnafa kredi olarak vermeyin, hibe olarak verin’ dedik. Bazı iktidar mensupları diyorlar ki; esnafa 50 Milyar yardımda bulunduk.

Biz diyoruz ki; Esnafın borçlarını 1 yıl erteleyin

“Böyle bir şey söz konusu değil, sadece 5 Milyar hibe verdiler. Onun dışında verilenlerin tamamı kredidir. Esnafa deniliyor ki; bu krediyi alman için vergi, SGK borcun olmayacak. Esnaf sağdan soldan borç bularak önce onu kapatıyor. Sonra diyor ki bunu yapılandır. Yapılandırmak için bu sefer yeni bir kredi çekiyor. Yani esnafın gerçekten durumu içler acısının da ötesinde. Açılmalar olduğu halde cirolar asla eskisi gibi olmayacak, belki yüzde 50’sini bile bulamayacak yaptığı cironun ama vergiyi öderken ödüyor. Biz diyoruz ki; 1 yıl erteleyin. Esnaf bir nefes alsın, kendini toparlasın. Vergi, SGK borçlarını 2022’de alın. Bugüne kadar vergisini ödemiş, devletinin yanında durmuş esnaf bir kez devletten bir şey bekliyor.

Büyüme kredilerle ilgili, üretimle ilgili değil

Silkin, hükümetin açıkladığı 1,8 büyüme oranı için illüzyon ifadesini kullanırken konuyla ilgili olarak “Bir taraftan da kamuoyunu yanıltacak şeyler söyleniyor: Pandemiye rağmen 1,8 büyümüştür, Çin’den sonra en çok büyüyen ikinci ülke olmuştur diye kamuoyunu yanıltma var. Bu 1,8 büyüme üretimden ya da herhangi bir sektörün canlanmasından kaynaklı değil. Tamamen piyasaya sürülen kredilerden kaynaklı. Yüzde 21 büyüme finanstan karşılanmış. Bakıyorsunuz, hizmetler ve inşaat sektörüne, üretime dayalı sektörlerde yüzde 4-5’lerde küçülme var. Dolayısıyla bir illüzyon gösteriliyor vatandaşa büyüyor Türkiye diye. Türkiye’nin büyüdüğü yok. Türkiye’nin geldiği aşamada yüzde 15’lik bir enflasyon var ve koronada ülkelerin enflasyonu yüzde 0-1’lerde” diye konuştu. Bizim yaşadığımız enflasyonu Zambiya filan yaşıyor. Gıda enflasyonu bunun çok daha üzerinde ki; yüzde 20’lik bir enflasyon söz konusu. Bu da TÜİK’in rakamı. Marketin, pazarın ne halde olduğunu biliyoruz. Yüzde 60’ın altında bir enflasyon söz konusu değil.”

Takip Et

20,208BeğenenlerBeğen
18,111TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri