Ana SayfaTürkiyeTürkiye neden Libya’da? Çünkü…

Türkiye neden Libya’da? Çünkü…

Tarihler tahminen 15 Şubat 2011’i gösteriyordu ve Libya’da iç savaş patlak verdi. Kaddafi rejiminin 2011’de yıkılmasının ardından ülkede tesis edilen geçiş hükümetine karşı başlayan darbe girişimleri ülkeyi adeta uçuruma yani iç savaşa sürükledi.

Asırlardır süre gelen sömürgeci anlayış Libya’yı da yerle bir etmesini bildi. Neden mi? Şunlar olabilir: Libya’da kanıtlanmış 42 milyar varil ham petrol, bin 505 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunuyor. Ülkenin kuzey bölgesinde bulunan ve ‘Petrol Hilali’ olarak adlandırılan bölge, Libya’nın petrol üretimi için hayati bir öneme sahip. Bu doneler yeterli gibi… Şimdi olayın genelinden özeline doğru yol almak istiyorum.

İç savaş ülkeyi yok etti

Kaddafi yönetimi Libya’yı 42 yıl boyunca yönetti ve 2011 yılında devrildi. Muammer Kaddafi’den sonra ülkede halen siyasi ve yaşamsal olarak istikrar sağlanamadı. Yönetimden indirilen Kaddafi’nin ardından Milli Genel Kongre Libya’da hükümet kurdu. Ancak emekli General Halife Hafter ve ona bağlı güçler 2014 yılında darbe teşebbüsünde bulundu. Yapılan darbe girişimi başarısız oldu ve  Aralık 2015’te, Fas’ın Suheyrat kentinde varılan “Libya Siyasi Anlaşması” ile birlikte yeni hükümet kuruldu. Bu anlaşma ile Libya’nın bölündüğünü söyleyebiliriz.

Genel olarak ekonomisi petrol ve doğalgaza bağlı Libya’nın kanıtlanmış 42 milyar varil ham petrol ve bin 505 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunduğunu söylemiştik. Ülkede Muammer Kaddafi’nin devrilmesinden sonra baş gösteren krizden önce günde 1 milyon 700 bin varil olan petrol üretimi kriz sonrası 700 bin varile kadar gerilemiş durumda  ki bu durum Libya için vahim denecek kadar kötü bir durum.

‘Toyota Savaşı’ ile birlikte gelen ihanet

Libya ile Çad arasında 1987 yılında ilişkiler oldukça gerildi ve iki ülke arasında savaş başladı. Bu savaşa ‘Toyota Savaşı’ adı verildi ve bu adı  Çadlı askerlerinin savaşta Libyalılara karşı Toyota pick-up’ları kullanmalarıdır. Libya, Çad üstünde egemenlik iddia etti ve Kaddafi ordusu Çad’ın kuzeyine ilk askeri birliğini göndererek savaş başlamış bulundu. Ordunun başında ise Türkiye ile Libya arasındaki gerilimin birinci nedeni olan Halife Hafter vardı.

Kaddafi’nin bir numaralı adamı olan Hafer, Çad savaşında aldığı yetki ile Libya’da adeta kahraman olarak tanındı ve önemli bir gücü eline almış oldu. Çad’a milyon dolarlık askeri ekipmanlarını yıkan Libya, Fransa’nın orada olduğunu unutmuş olmalı ki Çad’a Fransa tarafından yapılan destek neticesinde Libya savaştan yenilgi ile çıkmak zorunda kaldı. Tabi ki sadece Fransa’nın Çad’a vermiş olduğu destekle savaşı kaybetmedi Libya. Ordusu oldukça kötü idi ve hareket kabiliyeti ve hamle zekası olmadığı için de savaşı kaybetti diyebiliriz.

Çad ile girişilen savaşta Libya ordusunun başındaki komutan Hafter esir düştü ve Libya Ordusu 1.5 milyar dolarlık zarara uğradı. 7 bin 500 askerini kaybeden Libya’da halk arasında büyük bir şok ve panik hali vardı. Kaddafi’nin ülkede ilk kez karizması çizildi ve Kaddafi suçlu bulmak için Hafter’i vatan haini ilan etti. Günah keçisi Hafter oldu yani…

Yıllar ilerledi ve tutsak halinde bulunan Hafter serbest kaldı. ABD’ye götürülen Hafter hakkında CIA ile işbirliği yaptığı söylentileri ortaya çıktı. Yaklaşık 20 yıl boyunca ABD’de bulunan Hafter, Arap Baharı’nın Libya’ya sıçraması ile ülkeye kaçak bir şekilde giriş yaptı. Kaddafi ile bir hesabının olduğunu düşünen Hafter, Kaddafi karşıtı grupların liderliği görevini üstlendi ve büyük başarılar elde etti. Sonunda Kaddafi öldürüldü.

Kaddafi’nin devrilmesi ile batan geminin malları yağmalandı

2011 yılında devrilen Kaddafi, dünya gündemine otururken, Yunanistan Hükümeti saman altından su yürüterek Libya’ya ait olduğu bilinen Akdeniz’deki 9 bin kilometrekare alanı adeta çaldı. Libya Hükümeti’nin açığını iyi değerlendiren Yunanlar önemli bir deniz alanını kendisinin malı gibi kullanmaya başladı ve kimsenin sesi çıkmadı. Belki de halı altına süpürüldü denilebilir…

Bahsedildiği gibi Libya, Akdeniz sularında kendisine ait olan bölgelerden önemli derecelerde doğalgaz çıkartarak bunları dünya piyasasına sokuyor, önemli ticari gelir elde ediyordu. Yunanistan’ın hiçbir hakkı yokken gasp ettiği bölgelerde önemli güç elde etti. İşte bu noktada Türkiye’nin menfaatleri ortaya çıkıyor.

Hafter ülkede ortalığı karıştırdı

Bir ara ortalıktan kaybolan Hafter 2014 yılında tekrardan ortaya çıktı ve “Onur Operasyonu” adını verdiği operasyonla Libya’nın yaklaşık yüzde 90’lık kısmına egemen olmayı başardı. Trablus Hükümeti’ne karşı başlattığı operasyonlarla da bölgeye adeta kan kusturan Hafter, Trablus’a zarar vermeye başladı.

Türkiye ve Doğu Akdeniz

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Trablus Hükümeti ile oldukça iyi ilişkiler içerisinde. Türkiye, Trablus ile işbirliği yaparak Yunanistan’ı işgal ettiği Doğu Akdeniz sularından atmaya çalışıyor. Türkiye Hükümeti, Trablus Hükümeti ile işbirliği yapması halinde Yunanistan’ı kolayca o sulardan kovacak, gasp edilen bölgeyi hak ettiği ülkeye geri verecek. Ancak bu noktada… Hafter devreye giriyor ve Trablus Hükümeti’ne saldırılarda bulunuyor. Türkiye’nin Yunanistan’a karşı yanına almaya çalıştığı Trablus Hükümeti’ni devre dışı bırakmaya çalışıyor.

Peki, Trablus Hükümeti’nin düşmesi ne anlama geliyor? Şunu açık bir şekilde anlatmak gerekir ki, Trablus Hükümeti’nin düşmesi Yunanistan’ın bölgede daha fazla gasp yapması ve rant elde etmesi anlamına geliyor. Trablus Hükümeti Türkiye için Libya’da iş yapabileceği tek hükümet olduğu gibi, tutunacağı başka bir dal da bulunmuyor.

Milli Savunma Bakanı Libya’ya gitmesi büyük bir mesaj

Bölgede bunlar meydana gelirken, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Libya’ya gitti. Akar, Yunanistan’ın çaldığı karasularının Türkiye’ye ait olduğunu haritalarla birlikte açıkladı. Bu noktada Hafter boş durdu mu, hayır! Hafter yeniden saldırılara başladı ve Hafter’in arkasında bulunan ülkeler şu anda PKK, YPG gibi terör örgütlerine destek veren ülkeler. Asırlardır süre gelen hak iddia etme meselesinde şu anda Türkiye’nin Libya’daki savaşta bulunması zorunluluk halini almış durumda. Doğu Akdeniz’de meydana gelen gerilimde Libya’nın önemi oldukça önemli. Türk Ordusu her zaman olduğu gibi yine oralarda…

Kilit nokta: Doğu Akdeniz’deki enerji yatakları

Geçtiğimiz aylarda KKTC ile GKRK arasında Doğu Akdeniz meselesi patlak vermiş, Türkiye ise bu olaya doğrudan müdahil olmuştu. Coğrafi açıdan da bölgeye sınırı olan Türkiye, İsrail, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya Doğu Akdeniz’de aktif politika yürütüyor. Öte yandan, bölgeye sınırı olmamasına rağmen ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi ülkeler de Akdeniz’deki enerji denkleminde ağırlığını korumak istiyor.

Doğu Akdeniz’in madenler açısında bu kadar önemli olması ile birlikte Türkiye burada devre dışı bırakılarak enerjinin istenildiği gibi kullanılması isteniliyor.

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,939TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz