Ana Sayfa Türkiye Siz ‘Aptal olma’ diye bir mektubu içinize sindirirseniz ondan sonra Trump sizi...

Siz ‘Aptal olma’ diye bir mektubu içinize sindirirseniz ondan sonra Trump sizi Kuzey Kore lideriyle birlikte anar!

Genel Başkanı , ’te Nedir Ne Değildir adlı programın konuğu oldu. Mehmet Akif Ersoy, Afşin Yurdakul, Nihal Bengisu Karaca ve Hüseyin Bağcı’nın sorularını yanıtlayan Gelecek Partisi lideri, Dışişleri Bakanlığı dönemindeki Türkiye’nin dış politikasından Suriye meselesine, son kitabı Sistemik Deprem’den Erdoğan’ın dış politikadaki tutumuna kadar birçok konuyu değerlendirdi.

Sistemik Deprem

Son kitabı Sistemik Deprem’e değinen Davutoğlu, kitabının bir makaleden yola çıkılarak yazdığını ve ABD’de Trump’ın seçilmesiyle dünyada bir şok yaşandığını ve Richard Falk öncülüğünde bir grup akademisyenin Trump sonrası dünyanın nereye gideceğine ilişkin makaleler yazdığını ve kendi makalesine çok sayıda olumlu tepkilerin yanı sıra eleştiriler de geldiğini belirterek bunu bir kitap haline getirdiğini söyledi.

Dışlayıcı otokrasi değil kapsayıcı demokrasi

Dünyanın son yüz yıl içinde geçtiği evrelere değinen Davutoğlu, Sistemik Deprem kitabında; küresel, bölgesel ve ulusal krizlere karşı çözüm olarak dışlayıcı, popülizme dayalı otokrasi değil herkesi kapsayıcı, içselleştirici, özgürlükçü demokrasi olduğunu söyledi. , “’nin felsefesi de ve ’den neden ayrıştığımızın esas olarak oturduğu zemin budur” dedi.

Sayın Erdoğan’a sorarsanız daha aydınlatıcı olur

Başbakanlıktan ayrıldığı süreci anlatan Gelecek Partisi lideri, görevde kaldığı takdirde ilkelerinden taviz vermesi gerektiğini ya da geçmişte Ecevit ile Sezer arasında yaşanan bir krizin benzerine yol açacağını söyledi. Davutoğlu, Başbakanlığı birdenbire bırakmadığını söyleyerek, “Görevimi sürdürmek için yolsuzluklara karşı mücadeleden, siyasi etik yasasından, imar yasasından, şeffaflık yasasından vazgeçecektim. Şu soruyu Sayın Erdoğan’a ‘Siz yüzde 49,5 oy almış bir başbakanı istifaya zorlamanızın sebebi neydi?” diye sorarsanız, Erdoğan’ın vereceği cevap benim vereceğim cevaptan daha aydınlatıcı olur” diye konuştu.

Gelen memurları seçme yetkimiz yok!

Kendi döneminde Dışişleri Bakanlığına yapılan alımlara ilişkin soruyu da yanıtlayan Ahmet Davutoğlu, alımların Dışişleri Bakanlığı ile ilgili olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Alımlar Dışişleri Bakanlığı ile ilgili değildir. Biz KPSS’den ne geliyorsa onu alırız. Eğer KPSS yolsuzluğu yaşanmışsa bunu o zamanki Başbakan’a soracaksınız. Ben o dönemde KPSS ile gelenleri ayırt edemezdim. KPSS yolsuzluğunu yapan kimse ona soracaksınız. Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin, Dışişlerine gelen memurları seçme yetkisi yok. KPSS’den o puanları alanlar gelir.”

Ölçü İhvancı bir politika değildi!

Dışişleri Bakanlığı’nda izlediği Ortadoğu politikasına ilişkin olarak açıklamalar yapan Davutoğlu, Türkiye’nin o yıllarda izlediği politikanın doğru ve ilkesel bir politika olduğunu savunarak demokrasiden yana tavır aldıklarını vurguladı. Her zaman için seçimi kazananların yanında durduklarını dile getiren Davutoğlu, “Irakiye, seçimi 2009’da kazandığımızda siz desteklediniz dedi. Bir tek Türkiye arkamda durdu. ‘Destekledik, çünkü seçimi siz kazanmıştınız’ dedim. Maliki ile anlaşmalarımızı riske atmak pahasına sizi destekledik. Maliki seçimi kaybetmişti. Biz Irakiye blokunun arkasında durduk. İki sebeple; Bir: seçimi kazanmışlardır. İki: Mezhepçi bir blok değildi. Başında Iraklı, Şii bir liberal vardı. Sünni Araplar da onun içindeydi. Bazı Kürt ve Şii unsurlar da vardı. İlk defa mezhepler üstü bir araya gelmişti. Daha sonra Fuat Sinyora’ya, ‘2008’de Hizbullah sizin sarayı kuşattığı zaman sizi kim destekledi?’ diye sordum. ‘Bir tek Türkiye destekledi ve siz oradaydınız’ dedi. Peki neden destekledik Fuat Sinyora’yı? İhvancı mı? Hayır. Seküler, liberal bir sünni. Çünkü seçimi kazanmıştı

Doğu Akdeniz Türkiye’nin nefes borusudur!

Doğu Akdeniz’in Türkiye için hayati bir öneme sahip olduğunun altını çizen Davutoğlu, Avrupa Birliği’ne bunun net bir biçimde anlatılması gerektiğini vurguladı.Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’in kıtasal olarak iki sahil ülkesinden birisi olduğuna dikkat çeken Gelecek Partisi lideri, Türkiye’nin Mısır ile birlikte bu ülkelerden birisi olduğunu söylerken çıkarlarının en çok örtüşen iki ülkenin de Mısır ile Türkiye olduğunu sözlerine ekledi. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, Mısır’ı zaten tanıyor. Büyükelçimiz yok ama büyükelçiliğimiz var. Benim çıkarım Mısır ile konuşmayı gerektiriyorsa oturur konuşuruz. Benim başbakanlığım döneminde de istihbarat ve kurumlar arasında temas vardı. Bu yanlış da değil. Mısır’ın Yunanistan ile ilgili yaptığı anlaşmaya ilişkin tarafların oturup konuşması lazım. Dışişleri Bakanları da konuşabilir. Hiçbir yanlışlık yok. Diplomatlar da konuşabilir. Mısır ile bizim aramızdaki ihtilafın GKRY ile Yunanistan tarafından istismar edilmesine izin vermememiz lazım. Eğer biriyle normalleşme yapacaksanız en güçlü olduğunuz anda sizin şartlarınıza uygun şekilde yapılmalıdır. Şimdi ise İsrail ile perde arkasından her türlü görüşmeyi yapıyorlar. Ekonomik olarak veya diğer yollarla İsrail ile birtakım temaslar oluyor ama Doğu Akdeniz konuşulmuyorsa bu yanlış. İsrail artık sizi zayıf gördüğü için bölgede sizi değil de başka ülkelerle temasa başlamışsa Birleşik Arap Emirlikleri gibi ve siz Doğu Akdeniz’de bu kartı kullanamıyorsanız bu doğru değil. Doğu Akdeniz’deki herkesle görüşülür.”

Gerek Rusya ile gerek ABD ile ilişkiler şahsileşmiş, kurumsal niteliğini kaybetmiş durumdadır

Hükümetin Libya politikasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ahmet Davutoğlu, şöyle konuştu: “Libya ile yapılan anlaşmanın tamamlayıcı unsuru Mısır ile yapılacak anlaşmadır. Libya konusundaki tutum kesinlikle doğru. Destek de ifade ettim. Şu anda çok dikkatli olunmalı yalnız. Meclis Tobruk’ta, hükümet Trablus’ta. Hükümetin başında da Sarrac gibi bize yakın olan, desteklediğimiz kişi istifa etti. Çok dikkatli olunması lazım. Türkiye’nin Libya’daki askeri başarısına Suriye’de elde edilen tecrübenin çok ciddi katkılar olmuştur. Özellikle İHA’lar, SİHA’lar ve diğer boyutlarda. Türkiye yeni yeni öğreniyor proxy war’u (vekalet savaşı) açık söyleyim. Bu konu bizim gündemimizde değildi. Fakat Orta Doğu’nun realitesi bu ve Türkiye, Libya’da bu konuda başarılı. Eksik olan husus şudur Doğu Akdeniz politikasında: Eğer bir yerde sizin karşınızdaki güçlerin hepsi ittifak etmişse, birbiriyle ihtilaflı olan, bir yerde hata yapıyorsunuz demektir. Yani, Doğu Akdeniz’de Rusya, ABD, AB’nin çıkarları farklıdır, çelişiktir. Rusya ile ABD’nin çıkarı çelişiktir ama bakıyorsunuz Türkiye’nin tezlerine karşı bunlar bir araya geliyor. BAE, Yunanistan, İsrail, Mısır… Bunların hepsinin bizim karşımızda blok olmasının sebebi Türkiye’nin pozisyonunun haksızlığından değil. Maalesef, perde gerisinde yürütülmesi gereken diplomasinin perde önünde son derece hoyratça yürütülmesi ve şahsileşmesi. Gerek Rusya ile gerek ABD ile ilişkiler şahsileşmiş, kurumsal niteliğini kaybetmiş durumdadır. Doğu Akdeniz’de bunun yansıması ne oldu? Pompeo gitti GKRY ile anlaşma yaptı. Fransa, Baf’a 3 uçak gönderdi. Bunların hepsi Kıbrıs’taki yerleşik parametreleri ihlaldir. Türkiye bunları net olarak reddetmeli. Fransa’nın uçak göndermesi suçtur. Uluslararası hukuk ihlaldir. Türkiye’nin bunu Birleşmiş Milletler’e götürerek kayda geçirmelidir.

Siz ‘Aptal olma’ diye bir mektubu içinize sindirirseniz ondan sonra Trump sizi Kuzey Kore lideriyle birlikte anar!

Trump’ın Erdoğan’a yönelik sözlerinin kabul edilemez olduğuna dikkat çeken Ahmet Davutoğlu, “Siz ‘Aptal olma’ diye bir mektubu içinize sindirirseniz, ondan sonra Trump sizi Kuzey Kore lideriyle birlikte anar ve hakaret eder. ABD ile ilişkilerin şahsileşmesinden kast ettiğim bu. Trump ile bir gün önce çok yakın dost, ertesi gün düşman, bir gün dış mihrak. Böyle dış politika olmaz. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın onuru 83 milyonun onurudur ve bin yıllık devlet geleneğinin onurudur. Türkiye, Johnson mektubunu aldığı gün daha fazla konuşulmuştu. O mektubun acısı içimizden çıktı mı?Johnson mektubu, Trump’ın mektubuna göre çok daha nazik, çok daha diplomatik bir dille yazılmıştır. Trump’ın mektubu hakarettir. O mektup geldiğinde o gece benim uykum kaçtı. Ki görevde değilim” dedi.

DEAŞ unsurlarının Amerikan hapishanelerinden bırakılacağını kim tahmin edebilir?

Kendi dönemindeki Suriye politikasına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan Ahmet Davutoğlu, Suriye politikasının getirilerini Erdoğan’ın ve diğer yetkililerin kendi hanesine yazdığını, olumsuz taraflarını ise konuşma hakkı verilmediği bir dönemde kendisine yıkıldığına ve bunun ahlaki olmadığına değindi. Davutoğlu, kendisinin danışmanlığı ve dışişleri bakanlığı döneminde hem Suriye ile hem Irak ile mükemmel ilişkiler kurulduğunu belirterek ancak daha sonrasında oralarda bir devlet yapısının kalmadığına ve bunun gözden kaçırıldığına işaret etti. Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Başbakanlığı bıraktığımda dahi Halep, Türkiye’ye yakın güçlerin elindeydi. Şimdi ise her an PYD’nin sızması mümkün olan güçlerin elinde. Hama ve Humus hattında Türkiye’ye yakın güçlerin hakimiyeti vardı. Halep 2016 kasımında düştü. Türkiye’nin o kuşakta geleceğini belirleyecek olan iki şehir Halep ve Musul’dur. Musul’un yakınında askeri üs kurmak benim başbakanlığım dönemimde oldu, yeraltı kaynakları da göz önünde bulundurularak. Türkiye’nin bu hattına DEAŞ’ın hançer gibi sokulması ve bilinçli bir şekilde doğrudan Türkiye’yi hedef alacak şekilde gelmesidir. Türkiye’nin DEAŞ’ı desteklemesi söz konusu değildir. Bizi zayıflatan ne oldu? 2013 yılının Mayıs ayında Amerikan hapishanelerinden DEAŞ unsurları, Amerikalılar ve Maliki hükümetinin gözetimi altında kaçtılar. DEAŞ burada doğdu. Önce bizim Musul’daki hakimiyetimizi kırdı. DEAŞ unsurlarının Amerikan hapishanelerinden bırakılacağını kim tahmin edebilir? Suriye’deki hapishanelerden de bazı terör unsurları salıverildi. Bu terör unsurları kimi hedef aldı? Türkiye’nin müzahiri olan ve Türkiye ile birlikte hareket eden Özgür Suriye Ordusu’nu ve yerel komiteleri hedef aldı. O güne kadar, 2013’te Deyr-Ez Zor’da, Rakka’da, Cerablus’ta, Halep’te, Hama’daki bütün yerel komiteler ve büyün ÖSO, Türkiye’ye müzahirdi. DEAŞ’ın Musul’da saldırdığı ilk yer Esil Nuceyfi’nin makamıydı. Çünkü, Musul’da DEAŞ’ın görevi Türkiye’nin Musul ve Halep’teki etkisini kırmaktı. Rejim unsurları ile DEAŞ hiçbir zaman savaşmadı. Anlaştılar. Rejim havadan vuruyordu Türkiye’ye yakın unsurları, DEAŞ karadan giriyordu. DEAŞ ile PYD de hiç savaşmadı. Ta ki Kobane’ye kadar. Vekalet savaşını Türkiye hiç yapmadı, prensip olarak. Doğru da değil ama mecbur kalındı. Çünkü rejim kontrolü kaybetti ve bütün o hat Türkiye’nin kontrolünden birer birer çıkarılmaya çalışıldı. Türkiye’nin bu hattaki gücünün kırılmasının sebebi DEAŞ’ın devreye girmesi, aynı dönemde PKK unsurlarının Kuzey Irak’tan Musul üzerinden geçirilmesidir.”

Suriye bütün insanlığın kaybettiği bir alandır!

“Suriye Rejimi’nin yanında durmazdık. Kimyasal silah kullanmış, bir milyon insanının katletmi bir rejim. Yanlarında dursaydık bugün bütün demokratik ülkeler ve içeride de insan haklarına karşı herkes bize karşı olurdu. Türkiye’nin eline kan bulaştı diyeceklerdi.

DEAŞ’ın, Türkiye’nin o algıya gelmesine en büyük hizmeti FETÖ’nün MİT operasyonu yaptı. Peki sistemin içinde bu kadar FETÖ’cü unsur varken Genelkurmay’da, Dışişleri Bakanı olarak benim yapabileceğim şey nedir? Türkiye, Libya’da o dönemde sağladığı sert güç – ince güç o dönemde Suriye’de sağlanamadı. Çünkü engellendi. ÖSO’nun bu bölgeleri kontrol etmesinin önündeki en önemli engellerden birisi de Türkiye içinde bu orduları eğiterek düzenli bir birlik haline getirme çabalarına ordu içindeki FETÖ’cülerin engel olmasıydı. Bütün bu faktörler göz önüne alındığında biz elimizden geleni yaptık ve elimizden gelen de doğru şeylerdi. İnsanlık tarihinin en kanlı cinayetini işlemiş bir rejimin yanında duramazdık. Kendimize yakın müzahir unsurlar oluşturmak zorundaydık. DEAŞ’a karşı mücadele talimatını veren başbakan da benim. PKK ve DEAŞ ile aynı anda mücadele etmek zorundaydık. Suriye, bütün insanlığın kaybettiği bir alandır.”

Takip Et

20,498BeğenenlerBeğen
17,675TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

İbrahim Kahveci’den Hatipoğlu’na “ihaleleri görüyor musun?” tepkisi: Müsvedde hoca!

TV 5'de yayınlanan Hasan Basri Akdemir ile Ekonomi ve Ötesi programında gündemi değerlendiren Ekonomist , Nihat Hatipoğlu'nun Sabah Gazetesi'ndeki köşe yazısında...

Karantina sürecinde ekmek dağıtan CHP’li belediyeler için ‘paralel yapı’ diyen Mahir Ünal, MHP’nin kampanyası için “dayanışma” dedi

Tanıtım ve Medya Başkanı , ’nin tepki çeken kampanyası için “O ülkedeki yardımlaşmayı, dayanışmayı, paylaşmayı gösterir” açıklamasını...

Bakan Koca’dan sokağa çıkma yasağı açıklaması

Bakan Koca'nın açıklamalarından satır başları: Salgın Anadolu'da 2. zirvesinde Söyleyeceklerim salgının herhangi şeklinde tırmanışının bütün vatandaşları...

Ankara’da yer bitti! AK Parti üye standını Gelecek Partisi önünde açtı!

AK Parti Yenimahalle İlçe Başkanlığı, üye çalışması yapmak için İvedik Caddesi üzerinde bulunan Gelecek Partisi Yenimahalle İlçe Başkanlığı'nın önünü tercih etti.

Editörün Seçtikleri

Eskişehirspor Samsunspor maç özeti

Eskişehirspor Samsunspor maç özeti izle. Süper Lig'in 5. haftasında Eskişehirspor ile Samsunspor karşılaştı. Maçı 1-0 ile kazanan Samsunspor oldu. İşet maçın özeti.

Köprü, otoyol gibi projelere ödenecek paraların gizlenmesini sağlayan yasaya Gelecek Partisi’nden tepki

Otoyol, köprü ve şehir hastaneleri gibi belirli AK Partili müteahhitlere verilen ve uçuk bedelleriyle sürekli gündeme gelen projelere ödenecek paralar, TBMM’den geçen...

Feramuz Üstün: Milletin ekmeğe muhtaç hale geldiğini en iyi Bahçeli’nin kampanyası anlattı

MHP Genel Başkanı tarafından başlatılan “askıda ekmek” kampanyası, dikkat çekici yorumlar almaya devam ediyor. Son olarak ünlü gazeteci Fatih Portakal’ın...

İşini kaybetme korkusu yaşayanların oranı yüzde 94!

Araştırma şirketi Ipsos tarafından gerçekleştirilen ve koronavirüs salgınının toplumda yarattığı değişimleri ortaya koyan araştırma sonuçları, toplumdaki kötümser havanın arttığına işaret ediyor.Buna göre...

TÜGVA İstanbul İl Başkanı, AK Parti broşürü dağıtan partilileri Sahabeye benzetti

AK Gençlik tarafından hazırlanan ve büyük eleştiriler alan skandal video büyük tepki toplamıştı. Söz konusu video ile ilgili yorum...