Ana SayfaDünyaÜmit Yardım’dan kritik Batı Şeria uyarısı: Eğer hemen harekete geçmezsek...

Ümit Yardım’dan kritik Batı Şeria uyarısı: Eğer hemen harekete geçmezsek…

Gelecek Partisi Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ümit Yardım, İsrail’in Batı Şeria’daki ilhak planları konusunda önemli uyarılarda bulundu. Yardım, “Batı Şeria için hemen harekete geçmezsek, ilhaktan sonra bildiri yayımlamakla yetinmek zorunda kalırız” dedi.

Büyükelçilik görevlerinde de bulunmuş emekli bir diplomat olan Yardım’ın Ankara Ekspresi için kaleme aldığı yazı şu şekilde:

İsrail, 1967’den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria’nın bazı kısımlarını ilhak etmeye hazırlanıyor (Batı Şeria’nın bir parçası olarak kabul edilen Doğu Kudüs daha 1980’de İsrail tarafından ilhak edilmişti). Sürecin önümüzdeki Temmuz ayında başlaması ve ilk etapta illegal Yahudi yerleşim birimlerinin ilhak edilmesi söz konusu. Gelecek Partisi Dış İlişkiler Başkanı -Emekli Büyükelçi- Ümit Yardım’a bu konuyu sorduk ve şu teferruatlı cevabı aldık:

19. ve 20. asrın en önemli ve tarihi kırılma noktalarından biri olan ve bölgesel/uluslararası etkileri halen devam etmekte bulunan Filistin meselesinin geçmişten bugüne gelişimi Orta Doğu’yu takip edenler için malumdur. Orta Doğu, özelde de Filistin halkı yüz yıldır bir gün bile huzur görmedi, oradan oraya, savaştan savaşa, sürgünden sürgüne, o ideolojiden bu ideolojinin gölgesine savruldu. Uluslararası düzenin aktörleri bir tarafa, zaman zaman bazı tepkisel  güç gösterilerinde bulunsalar da genelde bölge ülkeleri bile gelişmeleri çoğu kendi kamuoylarına yönelik güçlü sloganlar eşliğinde izlemekle yetindiler. Bugün itibariyle baktığımızda ise; son aylarda yaşanan bazı gelişmelerin Filistin meselesine yeni dinamikler, ciddi gerginlik potansiyeli getirdiğini görüyoruz. Bunları birçok vesileyle vurguladık, bölgede çok kritik ve muhtemelen ciddi gerginliklerin yaşanacağı dönemlerinden birinin başlamakta olduğuna durmaksızın işaret ettik. Aslında bölgedeki ve küresel düzendeki genel durumun maalesef İsrail‘e son derece elverişli bir ortam sunduğunu, onun da bu imkanı sonuna kadar istismara yöneldiği dahi ileri sürülebilir. Zaten Netanyahu bile bu dönemde İsrail’in önünde büyük tarihi fırsatlar bulunduğunu birkaç vesileyle açıkça dile getirmedi mi?

Nedir bu yeni gerginlik dinamikleri ve İsrail’in tarihi fırsat olarak gördüğü gelişmeler? Başlıklar halinde bakarsak;

a. ABD ve İsrail’in birkaç yıldır BAE, Bahreyn gibi bazı bölge ülkelerinin de bilgisi hatta desteğiyle hazırladıkları “Refah için Barış; Vizyon Belgesi”ni Trump’ın orkestra şefliğinde 28 Ocak 2020 günü ABD’de İsrailli iktidar/muhalefet liderlerinin huzurunda mağrur bir edayla bütün dünya‘ya ilanları,

b. Trump yönetiminin İsrail için belki tarihi boyunca bulabildiğİ ideal liderliklerden biri olarak ortaya çıkması ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması, Vaşington’daki FKÖ bürolarını kapatması, uluslararası kuruluşlarda Filistin’e desteğini kesmesi, 1981’de ilhak ettiği Golan tepelerinde İsrail egemenliğini tanıması, önceki yıl Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması gibi adımları kararlılıkla atması ve

c. Nihayet, uzun aylar sonrasında İsrail’de dönüşümlü başbakanlık modeline dayalı yeni koalisyon hükümetinin tesisi bugün içinde yaşadığımız günlerin çerçevesini çizmiştir.

Öte yandan, bütün bunlara ilaveten, Orta Doğu’nun malum durumu içinde, Filistin/ Kudüs konusunda söz söylemeleri gereken bölgenin etkin ülkelerinin Suriye ve Yemen’den, Irak ve Libya’ya kadar her yerde kendi aralarında savaş içinde bulunmaları gibi İslam milletinin başına gelebilecek en ağır felaketlerden birinin  bugün yaşanıyor olması ise kanatimizce en az yukarıdaki faktörler kadar,  Filistin’i haritada silecek yeni ABD/İsrail girişimlerin önünü açmıştır. Uzun yıllar sonra bölgenin bu durumu değerlendirilirken bugünün liderlerinin sorumlulukları her zaman ve en başta hatırlanacaktır.

Sonuçta; Filistin’i küçük parçalar halinde haritadan silecek, ilgili BM kararları (242, 338, 1397 ve 1515) esasında iki devletli, 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız bir Filistin’in kurulabilmesi dahil bütün kabul görmüş uluslararası hukuku tarihin derinliklerine fırlatıp atacak, buna mukabil İsrail‘in bölgenin en etkin devletlerinden birine dönüşümünün önünü açabilecek  bir dönemin eşiğindeyiz. Başbakan Netanyahu bu konudaki hedeflerini de hiçbir zaman gizlememiş, en başından itibaren, hatta 17 Mayıs’ta Knesset‘teki yemin töreninde bile açıkça ifade edegelmiştir. Tabii ki bu sözlerimiz duyabilenler, görebilenler, gelişmelerden dertlenenler için olmaktadır.

Anlaşıldığı kadarıyla, koalisyon hükümeti tesisi sürecinde 1 Temmuz’dan itibaren hükümetin ABD-İsrail Planı çerçevesinde girişimlere başlayabilmesi öngörülmüştür. Netanyahu’nun dün Batı Şeria‘dan bazı gayrimeşru yerleşimci liderlerle yaptığı toplantıda Planın ilk aşaması olarak 450 bin civarındaki yerleşimcinin bulunduğu Batı Şeria’daki yerleşimleri ilhakın 1 Temmuz’da sonuçlandırma niyetinin olduğunu, ilhakın diğer bölgelerinin ise bilahare ele alınabilecğini açıkça ifadesi de bu anlamda bölgeyi takip edenler için şaşırtıcı değil beklenen bir gelişme olmuştur. Adeta Hz. Mevlana’nın hikayesindeki gibi duvar çatlayarak evsahibine yıkılacağını çok önceden haber vermiş, evsahipleri ise görmemeyi, sadece çatlakları sıvayla gidermeyi tercih etmişler, hiçbir ciddi tedbir almamışlar, sonuçta da duvarın yıkılması gibi, bütün uyarılara rağmen Filistinli  mazlumların zarar göreceği belli olan bir ortam oluşmuştur. Yukarıda da vurguladığımız gibi en başta bölgenin liderleri tarih önünde bölgedeki bu durumdan ve bugünkü  gelişmelerden sorumludurlar.

Öte yandan, bölgesel gelişmeler bağlamında ABD Başkanı Trump için de aynı ölçüde kritik bir tablo mevcuttur. Covid19 salgındaki başarısızlığı ve polis şiddetiyle başlayan son gösterilerle Demokrat aday Biden’e karşı güç kaybını telafi için oynacağı kartlardan biri de muhtemelen yeni Orta Doğu Planının icrasına yönelik adımların atılması olacaktır.      

Sonuçta  Netanyahu’nun dün bir kez daha dile getirdiği ilhak niyetini fiiliyata geçirmesinin bölgede gerginliklere yol açacağı, tepkiler bağlamında örneğin, muhtemelen Ürdün, Mısır gibi ülkelerin İsrail‘le barış anlaşmalarını gözden geçirebilecekleri ancak ABD/Trump’la ilişkileri nedeniyle bunların da gelişmelerin akışını değitirecek mahiyette olmayacağı insanın aklına kaçınılmaz olarak geliyor. AB, Rusya, Çin hepsi suskunluklarını koruyacak gibi duruyorlar. Esasen Planın ilk açıklandığı günkü zayıf tutumları da bunun en iyi göstergesi.

Türkiye’nin ise uluslararası düzeyde, özelde ise Orta Doğu’da açık bir yalnızlık içinde bulunduğu dikkate alındığında vereceği tepkilerin nasıl ve hangi şiddette olabileceğini şimdiden kavrayabilmek maalesef çok zor oluyor. Tarihin bu kritik aşamasında bilhassa İİT dönem başkanı Suudi Arabistan’la ilişkilerimizin malum durumu BM’den sonra dünyanın en büyük uluslararası kuruluşu olan bu teşkilatın faaliyetlerini de etkilemiş olmalıdır. Mısır, İran, Irak, Suriye gibi ülkelerin gerek kendi durumları gerek Türkiye ile ilişkilerinin mevcut hali zaten malum.

Her halukarda tarihi sorumluluk içinde en başta Türkiye’nin şimdiden adımlar atması gerekiyor. Plan açıklandığında İİT olaganüstü toplantısında alınan kararların nasıl takip edildiğini bilmiyoruz. İlişkilerimizin nisbeten makul düzeyde olduğu Ürdün gibi ülkelerle son derece güçlü bir şekilde temasların sürdüğünü, İİT içinde gerekli istişarelerde bulunulduğunu ve diğer diplomatik girişimlerin yoğun şekilde devam ettiğini ummak istiyoruz. İsrail ilhak adımları attığı takdirde İsrail’le bütün anlaşmaların iptali uğruna Filistin Özerk Yönetimi’nin çökmesine bile razı olduklarını açıklayan Filistinlilerin yalnız ve çaresiz bırakılmaması herkesin üzerine düşen bir borçtur. Aksi takdirde hepimiz İsrail‘in atabileceği adımların ardından yine birtakım tepkilerle, mitinglerle, ortak bildirilerle yetinmek zorunda kalacağız.

https://ankaraekspresi.com/haber-umit-yardim-bati-eria-icin-hemen-harekete-gecmezsek-ilhaktan-sonra-bildiri-yayimlamakla-yetinmek-zorunda-kaliriz-3005#.Xt98ulLVovA.twitter

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,701TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri