Ana SayfaTürkiyeVahdettin İnce, Gelecek Partisi'ni anlattı: Ya din kardeşindir ya da yaratılışta eşitindir!

Vahdettin İnce, Gelecek Partisi’ni anlattı: Ya din kardeşindir ya da yaratılışta eşitindir!

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Vahdettin İnce, ankaraekspresi.com için bir yazı kaleme aldı.

Kaleme aldığı yazıya, “İnsanlar ya dinde kardeşin ya da yaratılışta eşitin” diyor Hz. Ali, Mısır valisi Malik Eşter’e gönderdiği mektupta.” sözleriyle başlayan Vahdettin İnce, yazısının tam metni şöyle;

“İnsanlar ya dinde kardeşin ya da yaratılışta eşitin” diyor Hz. Ali, Mısır valisi Malik Eşter’e gönderdiği mektupta. Devletin taraf tutmayacağını, vatandaşları arasında ayırım yapmayacağını vurgulamak bağlamında. Bu anlayışın İslam aleminde ne kadar etkin olduğu ayrı bir konu. En azından böyle bir prensibin vazedilmiş olması yeniden başlayanlar, başlamak isteyenler için yön tayin edici bir kutup yıldızı mesabesindedir.

Gelecek Partisinden söz etmek istiyorum. Kurulduğu günden itibaren bu partinin içindeyim. Partinin kuruluşunu resmen ilan etmek için gerçekleştirilen toplantılarda kurucuları gözlemlemekle meşguldüm diyebilirim, söylemlerden, programdan, tüzükten öte. Kurucular kelimenin tam anlamıyla hemen hemen bütün toplumsal kesimlerden seçilmişti. Etnik kökenler, dinler, mezhepler, ideolojiler…farklıydı. Böyle bir liste doğal olarak insanı düşündürüyor. Hangi zeminde buluşacaklar bu insanlar. Ya da insanlar etnik kökenlerini, kimliklerini, ideolojilerini, mezheplerini ne dereceye kadar göz ardı edebilirler de bir ortak kanaat etrafında kenetlenirler. Malum partilerde söylem ve eylem disiplini ya da koordinasyonu son derece önemlidir. Bendeniz bu soruları zihnimde cevaplandırmaya çalışırken partide yer almayan bir dostum “ne düşünüyorsun?” diye sordu, parti hakkındaki izlenimlerimi merak etmişti . Malzeme alabildiğine geniş ve çeşitli dedim. Önemli olan mutfaktır. Mutfakta bu çeşitli malzemeden son derece lezzetli bir yemek de çıkabilir, kaynaşma olmaksızın birbirlerine lezzetlerini aktarmayan, aktarma imkanı bulamayan tatsız bir karışım da çıkabilir. Dostum “hoca iyi bir aşçıdır” dedi, Ahmet Davutoğlu’nu kast ederek. Bilim Sanat Vakfı ve Şehir Üniversitesi tecrübelerini hatırladım, dostuma hak verdim. Bilim Sanat Vakfı ve Şehir Üniversitesi bir başarı hikayesi idi (idi diyorum, çünkü bu başarıyı çekemeyenler kapılarına kilit vurmak üzereler ne yazık ki)…

Ahmet Davutoğlu’nu Bilim Sanat Vakfı yıllarından, sonra danışmanlığı, dışişleri bakanlığı ve başbakanlığı döneminden beri gözlemliyorum. O başbakan iken 1 kasım 2015 seçimlerinde Ak Partinin Van adayıydım ben de. O yüzden yakın mesafeden pek olmasa da uzaktan hep takip ettim. Kitaplarını okudum, konferanslarını dinledim. Bende oluşan kanaat “Türkiye’ye en az iki gömlek büyük geliyor” şeklindeydi. Ahmet Davutoğlu yukarıda saydığım resmi görevleri entelektüel birikimi ve parlak kariyeri ile deruhte etmişti. Gelecek Partisini kurarken yukarıda saydığım entelektüel birikiminin, parlak kariyerinin yanına bir de oldukça uzun ve verimli sayılacak bir devlet tecrübesini de eklemişti. O yüzden bu malzemeden hayranlık uyandıran bir lezzet çıkar dedim.

Beş ay kadar oldu parti kurulalı. Ahmet Davutoğlu’nun saydığım bu farklılıklar karşısındaki tavrını yeterince gözlemleme fırsatını buldum diyebilirim. O yüzden onunla ilgili kanaatim pekişti. Şimdiye kadar gözlemlediğim tutumu, yazının başında yer verdiğim Hz. Ali’nin sözünün pratikteki tercümesi gibi oldu. Hepimiz bütün farklılıklarımızla beraber onun gözünde ya dinde kardeşleriz ya da yaratılışta eşitleriz.

Bu değerlendirme hiç kuşkusuz bir anda oluşmaz. Yukarıda işaret ettiğim birikime, kariyere, tecrübeye sahip olmayı gerektirir. Ahmet Davutoğlu insanların çok farklı dünyalardan gelerek insani değerler etrafında birleşebileceklerini gösteriyor, şimdiye kadar gözlemlediğim tutumuyla.

Farklı insanlarla ortak değerler etrafında buluşmak benim kişisel tecrübem açısından önemlidir. Yaralı bir coğrafyadan geliyorum. Ben doğduğumda Zilan katliamının üzerinden otuz yıl geçmişti. O katliamla ilgili hikayelerle, acılarla, dramlarla büyüdüm. Bu acıları merkeze alıp bu acıları yaşatanlara düşmanlık esasına dayalı bir tavır içine girebilirdim, çevremde, yakınlarımda birçok insanda gördüğüm gibi. Nitekim düşman halkası sadece bizzat acıyı yaşatan resmi zevatla da sınırlı kalmıyordu, onların mezhepleri, etnik kökenleri de bu halkada yer alıyordu. Düşmanlık duygusu insanın vicdanını altına alacak bir kartopu gibi büyüyordu. Beni bu vicdan öldürücü cendereden Müslümanlığım korudu. Bana ötekisi olarak öğretilmek istenen insanlarla Müslümanlık ekseninde buluşma yolunu tuttum ve acımı unutmadan o insanlarla buluşma yolunu seçtim. “Onlar benim dinde kardeşlerimdi”.

Geçenlerde partimizin genel başkan yardımcılarından Etyen Mahçupyan’ı dinledim bir televizyon kanalında. Dinlerken bir yandan da onun serüvenini hayal ettim. Benim yaşadığım acılarla mukayese edilmeyecek kadar derin acılar yaşamış bir muhitten geliyordu. O muhitten örneklerini çokça gördüğümüz bir düşmanlığı esas alabilirdi ve buna dair maddi ve psikolojik gerekçeler de hiç de az değildi. Ama o bu ülkenin geri kalanıyla ortak insanlık değerlerinde buluşma yolunu seçmiş diye düşündüm. “İnsanlar yaratılışta eşitin” ilkesini esas almış dedim.

Daha bir çok arkadaşımızın kişisel dünyasında yaşadığı bu serüveni bağlamında bu ilkeyi genel başkan Ahmet Davutoğlu parti içindeki tutumuyla pratize ediyordu. İnsanlar ya dinde kardeşimiz ya da yaratılışta eşitimizdir.  

https://ankaraekspresi.com/makale-gelecek-partisi-479#.XqhLGXVyGi8.twitter

Takip Et

20,116BeğenenlerBeğen
17,929TakipçilerTakip Et

Benzer Haberler

Editörün Seçtikleri