Ana SayfaTürkiyeSerap Yazıcı: Ülkede öyle bir hukuksuzluk var ki tam bir korku filmi...

Serap Yazıcı: Ülkede öyle bir hukuksuzluk var ki tam bir korku filmi gibi

Ünlü anayasa hukukçusu Serap Yazıcı, Karar TV’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yazıcı, ülkede hukuktan uzaklaştıkça ekonominin de bozulduğunu söyledi.

Gelecek Partisi İnsan Hakları Başkanı Serap Yazıcı KARAR TV’de Elif Çakır ve Ahmet Taşgetiren’in sorularını yanıtladı. Hukuksuzluk ile ekonomideki kötü gidişin iç içe olduğuna vurgu yapan Yazıcı, ”Türk Lirası’nın hızla değer kaybetmesi, ekonomik alanda öngörülebilirliğin ortadan kalkması sürecine baktığımızda OHAL yönetimine geçişi ile başladı, aralık ayında zirve yaptı. Tüm bu süreçler Türkiye’nin hukuktan kopup keyfiliğe yöneldiği süreçler. Türkiye hukuktan uzaklaştıkça ekonomi de kötüleşmeye gidiyor” yorumunda bulundu.

TÜRKİYE’DE HUKUK-EKONOMİ İLİŞKİSİ

Ahmet Taşgetiren’in, ”Siz bir hukukçu olarak bu ekonomik vasatlıkla hukuk ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?” Sorusuna cevap veren Yazıcı,
”Turgut Özal’ın Türkiye’yi yönettiği yıllarda Türkiye çok yoğun ekonomik reform politikalarını tecrübe ediyordu. Hızlı bir serbest piyasa ekonomisine geçiş yaşanmaktaydı. Özal ekonomisi herkesi ekonomist yaptı deniliyordu. Şimdi o yıllarla bugün ki durum arasında çok ciddi bir benzerlik olsa da çok önemli bir fark var. Bugün yine mesleği iktisat olan olmayan herkes ekonomi politikalarına odaklandı. Herkes kapasitesi dahilinde ekonomiyi anlamaya gayret ediyor neden sonuç ilişkisini kurmaya çalışıyor. Ama o dönem ekonominin iyi gittiği dönem olduğu için herkes ekonomiye odaklanmıştı şimdi ise tam tersi bir durum söz konusu” dedi.

Ekonomi ile hukuk arasında ilişkiye vurgu yapan Yazıcı, ”Hiç şüphesiz ekonomi ve hukuk arasında bir ilişki var. Hukuk devleti olmadan, hukuk sisteminde öngörülebilirlik olmadan, ekonomik aktörler rahatça hareket edemezler. Sermayelerini yatırıma dönüştüremezler. Yeni yatırım alanlarına yönelemezler. Sermaye dediğimiz şey kuşaklardan kuşaklara aktarılan bir değer. Dünya tarihine baktığımızda hukuk devletinin ortaya çıkmasında ilk belirleyici faktör burjuva sınıfı olmuştur. Burjuva sınıfı kendi ekonomik geleceğini garanti altına almak için devletin hukukla sınırlanmasının isabetli olmasını talep etmiştir” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE HUKUKTAN UZAKLAŞTIKÇA EKONOMİSİ KÖTÜYE GİDİYOR

Türkiye’nin uzun zamandan beri ekonomik krizle mücadele ettiğini belirten Yazıcı, ”Türk Lirası’nın hızla değer kaybetmesi, ekonomik alanda öngörülebilirliğin ortadan kalkması sürecine baktığımızda OHAL yönetimine geçiş ile başlayıp Referandum ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle hızlandığını, Aralık ayında zirve yaptığını görüyoruz. Tüm bu süreçler Türkiye’nin hukuktan kopup keyfiliğe yöneldiği süreçler. Türkiye hukuktan uzaklaştıkça ekonomi de kötüleşmeye gidiyor” dedi.

Yazıcı sözlerine şöyle devam etti:

”Türkiye tam bir hukuksuzluk süreci yaşıyor. Şuan Türkiye’de hakim olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tek bir kişinin karar verici olduğu bir sistem. Bakmayın bir Cumhurbaşkanlığı kabinesinin olmasına, bu kabinede olup bakan olan kimseler karar alma sürecinde hiçbir belirleyicilikleri olmayan kişiler. Cesaretleri varsa en fazla tavsiyede bulunabilirler. Türkiye şuan tek kişilik bir yürütme organı tarafından yönetiliyor.”

AHİM KARARLARI UYGULANMALI

Türkiye’nin Avrupa Konseyi bünyesinde üstlendiği hükümlülükleri hatırlatan Yazıcı, ”Türkiye 1987’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuruyu kabul etti, 1989’da Mahkeme’nin kararlarının bağlayıcılığını kabul ettik. 2004’te AK Parti’nin öncülüğünde temel hak ve hürriyetlerine ilişkin uluslararası sözleşmelerin, kanunların üstünde olduğu yolunda bir Anayasa hükmünü kabul ettik. Bunları uygulamaya odaklansak ve Adalet Bakanlığı da bunun bekçiliğini yapsa Türkiye bugün olduğu yerden bambaşka bir yerde olurdu” dedi

Yazıcı, ”70 yıldır içinde yer aldığımız Avrupa Konseyi’nden ihraç edilme riski ile karşı karşıyayız. Bu bir popülist ifadeden ibarettir. Türkiye’nin kaybı çok büyük olur. Türkiye ne içeride ne dışarıda güven veriyor. Bir de ihraç edilirsek çok vahim bir tablo gerçekleşir. Hızla fakirleşme ve otoriterleşme süreci devam eder. Gençlerimiz ve yerli sermayemiz Türkiye’yi terk ediyor. Bu Türkiye geleceğini kaybediyor demektir. Şunu hatırlatmak isterim. Türkiye’de hukukun üstünlüğü dikkate alınmadığı dönemlerde Sayın Erdoğan ve onun içinde yer aldığı Milli görüş hareketi mağdur olduğu tarihlerde haklarını arayabilmek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat ediyorlardı. İçerde tükenen umutlarından dolayı hukuku ve adaleti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde arıyorlardı” diye ekledi.

Yazıcı sözlerine şöyle devam etti:

”Türkiye uzun süreden beri milliyetçilik ve İslami popülizmin sarmalında debeleniyor. Erdoğan bu temaları işleyerek daha fazla oy devşireceğini düşünüyor. Toplumu kutuplaştırdıkları oranda oylarının arttığını gözlemlediler. Toplumu kutuplaştırarak popülizmle seçimi kazanabilirler ama ülkeyi yönetemezler. Nitekim yönetemiyorlar. Bu yönetememezlik neticesinde ülke hukuktan koptu, adaletten koptu, insan haklarından koptu ve ekonomisi bu ölçüde kötüleşti.”

”AK Parti Kamuoyunu memnun edecek iktisadi ve siyasi politikalar izleyip oylarını güçlendirmek gibi bir yolu tercih etmek yerine algı yönetimi yapmaktadır. Algıları da başarılı yönetiyorlar. Bugün bu konuları konuşabilen televizyon kanalı yok. Medya üzerinde yoğun bir iktidar kontrolü var.

Neredeyse canı yanmayan bir toplum kesimi kalmadı. Ülkede öyle bir hukuksuzluk işlendi ki ve tam bir korku iklimi oluştu. Pek çok kişi bizimle aynı duyguları paylaştığı halde bunları dile getirebilecek cesareti bulamıyorlar. Bu durumu dile getirdiklerinde adaletsizlikle karşılaşacaklarını düşünüp susmayı tercih ediyorlar.”

GELECEK PARTİSİ HUKUK POLİTİKALARI

Ahmet Taşgetiren’in, Gelecek Partisi’nin hukuk politikaları nasıl olacak? Sorusuna Yazıcı’nın yanıtı şöyle oldu:

”Parti programını hazırlarken şu felsefeyi benimsedik; Temel prensibimiz insanın onurunu garanti edebilmek, onurlu bir şekilde yaşayabilmesinin alt yapısını oluşturmaktır. Herkesin anayasal haklarını eşit derecede savunmalıyız. Kutuplaştırmaların önüne geçmek istiyoruz. Kapsayıcı bir siyasi parti olarak ortaya çıktık ve toplumun bütün kesimlerine hitap eden bir partiyiz. Bir Kürt hakkını savunurken diğerlerinin de hakkı olduğunu unutmamalı, bir dindar kendi hakkını savunurken dindar olmayanın da hakkının savunulması gerektiğini bilmeli. Hepimizin haklarını eşit duyarlılıkla savunursak huzurlu ve mutlu yaşayabiliriz” şeklinde konuştu.

GELECEK PARTİSİ KHK MADURİYETLERİ İÇİN NE DİYOR?

KHK mağdurlarını hatırlatan Elif Çakır’a Yazıcı şunları söyledi:

”10 Aralık İnsan Hakları Günü, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edildiği gün vesilesiyle 9 Aralık’ta bir sempozyum organize ettik. Oradaki tezimiz şuydu; Anayasamızın ilk 3 maddesi değiştirilemez, ama uygulamalara baktığımızda ne yazık ki Anayasamızın 2. maddesi sistematik olarak uzunca bir zamandır ihlal ediliyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel hakları açıklanırken, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ifadeleri kullanılıyor. Burada bir paradoks var sistematik bir biçimde bu maddelerin ihlali yasak değil. Bu maddedeki kavramların ihlalinin önüne geçersek Türkiye’de insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devletini inşa edebiliriz. Dolayısıyla bizim temel perspektifimiz bu. KHK’lılar ile ilgili çalışmamızı yaptık henüz kamuoyuna açıklamadık” dedi.

GELECEK PARTİSİ’NİN SEÇİM SONRASI İÇİN PLANI NE?

Hukuktan ve adaletten uzaklaştıkça ekonomide kötüye gidiş başladığın altını çizen Yazıcı, ”Türkiye’de demokrasiden uzaklaşma, yönetimde keyfilik ve bunun beslediği ekonomik kötüye gidiş paralel. Gezi parkı protestolarında kullanılan ölçüsüz güçle Türkiye hukuk devletinden uzaklaşmaya başladı. Asıl radikal dönüşüm 15 Temmuz sonrasında oldu. Hukuktan, adaletten uzaklaştık ekonomik kötüye gidiş oldu. 2018 yılının Temmuz ayı sonrasında Cumhurbaşkanlığı Hükmet Sistemi’ne geçtik ve Türk Lirası’ndaki değer kaybı başladı. Hukuksuzluk ile ekonomideki kötü gidişin iç içeliğini bilelim. Neden sonuç ilişkisini doğru olarak kuralım. Bu hükümet sistemiyle Türkiye yola devam edemez. Bizde bu gerçek karşısında Parlamenter Hükümet Sistemi doğrultusunda bir çalışma yaptık. Bu önerilerimizin diğer partiler tarafından da sahiplendiğini görüyoruz. Demokratik muhalefetin bu önerisinin hayata geçmesi için anayasa üzerinde değişikliğin olması gerekiyor” sözlerini ekledi.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,927TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri